Aksaray ve Tarihi

Tarihnotları Sosyal Ağlarda


 Genel Bilgiler;M.Ö. 7000-6000 yıllarında Neolitik devirde Anadolu medeniyetinin ilk izlerini gördüğümüz Konya yakınlarındaki Çatal höyükte Hasandağı’na dolayısıyla Aksaray’a ait vesikalara rastlanmaktadır. Burada Hasandağının lav püskürttüğünü tasvir eden bir kazıntı resme rastlanmıştır. Neolitik dönemde Aksaray ve çevresi iskân görmüştür. Kalkolitik ve eski demir devirlerinde iskan olup olmadığı bilinmemekle birlikte çevre köylerde (Böget ve Koçaş) bu döneme ait seramiklere rastlanmaktadır. M.Ö. 3000-2000 yıllarında Anadolu’da Hatti kavmi yaşamıştır. Bu dönemde asurlu tacirler burada ticaret yapmışlardır. Aksaray’ın ilk ve orta tunç devirlerindeki durumunu Acemhöyük ören yerlerindeki yapılan kazılardan ve müze müdürlüğünün satın almış olduğu eski eserlerden öğrenmekteyiz. Bu dönemde Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan gelerek şehirlerin banliyölerinde ticaret merkezi kurmaya başlamışlardır. Asurlu tüccarlar yazıyı biliyorlardı. Pişirilmiş çamur üzerine yazılmış metinler, çamurun pekiştirilmesi suretiyle yapıştırılıyordu. Höyük. M.Ö. 3000’den itibaren iskan edilmiştir. Acemhöyük’ ün en parlak devirleri M.Ö.2000 yılının ilk yarısına isabet etmektedir. Koloni dönemlerinin sonlarına doğru, M.Ö. 1700 yıllarında Kafkaslardan gelen, küçük şehir devletleri kuran ve Anadolu’da, askeri bir devlet halinde bir kavmin varlığını görüyoruz. Hint-Avrupalı olan bu kavmin Anadolu’da siyasi iktidarı ele geçirerek kurduğu devlet, eski Hitit Devletidir. Aksaray’da Hititlere ait eserler bulunmamakla beraber mağlup memleketler arasında Aksaray’ın da adı geçmektedir. Orta Anadolu’da MÖ.13.yy. sonlarına kadar devam eden Hitit egemenliği M.Ö. 2.yy.da batıdan (Trakya) gelen ve deniz kavimleri olarak bilinen kavimlerin en güçlüsüdür. Yanardağ küllerinin sıkışmasından oluşan tüf tabakalarının çok kolay kazılabilme özelliği nedeniyle bölgemize çok sayıda yeraltı şehri, dik yamaçlara kaya içinde yerleşme birimleri yapılmıştır. 7.yy. sonlarından itibaren Müslüman Arapların Anadolu üzerinden İstanbul’a yaptıkları seferler nedeni ile bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı çok artmış, Ihlara, Gelveri ve Göreme gibi yerleşim birimleri oluşmuştur. Aksaray, 1142 tarihinde Selçuklular tarafından zapt edilmiş ve 1470 yıllarındaki Osmanlı hâkimiyetine kadar İlhanlı, Danişmentli, Karamanoğulları egemenliğinde kalmıştır.1470 yıllarında Aksaray’ı ele geçiren İshak Paşa tarafından, Fatih Sultan Mehmet’in emri ile halkın bir bölümü İstanbul’a nakledilmiştir. Aksaray geçmişten günümüze Hitit, Pers, Hellenistik Dönem (Büyük İskender), Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerinde kalmıştır. Cumhuriyet dönemine kadar Konya’ya bağlı bir sancak olan Aksaray 1920 yılında vilayet olmuş, 1933 yılında vilayetliği lağvedilerek Niğde’ye ilçe olarak bağlanmıştır. 15 Haziran 1989 yılında yeniden vilayet olmuştur. Aksaray’ın adının ilk olarak eski Hitit metinlerinde geçen “Nenessa (Nenossos) olduğu sanılmaktadır. M.Ö. 1. bin yılda Kral Kiakki döneminde Şinakhatum – Şinukhtu olarak anılan Aksaray, Hellenistik dönemde Kapadokya Krallığına bağlanmış ve Garsaura olan ismi Arkhelais olmuştur. Selçuklular döneminde de II. Kılıçarslan tarafından Arkhelais olan adı Aksaray olarak değiştirilmiş ve ikinci başkent durumuna gelmiştir. Şehre kötü insanların alınmamasından dolayı iyi insanların yaşadığı yer anlamına gelen “Şehr-i Süleha” olarak anılmıştır. Aksaray, M.Ö. 8. bin yıla kadar uzanan tarihi, günümüze kadar hüküm süren çeşitli medeniyetlere ait kültürel varlıkları, tabii güzellikleri ve ticari bir merkez olması dolayısıyla hiçbir dönemde önemini yitirmemiştir. Kapadokya’nın kapısı konumundaki Aksaray, kültürel varlıkları yanında doğal zenginlikleri ile de ziyaretçilerine değişik ve ilginç tatil olanakları sunmaktadır. Orta Anadolu Bölgesi’nde, tarihi İpek Yolu’nun önemli merkezlerinden birisi olan Aksaray, günümüzde de doğu-batı ve kuzey-güney yönleri arasında uzanan ana bağlantı yollarının kavşağında yer almaktadır. Güzelyurt’u, Ihlara Vadisi, Sultan Hanı, Eğri Minare’si, kış sporları turizm merkezi ilan edilen Hasan Dağı ve Ziga Kaplıcaları ile Anadolu’nun ortasında çekici bir merkez konumuna gelmiştir. Tarihçe: M.Ö. 7000-6000 yıllarında Neolitik devirde Anadolu medeniyetinin ilk izlerini gördüğümüz Konya yakınlarındaki Çatal höyükte Hasandağı’na dolayısıyla Aksaray’a ait vesikalara rastlanmaktadır. Burada Hasandağının lav püskürttüğünü tasvir eden bir kazıntı resme rastlanmıştır. Neolitik dönemde Aksaray ve çevresi iskân görmüştür. Kalkolitik ve eski demir devirlerinde iskan olup olmadığı bilinmemekle birlikte çevre köylerde (Böget ve Koçaş) bu döneme ait seramiklere rastlanmaktadır. M.Ö. 3000-2000 yıllarında Anadolu’da Hatti kavmi yaşamıştır. Bu dönemde Asurlu Tacirler burada ticaret yapmışlardır. Aksaray’ın ilk ve Orta Tunç devirlerindeki durumunu Acemhöyük ören yerlerindeki yapılan kazılardan ve müze müdürlüğünün satın almış olduğu eski eserlerden öğrenmekteyiz. Bu dönemde Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan gelerek şehirlerin banliyölerinde ticaret merkezi kurmaya başlamışlardır. Asurlu tüccarlar yazıyı biliyorlardı. Pişirilmiş çamur üzerine yazılmış metinler, çamurun pekiştirilmesi suretiyle yapıştırılıyordu. Höyük. M.Ö. 3000’den itibaren iskan edilmiştir. Acemhöyük’ ün en parlak devirleri M.Ö.2000 yılının ilk yarısına isabet etmektedir. Koloni dönemlerinin sonlarına doğru, M.Ö. 1700 yıllarında Kafkaslardan gelen, küçük şehir devletleri kuran ve Anadolu’da, askeri bir devlet halinde bir kavmin varlığını görüyoruz. Hint-Avrupalı olan bu kavmin Anadolu’da siyasi iktidarı ele geçirerek kurduğu devlet, eski Hitit Devletidir. Aksaray’da Hititlere ait eserler bulunmamakla beraber mağlup memleketler arasında Aksaray’ın da adı geçmektedir. Orta Anadolu’da MÖ.13.yy. sonlarına kadar devam eden Hitit egemenliği M.Ö. 2.yy.da batıdan (Trakya) gelen ve deniz kavimleri olarak bilinen kavimlerin en güçlüsüdür. Yanardağ küllerinin sıkışmasından oluşan tüf tabakalarının çok kolay kazılabilme özelliği nedeniyle bölgemize çok sayıda yeraltı şehri, dik yamaçlara kaya içinde yerleşme birimleri yapılmıştır. 7.yy. sonlarından itibaren Müslüman Arapların Anadolu üzerinden İstanbul’a yaptıkları seferler nedeni ile bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı çok artmış, Ihlara, Gelveri ve Göreme gibi yerleşim birimleri oluşmuştur. Aksaray, 1142 tarihinde Selçuklular tarafından zapt edilmiş ve 1470 yıllarındaki Osmanlı hâkimiyetine kadar İlhanlı, Danişmentli, Karamanoğulları egemenliğinde kalmıştır.1470 yıllarında Aksaray’ı ele geçiren İshak Paşa tarafından, Fatih Sultan Mehmet’in emri ile halkın bir bölümü İstanbul’a nakledilmiştir. Aksaray geçmişten günümüze Hitit, Pers, Hellenistik Dönem (Büyük İskender), Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerinde kalmıştır. Cumhuriyet dönemine kadar Konya’ya bağlı bir sancak olan Aksaray 1920 yılında vilayet olmuş, 1933 yılında vilayetliği lağvedilerek Niğde’ye ilçe olarak bağlanmıştır. 15 Haziran 1989 yılında yeniden vilayet olmuştur. Aksaray’ın adının ilk olarak eski Hitit metinlerinde geçen “Nenessa (Nenossos) olduğu sanılmaktadır. M.Ö. 1. bin yılda Kral Kiakki döneminde Şinakhatum – Şinukhtu olarak anılan Aksaray, Hellenistik dönemde Kapadokya Krallığına bağlanmış ve Garsaura olan ismi Arkhelais olmuştur. Selçuklular döneminde de II. Kılıçarslan tarafından Arkhelais olan adı Aksaray olarak değiştirilmiş ve ikinci başkent durumuna gelmiştir. Şehre kötü insanların alınmamasından dolayı iyi insanların yaşadığı yer anlamına gelen “Şehr-i Süleha” olarak anılmıştır.
Aksaray Adı Nerden Gelmiştir: Tarihte kurulan her köyün, her şehrin adının ister gerçek olsun, ister rivayet, isterse efsane bir hikayesi vardır. Aksaray’ın da adı hakkında bir çok rivayet, bir çok efsane anlatılır. ilk adının I. Hattuşili’ye ait eski Hitit metinlerinde geçen “Nenessa (Nenossos) olduğu sanılmaktadır.M.Ö. 718 yılında Yeni Asur kralı II.Sargon vergi vermeyi durduran ve Muşkili Mita (Frig kralı Midas) ile Kargamış Kralı Pisiris ile işbirliğine giren Şinukhtu’lu Kiaki’ye karşı Tabal seferi başlatmıştır. Aksaray yakınlarında olduğu düşünülen bu kentin adı, eski Asur metinlerinde Şinakhatum olarak geçmektedir. Sefer sonucunda Kiaki’nin egemenliği sona ermiş, Şinukhtu kenti Atunalı Kurti’nin yönetimine bırakılmıştır. Aksaray Merkezinde bulunan Hitit hiyeroğlifli stel de Aksaray’ın Geç Hitit dönemindeki Şinukhtu kenti olduğunu desteklemektedir. Persler bölgeyi işgal ettiklerinde “Güzel atlar ülkesi” manasına gelen “CAPPADOCIA” adını bu bölgeye vermişlerdir. “Garsaura” olarak bilinen Aksaray’a M.Ö. 42’de son Kapadokya Kralı Archelais kendi adına atfen “Kolonea-Archelais” adını vermiştir. Orta Çağlarda, Bizans Döneminde bu adın “Taxara” şeklinde değiştiği izlenir. En eski Selçuknamelerde “Aksera, Aksara” sözcükleri kentin adı olarak kullanılmıştır. Aksaray’da büyük evliyalar yetişmesinden dolayı, bir diğer adı da “Şehr-i Süleha” dır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu kent, “Piga Helena” olarak nitelemiştir. Coğrafya Aksaray, kuzey ve güney Anadolu dağlarının birbirinden uzaklaştığı İç Anadolu bölümünün orta Kızılırmak kesmine girer. Kuzey yarım kürede ekvatordan 37-38 paralelleri, doğu yarım kürede 33-35 meridyenleri arasında yer alır. Doğuda Nevşehir, güneydoğuda Niğde, batısında Konya ve kuzeyde Ankara ile kuzeydoğuda Kırşehir ile çevrilidir.7997 km² yüzölçümünde geniş bir alana sahiptir. Bölgede Hasandağı, Melendiz Dağları ve Ekecik Dağı gibi volkanik dağlar ile lavların meydana getirdiği platolar vardır. Batıda ise Konya Ovasının büyük bir kesimi Aksaray sınırları içerisinde kalmaktadır. Melendiz Dağlarından çıkarak Tuz Gölüne dökülen Uluırmak, geniş bir plato meydana getirmektedir. İlin önemli dağları Hasandağı (3268m) ,Küçük Hasandağı (3040m) ve Ekecik Dağı (2033m)’dir. Aksaray’ın deniz seviyesinden yüksekliği 980 m’dir. İLÇELER: Ağaçören İlçesi: Ağaçören ilçesinin tarihi M.Ö..5000 lere kalkolitik Çağına kadar gitmektedir.Yapılan yüzey araştımalarında ilçe sınırları içerisinde çok sayıda höyük ve yerleşim yeri saptanmıştır. Araştımalarda toplan malzemelere göre kalkolitik,Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Helenistik, Roma Bizans Selçukluve Osmanlı dönenemlerinin yaşandığı anlaşılmaktadır. Kızıl Irmak havzası içerisinde yer alan Ağaçören İlçesindeki Karacaören, Eskibağ, Harmanyeri, gibi höyüklerle Yağmur höyük köyünde yer alan höyükte bu kesintisiz iskanı görmek mümkündür. İlçede irili ufaklı çok sayıda Frig, Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen Tümülüsler buradaki eski devre ait yaşamın bir belgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizanslılar zamanında Kapadokya sınırları içerisinde kalmıştır. Bu zamana ait belgeler ilçe sınırları içinde kalan Taşkale ve Kilise mevkilerinde ki kalıntılardan anlaşılmaktadır. Türklerin Anadolu’ ya girmesiyle beraber bu bölgeye Oğuzların Peçenek koluna mensup Türkmenler XII y.y. itibaren yerleşmeye başlamışlar, Anadolu Selçuklularına bağlı olarak kalmışlardır. Bu devletin yıkılmasıyla bölgeye bir ara Karamanoğulları hakim olmuş, daha sonra da Kadı Burhanettin Bey hakim olmuştur. Bölgeye Osmanlı devleti XV. y.y. da Fatih döneminde hakim olmuş ve dönem içerisinde ismi PANLI olarak geçmiştir. Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra işgale uğrayan Anadolunun çeşitli yerlerinden göçmen akını oluşmuştur. İlçe 1961 yılına kadar PANLI ismi ile anılmış, daha sonra AĞAÇÖREN olarak Şereflikoçhisara bağlı iken 1989 yılında Aksaray iline bağlanmıştır. Ağaçören ilçesi İç Anadolu bölgesinin orta kızılırmak bölümünün güney doğusunda yer alır. İlçenin yüzölçümü 318 km², rakımı 1100 m’dir, nüfusu son sayıma göre 5.132’dir. İlçe bir plato görünümünde olup doğu yakası Hasandağının volkan tüfleri ile kaplı olup, genelde yapısı tozlu ve çoraktır.Hakim bitki örtüsü bozkır bitki örtüsüdür. Ağaç türü bitkiler küçük akarsu boylarında yetişen söğüt, kavak ve iğde ağaçlarıdır. İlçenin belli başlı tek akarsuyu peçeneközü çayıdır, tuz gölüne yakın olmasından dolayı gölün buharlı ve tuzlu havasından etkilenmektedir. Halk genelde tarımla uğraşmaktadır, buğday, arpa, nohut, fasulye, şeker pancarı yetiştirmektedir.

Eskil İlçesi

Eskil’de tarihi kalıntılara baktığımızda yörenin tarihi Eski Tunç Çağına( M.Ö.3.bin yılına) kadar uzanmaktadır.Yörede yapılan yüzey araştımalarına bakıldığında; ilk olarak karşımıza Böget köyündeki Böget höyüğü ve Hitit barajı olan, Böget barajı karşımıza çıkar.Höyük Asur Ticaret Kolonileri Çağı Hitit, Helenistik ve Roma devirlerinde iskan edilmiştir.Tosun Höyük,Güneşli,Seppınarı. Ortakuyu Yaylası (Komitanus Harabeleri), Köşk, Çukuryurt, Hacıeyvatlı (höyüklü), Mutlu, Culfa, Sağsak, yaylalarında höyükler ile buralardan mimari eser döküntüleri, taş ve pişmiş toprak yapılmış irili ufaklı heykelcikler Eskil ve çevresinde tarihi devirlerin çok eskiye gittiğini gösteren deliler olarak günümüzde karşımıza çıkar. Bağdat yolu olarak bilinen tarihi yolun taş döşeli kısımlarına İlçenin bayram düğün yaylası mevkiinde görmek mümkündür. Eşmekaya kasabamızın “Erdoğdu” mevkiinde eskiden insanların yaşadıklarına dair belirtiler bulunan yeraltı şehir harabeleri bulunmaktadır. Eski kaynaklarda ESKİ İL olarak geçen Eskil’in ilk kurulduğu yer bugün GÂVUR ÖREN olarak bilinen ve Tuz gölünün yakınında bulunan mevkiidir. Anadolu’da Selçuklu hâkimiyeti ile birlikte Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek, bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil Karaman vilayetine bağlanmıştır. Eşmekaya kasabasındaki göletlerde Melimetbeyli mevkiindeki sazlıklardan her türlü yaban kazı, ördek, bıldırcın, keklik ve diğer av hayvanları bulmak mümkündür. Eskil, Tuz gölünün güneyinde Aksaray iline 67 km. Konya iline 115 km. uzaklıkta düz bir ova üzerinde kurulmuştur. Yüzölçümü 1.152.45 km2, nüfusu 22.212’dir. Eskil halkı genelde çifçilikle uğraşmakta olup, buğday, arpa ve şekerpancarı yetiştirmektedir.

Gülağaç İlçesi

Gülağaç İlçesi: Günümüzden on bin yıl öncesinden ovaya inmeye başlayan insanların ilk yerleşimleri, Aksaray’ın 25 km güneydoğusundaki Gülağaç İlçesi, Kızılkaya Köyü, Melendiz Nehri kenarındaki Musular ve Aşıklı Höyük’tedir. Kalkolitik Çağa (Maden-Taş Çağı) ait izler ise kaybolmaya yüz tutmuş kaya üzeri yerleşmelerdedir. İlçeye bağlı, Apsarı Köyündeki Güvercinkayası’nda, bu dönem insanının nasıl yaşam sürdüğünü gösteren kalıntılar bulunmaktadır. Gülağaç ilçesine bağlı Saratlı ve Camiliören köylerinde bulunan mağaralar, kapadokya bölgesi içerisinde yer alan Ürgüp, Göreme, Derinkuyu ve Kaymaklı mağaraları ile aynı özellikleri taşımaktadır. Camiliören’deki mağara girişi bir dar dehlizle başlayıp içeriye doğru girildikçe genişler ve içeride kırk odayla beraber tamamlanır. Tabiat şartları mağaranın giriş ve aydınlatılması tamamen kaybolmuştur. Saratlı mağaraları ise bugünkü Saratlı kasabasının yerleşim merkezinin büyük bir kısmını üzerinde barındırır. Zamanla doldurulan bu mağaralar serbestçe gezilecek niteliktedirler. Gülpınar kasabasında Şeyh Turasan Dedenin halifesine ait olan Karaabdal Türbesi bulunmaktadır. Ayrıca Gülağacın karasu çayı kenarında Selçuklu döneminden kalma Gülpınar ile Gülağaç arasında bir türbe vardır. Bu türbe Bekar Sultan türbesi diye anılır. Türbenin yüksekliği 45-50 m. Çevresi 80-100 m. ‘dir. Gülağaç İç Anadolu bölgesinin orta kısmında , doğusundaki Niğde ve Nevşehir iline sınırdır. Yüzölçümü 346700 dönüm, rakımı ise 1170 m’dir. Merkez nüfusu: 5062, toplam nüfusu 29.983’dir. Geçim kaynağı genelde tarımdır. Doğal su kaynakları boldur.
Ortaköy İlçesi

Ortaköy ve çevresinde, şimdiye kadar kapsamlı bir tarihi ve arkeolojik araştırma yapılmamıştır. Aksaray ve çevre illerde yapılan (Acemhöyük, Alişar, Boğazköy) kazılarda elde edilen belgeler de buraların İlk Tunç Çağı’na uzanan tarihini ortaya çıkarmıştır. Ortaköy çevresindeki Kalehöyük, Koçhasan Höyüğü ve Muratlı höyük gibi birden fazla kültür katları bulunan yerleşim merkezlerinde yapılacak arkeolojik kazı ve araştırmalar Hititler dönemi için yeni belgeler verebilecektir. Hititlerden sonra M.Ö. VII. yy. da Friglerin hakim olduğu bölgede Ortaköy de yer almaktadır. Frig kültüründe görülen “ölü gömme” usullerinden oyulmak suretiyle yapılan Kaya mezarlara, bölgelerin jeolojik yapısı itibariyle rastlanılmamaktadır. Buna karşın Frig soylularının gömüldüğü tümülüslere sıkça tesadüf edilmektedir. M.Ö.V.yy. da Pers istilası ile birlikte Pers yönetimine giren yöreye, Makedonya Kralı Büyük İskender’in Asya seferi sırasında, Makedonyalılar hakim olmuşlardır. M.Ö. 323’de B.İskender’in ölümü üzerine, Pers soyundan Arırarat tarafından kurulan Kapadokya Krallığı bölgeye hakim olmuştur. Kapadokya Krallığı M.Ö. 17. yy. da Roma İmparatorluğuna katılmıştır. Aksaray, Kapadokya Kralı Arkhelais tarafından kurulmuştur. Krala izafeten şehir Archelais adını almış, bir müddet Kapadokya Krallığına başşehir olmuştur. Bu dönemlerden kalma küçüklü büyüklü yerleşim merkezlerine ve mermerden yapılan tanrıçalar ile madeni paralara İshaklı, Karapınar, Sarıkaraman, Namlıkışla köyleri arazilerinde sıkça rastlanılmaktadır. Hıristiyanlığın ilk yıllarında, Kapadokya bölgesinde bu din hızla yayılmıştır. İdareciler ise hıristiyanlığı yasaklamışlardır. Bilhassa İmparator Dıocletianus (284-305) döneminde bu yasak çok daha katılaştırılmıştır. Adeta bir katliama girişilmiştir. Hıristiyan halk bu vahşetten kurtulmak, daha serbest ibadet edebilmek için, yeraltı şehirleri kurmuşlardır. Kapadokya’da görülen bu galerialardan biri de Çatin Köyü ile Ozancık Köyü yakınlarındaki “ERSELE”dir. Roma İmparatorluğunun 395’de ikiye bölünmesiyle Kapadokya yöresinde Bizans hakimiyeti başlamıştır. Ortaköy ve çevresinde bu dönemden kalan madeni paralar, pişirilmiş toprak kaplar, içme suyu şebekeleri, harçlı mesken kalıntıları, mezarlar ve çeşitli maden işletmeleri vardır. Ozancık (Ersele), Sarıkaraman, Harmandalı, Gökkaya gibi köy ve kasabalarda bu eserlere sıkça rastlanmaktadır. Ortaköy ve çevresi 7. yy. başlarından itibaren önce Sasani, sonra sık sık Arap istilalarına uğramıştır. Bu istilalara karşı koymak ve korunmak maksadıyla güneydeki stratejik noktalar ve derbentler Bizanslılar tarafından özenle korunmuş, Ereğli (Heraklia), Niğde, Aksaray (Arkhelais) ve Ortaköy’e yakın mesafede geçitler tutulmuş ve yeni kaleler inşa edilmiştir. Ortaköy Ekecik dağları batısındaki Küçük Sınandı Kalesinin bu döneme ait olması muhtemeldir. 1071 Malazgirt Zaferi ile Anadoluya giren Büyük Selçuklu devleti komutanlarından Melik Ahmet Danişmend Gazi, Aksaray ve çevresini fethederek buraları bir Türk yurdu haline getirdi. Konya’nın Anadolu Selçukluların başşehri olmasının (1116) ardından Anadolu Türk Birliğini sağlamaya çalışan II. Kılıçarslan, harabe halindeki Arkhelais kalıntıları üzerine Aksaray’ı kurdu. Azerbaycan’dan getirttiği Türkmen oymaklarının çevre köylere yerleşmeleri sağlandı. Göçebeler geniş alanlarda hayvancılıkla uğraştılar. Bunun neticesi çevredeki mera ve çayırlarda atlar yetiştirilmeye başlandı. Danişmendliler ve Anadolu Selçukluları döneminde, doğudan Anadoluya gelen Türkmen aşiretleri, hem Bizanslardan kalan meskenlere hem de meralara yeni bir yerleşim merkezi kurdular. Bunlardan biri de Eyüpeli olup, Ortaköy bu köyün kalıntıları üzerine kurulmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin son yıllarında, devletin birliği için çalışan büyük Türk mutasavvıfı Yunus Emre’nin türbesi Sarıkaraman kasabası yakınlarındaki Ziyaret Tepesindedir. 1243 Karadağ bozgunu ile Moğolların Anadoluya yerleşmeleri sonucu Anadolu Selçuklu hükümdarlarının hiç bir fonksiyonları kalmamıştı. Bunun neticesinde meydana gelen devlet otoritesi boşluğu sonucu Ortaköy ve çevresi de Selçuklu Eratna oğulları, Kadı Burhaneddin ve Karamanoğulları arasında el değiştirdi. 1470’de İhsak Paşa’nın Şereflikoçhisar ve Aksaray çevresini Osmanlı hakimiyetine almasıyla birlikte, Ortaköy ve çevresi de Osmanlı yönetimine girdi. 1477’de Aksaray ve çevresinin nüfusu yazılmış, tahrir defterleri tutulmuş, emlak ve vakıfları belirlenmiştir. Bu dönemde Aksaray, Karaman Eyaletine bağlı bir sancak merkezidir. Aksaray’a, Hasandağı, Bekir, Eyübeli, Sahra, Ova, Eyyup nahiyelerinin yanı sıra Ş.Koçhisar da nahiye olarak bağlanmıştır. Ortaköy halkı, Aksaraylılar gibi II.Beyazıd dönemindeki Cem Sultan isyanında, Sultan Beyazıd tarafını tutmuşlardır. Kurtuluş Savaşı sırasında, vatanın kurtuluşu için her türlü fedakârlıkta bulunmuşlardır. İlçe, Aksaray iline 55 km. uzaklıkta olup Doğusunda Nevşehir İline bağlı Gülşehir, Batısında Aksaray İline bağlı Ağaçören ilçesi, Güneyinde Aksaray İli ve Kuzeyinde Kırşehir İli ile çevrilidir. Nüfusu 27.003’dür. Yüzölçümü 750 km² olup, denizden yüksekliği 1140 m. dir.

Sarıyahşi İlçesi

Sarıyahşi ilçesinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İbrahim Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Şereflikoçhisar adlı eserinde Sarıyahşinin XIII. yy. ortaları ile XIV. yy. başlarında kurulduğunu söylemektedir. Oymaklar önce şu an Kırşehir sınırları içindeki Rumkuş adlı mevkiden Sarıyahşi yaylasına yerleşmişlerdir. Sonra da bugünkü ilçenin bulunduğu yere yerleşerek, burada Sarıyahşi köyünü kurmuşlardır. Sarıyahşi yedi örenin ortasına kurulmuştur. Taşlı Ören mevkiinde Grekçe yazılı bir mezar taşı bulunmuştur. Kurtuluş mahallesinde Selçuklu Caminin tamiri esnasında cami önünde mermerden yapılı bir aslan başı ve genelde kiliselerde kullanılan uzun mermerler mevcuttur. Ancak bunlar sökülüp götürülmüştür. Sarıyahşi ‘nin nüfusu 8.280’dir. Halkın geçim kaynağı büyük ölçüde tarıma, birazda hayvancılığa dayanmaktadır. Tarım ürünleri Buğday, Arpa, Nohut, Şekerpancarı’dır. Sebzeler Domates, Biber, Salatalık, Patlıcan, Fasulye’dır. Hayvancılıkta ise küçükbaş hayvan olarak koyun, birazda Hirfanlı Barajı gölü kıyılarında balık avcılığı yapılmaktadır.

Ihlara Vadisi: Sümbüllü Kilise: Ihlara Vadi’si,Aksaray İli, Güzelyurt İlçesi, Ihlara Kasabası’nda ve Hasan Dağı’nın Kuzeydoğusundadır. Aksaray’a 40 km, Güzelyurt ise 7 km mesafededir. Rüzgarın esip esipte arada dinlendiği, Melendiz suyunun ise derin ve sessiz dik yamaçlı bir vadinin ortasından akarak, “Dönerek Akan Suyun Halkı”na “Peristrama” adını verdiği Ihlara Vadisi, İlk Hristiyanların vadi yamaçlarında oluşan tüfleri oyarak, kilise ve manastır yaptıkları mekanlar, Melendiz Nehrinin sularıyla bütünleşerek doğa harikası oluştururlar. Bu doğal güzellikleri Vadiye gelen ziyaretçilerin iniş ve çıkışlarını sağlayan toplam 382 basamaktan oluşan merdiven bulunmaktadır. Eski adı “PERİSTREMMA” olan 14 km. uzunluğundaki Ihlara Vadisi’ni, Melendiz Çayı (Potamus, Kapadukus–Kappadokya Irmağı), baştan başa kat etmektedir. Irmak, Ihlara Kasabası’ndan başlayarak, yer yer kanyonu 100–120m derinlikte yararak, Kuzeybatı istikametinde Selime Kasabası, Yaprakhisar ve Belisırma Köyleri’nin ve Ziga Kaplıcası’nın bulunduğu geniş vadiye ve oradan Tuz Gölüne yönelir. Ihlara Vadisi’nin doğal oluşumu, korunaklı yapısı, burayı Hıristiyan dininin önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. 4. yüzyıldan itibaren önemli bir manastır merkezi haline gelen Ihlara Vadisi’nde, yapıldığı döneminin resim sanatı özelliklerini barındıran pek çok kilise bulunmaktadır. Vadide yer alan, banisi (yaptıranı) belli olan kiliseler, bilim dünyası için ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü vadide yer alan kiliselerin kesin tarihlendirilmesi oldukça güçtür. Kapalı Yunan Haçı ve serbest haç planlı, tek ve çift nefli kaya oyma kiliseler, Vadinin dik yamaçlarında sağlı sollu yer alarak, ortadan akan Melendiz nehrinin sularıyla bütünleşir. Vadi, doğal yapısı itibarıyla, IV. yüzyıldan itibaren keşişler ve rahipler tarafından çok uygun bir inziva yeri olarak kullanılmıştır. Hıristiyan dini, farklı dilleri konuşan insanlar arasında yayılmaya başlamıştır. Okuma yazma oranının düşük olması, Latinceyi az kişinin bilmesi, dinin yayılmasını zorlaştırmıştır. Bu nedenle dini yaymak için kiliselerde, İsa’nın hayatı, İncil’deki konular, din büyükleri ve onlarla ilgili olaylar resimlerle anlatılmaya başlanmıştır. Vadi de yer alan freskli kiliselerde (Sümbüllü, Yılanlı, Kokar, Ağaçaltı, Pürenliseki, Eğritaş, Kırkdamaltı, Bahattin Samanlığı gibi) İsa’nın Doğumu, Meryem’e Müjde, Ziyaret, Mısır’a Kaçış, Son Akşam Yemeği gibi sahneleri görmek mümkündür. Vadide yer alan Selime Kasabası ve Yaprakhisar Köyü’nde de önemli kiliseler bulunmaktadır. Selime Kalesi, Derviş Akın Kilisesi, Doğan Yuvası Kilisesi gibi. Ihlara Vadisi, Aksaray’ın yerli ve yabancı turist çeken en önemli doğal ve tarihi yerleşimidir.

Arama Kelimeleri:

aksaray,hititlere ait eserler,aksarayın tarihi ve doğal güzellikleri,Aksaray ilinin tarihçesi,aksaray ortakoyun dogal guzellikleri,aksaraydaki tarihi eserler nerden cıkmaktadır,aksaray halki soyu,aksaraytarihi,bogazköy sariyahsi tarihcesi,gulagacin tarihi hikayesi,aksaray akin koyu tarihcesi,nigde aksaray soyları neren gelme

Etiketler:, , ,

Henüz yorum yok.

Bir Cevap Yazın