Bizans’ın Son İki Günü

İstanbul’un 29.Mayıs.1453  yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethinden önceki son iki gün tarihçi Dimitri Kantemir tarafından şöyle aktarılmaktadır:

“Elli gündür kuşatma altındaki Rumlar,uykusuzluk,angaryalar ve açlıktan kırılıyorlardı.Dışarıdan yardım ümidi de kesilince teslim olmayı karalaştırdılar.Başka kurtuluş yolları yoktu.Ayrıca Vezir Halil Paşa’ya rüşvet verdiklerinden,ona bel bağlamışlardı.İmparator da bunu kabul ederek Fatih Sultan Mehmed ‘e  şehri teslim şartlarını öğrenmek için heyet gönderdi.Padişah

heyeti otağında kabul etti ve teslim olmaları halinde herkesin can ve mal güvenlğinin korunacağını bildirdi.İsteyenler şehri terk edip diledikleri yere gidebilecekti.Daha sonra anlaşmayı bildirmek üzere İmparator Kostaninos Paleologos’un huzuruna çıktılar.Fatih Sultan Mehmed ise anlaşmaya bazı şeyler eklemek için gelen heyetin ardından temsilcilerini gönderdi.Bu temsilcilere Rum muhafızlar saldırarak bazılarını öldürdü.

Bu olay üzerine Fatih Sultan Mehmed Orduya sabah taarruza geçmek üzere hazırlanması emrini verdi.Bu saldırıda surları koruyan çok sayıda muhafız birlikte İmparator Kostantinos da öldü.Şehrin hemen yarısı Türkler’in eline geçti.Şehrin öteki tarafındakiler beyaz bayrak çekerek bağırmaya başladılar:”Tanrı aşkına ,neden sözünüzde durmuyorsunuz?Niye saldırıyorsunuz?Sizin tebaanız olmayı kabul edenleri niye vuruyorsunuz?”

Olanları gören Fatih Sultan Mehmed,derhal saldırının durmasını bir gün önce varılan anlaşmanın uygulanmasını emretti.Ertesi gün(30.Mayıs.1453) Fatih Sultan Mehmed Romanos Kapısına(Topkapı) giderek Rumlara hitaben şu fermanı yayınladı:”Yaptığım anlaşmada manastırlarınız ve kiliselerinizin açık kalacağına ve dininize dokunmayacağıma söz verdim.Ancak şehrin bir bölümünü kılıcımla aldığımdan bu bölümdeki kilselerin cami olmasını,sizin teslim olduğunuz bölümdeki kiliselerin de aynen kalmasını uygun gördüm…”

Bizans’ın son günlerini Evliya Çelebi şöyle anlatır:”İmansızlar zamanla korkmaya ve endişe etmeye başladılar.Türklere yeni gemi ve asker takviyeleri geliyordu.Günahkar olan ve ikonalara tapan Rumlar artık korkudan kendilerinden geçmişlerdi.İmparatora baş kaldıran halk inliyor ve ona küfrediyordu.Açlıktan ölmek üzereyiz diye bağırıyorlardı.Yağmurlar bizi bitirdi,çıldırmak üzereyiz.Böyle diyorlardı.Ve yarılan surlardaki gediklerden kaçarak Türklere teslim olmaya başladılar.Kuşatmanın sürdüğü elli gün boyunca İstanbul ana baba gününü andırıyordu.Binlerce dinsiz,surların üzerine çıkarak beyaz teslim bayrağı çektiler.Bu sebeble kendilerine bir günlük süre verildi.İsteyenler kara ve deniz yoluyla şehirden ayrıldılar.

Ondan sonra Fatih Sultan Mehmed 70-80 bin askerle şehre girerek Kostantinos’un sarayına yöneldi.Orada sarayı korumaya kararlı birkaç bin Rum muhafızının direnişiyle karşılaşıldı.Sarayın hakimiyeti için büyük bir çatışma oldu.Bu Çatışmada İmparator Kostantinos da hayatını kaybetti.Dinsizler onun cesedini Sulu Manastıra sakladılar.Fatih Sultan Mehmed daha sonra Ayasofya’ya gitti.Kilisenin içindekilerle çevredeki Rumlar,İslam askerlerine tüfeklerle ateş açtılar ve bombalar attılar.Üçüncü gün Ayasofya Türklerin eline geçti”.

Kaynak:Yannis Kordatos,Bizans’ın Son Günleri

Benzer Yazılar

Mondros Mütarekesi

Arap İsyanları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir