Nevşehir ve Tarihi

Tarihnotları Sosyal Ağlarda

Plaka Kodu:50
Nüfus:Toplam-282.337,İl Merkezi-85.634

İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Nevşehir, doğusunda Kayseri, güney ve güneybatısında Niğde, kuzeybatısında Kırşehir, kuzey ve kuzeydoğuda Yozgat ili ile çevrilidir. İl, doğudan batıya doğru çukurluğu artan Kızılırmak Vadisinin ikiye ayırdığı, güney ve kuzey bölgelerine gidildikçe yükselen bir konumdadır. İl topraklarını orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden oluşan bir plato kaplamaktadır. Akarsu vadileri ile yarılmış olan bu plato, il sınırları dışındaki Erciyes Dağı ile Melendiz-Hasan Dağlarından çıkan lav ve tüflerin yığılması ile oluşmuştur. Volkanik arazinin çeşitli biçimlerde aşınması ile peribacaları ortaya çıkmıştır. Platonun kuzeyinde Kızıldağ (1.768 m.), güneydoğusunda Hodul Dağı (1.949 m.), güneyinde de Erdaş Dağı (1.982 m.) yer aşır. Oylu Dağı (1.680 m.), Gülşehir Hırka Tepesi (1.684 m.), Avanos’ta İsmail Sivrisi (1.768 m.), ve İdiş Tepesi (1.339 m.) ilin diğer yükseltileridir.

İldeki başlıca düzlükler Kızılırmak boyunda yer alan ovalar ile Derinkuyu Ovasıdır. Nevşehir’in en büyük ovası olan Derinkuyu ovası, güneye doğru eğimli ve çok sayıda küçük akarsuyun taşıdığı alüvyonlarla kaplanmıştır. Nevşehir’de bu ovalar dışında kimi taban topraklarda ve platolar arasında, çok sayıda küçük düzlük vardır. Ova sayılabilecek kadar geniş olmamalarına karşın, son yıllarda tarımda modern araçların kullanımının artmasıyla, bu alanların önemi artmaya başlamıştır.

Nevşehir’de yeryüzü şekilleri açısından vadiler çok önemlidir. Volkanik lav tüflerden oluşan kesimlerde, akarsular dar oluklar açmıştır. Vadiler dar ve dik olduğundan verimli ovalar pek azdır.İlin en önemli vadisi Kızılırmak vadisi olup Göreme vadisi, Karacaören vadisi, Damsa vadileri bu vadiye dikey inen vadilerdir. Türkiye’nin en uzun ve önemli vadilerinden biri olan Kızılırmak vadisinin Nevşehir’deki bölümü geniş değildir. Yalnızca Avanos ve Gülşehir yörelerinde yer yer genişleyen vadide dar ovalar oluşmuştur. Kızılırmak vadisine kuzeyden ve güneyden çok sayıda yan vadi açılır.

İlin başlıca akarsuyu Kızılırmak olup,çok derinden aktığı için de sulama ve diğer şekillerde yararlanılamamaktadır. İlin kuzey kesiminden kaynaklanan küçük akarsular Delice Irmağı’nın başlangıç kollarını oluştururlar. İl toprak ve jeolojik yapısının sonucu olarak akarsu bakımından yoksuldur. İlde Tatlarin ve Damsa barajları ardında suların toplanması ile oluşan yapay göller bulunmaktadır. Doğal göl yoktur. Deniz seviyesinden ortalama 1.150 m. yükseklikteki ilin yüzölçümü 5.467 km2 olup,2010 verilerine göre toplam nüfusu 282.337’tür.

Jeolojik dönemlerde aktif birer volkan olan Erciyes, Hasan Dağı ve Göllüdağ Nevşehir yöresinde, püskürmeler ile platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150 m. kalınlığında farklı sertlikte tüf tabakalarını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen’den başlayarak başta Kızılırmak olmak üzere akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almış ve peribacalarının oluşumunu sağlamıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyunun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır.

Göreme

Peribacaları, Ürgüp-Uçhisar-Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime Köyü civarında bulunmaktadır. Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi, lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin-Güllüdere, Göreme-Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde bulunmaktadır.

Peribacaları

İlin bitki örtüsü (Bozkır) Step özelliği gösterir. Nevşehir ilinde geniş ve verimli nitelikte ormanlar olmamasına rağmen ilin çeşitli yörelerinde orman olarak kabul edilen bitki toplulukları görülür. Bu bitkilerin başında meşe yanında ardıç türleri, alıçlar, ahlatlar, yabani erikler, cehriler gelmektedir. Hodul Dağı eteklerinde az da olsa çok yaşlı ve soyu tükenmekte olan karaçam ağaçlarına rastlanmaktadır. Ayrıca yol kenarlarında akasya ve akça ağaçlar bulunur. Vadi boylarında görülen söğüt, kavak, ceviz gibi ağaç türleri ile geniş alanlara yayılmış kayısı, badem, elma, armut gibi ağaç türleri de bunları tamamlamaktadır.

Nevşehir’de karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazları sıcak ve kurak, kışlar sert, soğuk ve yağışlı geçer.

İlin ekonomisi turizm, tarım, hayvancılık, ormancılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, patates, buğday, şeker pancarı, arpa, üzüm, çavdar, soğan, nohut, elma, karpuz, domates, kavundur. Az miktarda fiğ, korunga, mısır ve yonca ve başta kayısı, armut, kiraz olmak üzere çeşitli meyve de üretilmektedir . Mera alanlarının azlığı nedeni ile hayvancılık genelde ahır hayvancılığı şeklinde olup, aile tüketimine yöneliktir. Kızılırmak ve Damsa Baraj Gölünde su ürünleri üretim tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca ilin çeşitli köylerinde el tezgahlarında halı ve kilim dokumacılığı yapılmaktadır.

Yer altı kaynakları bakımından zengin olan ilin Acıgöl ve Derinkuyu yörelerinde perlit; Avanos’ta kaolin, Gülşehir’de barit, tuz ve linyit, Ürgüp’te çimento hammaddesi ve ponza taşı hammaddesi bulunmaktadır. Hacıbektaş ilçesindeki yataklardan çıkarılan ve bir tür albatr türü olan hacıbektaştaşı hediyelik eşya yapımında kullanılmaktadır. İl toprakları yer altı suları bakımından da zengin olup, Kozaklı Kaplıcaları’ndan çıkan sıcak sular, Türkiye’de radyoaktivitesi en yüksek madensuyudur.

İlin doğusunda yer alan Göreme Vadisi ve Ürgüp zengin doğal ve tarihsel yapısı ile ülkenin başlıca turistik yerlerinden olup, son yıllarda ilin ekonomisinde en büyük etken olmaktadır. Göreme Milli Parkı’nın bulunduğu yörede birçok konaklama tesisi bulunmaktadır.

İlin sanayisi tarım ürünlerinin işlenmesiyle sınırlıdır. Ticaret ve ulaştırma ekonomisinde etkilidir. Önemli karayollarının kavşak noktasında yer alan Nevşehir’in kuzeydoğusundan Ankara-Kayseri demiryolu geçer. Sümerbank Nevşehir Pamuklu Sanayii Müessesesi, çeşitli şarap fabrikaları, un, dokuma, meyve suyu, pekmez, tarım araçları, tuğla ve kiremit fabrikaları ilin başlıca sanayi kuruluşlarıdır.

NEVŞEHİR TARİHİ

Nevşehir ili doğuda Kayseri, batıda Aksaray, güneyde Niğde, kuzeyde Yozgat ile çevrilidir. Bölgede yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen malzemeler neticesinde Nevşehir’in tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Asurlular bu bölgeye Katpatuka adını verirken, İranlılar Kapadokya ismini vermişlerdir. Kapadokya ismi Pers dilinde “Cins Atlar Diyarı” anlamındadır. Nevşehir ilinin ilk ismi ise Nissa (NYSSA) ’dır. Texier’e göre Nissa ismini Rumlar muhafaza etmişlerdir. Türklerin bölgeye yerleşmesinden sonra Muşkara adı kullanılmıştır. Osmanlı Devleti zamanında ise Muşkaralı Damat İbrahim Paşa yerleşkenin ismini Nevşehir olarak değiştirmiştir.

Yöre hakkındaki ilk bilgileri Asur Ticaret Kolonileri Çağı’ndan kalma tabletlerden öğrenmekteyiz Asur devletinin geliştiği sırada Kapadokya’daki halk küçük topluluklar halinde Mezopotamya’dan göç etmişlerdi. Texier’e göre buraya yerleşenlerin kimler olduğunu kesin olarak tespit etmek güçtür. Ona göre yöre halkı Sami topluluklarından olan Aramiler’den oluşmaktadır. Medeniyetten uzak olan bu dağ kavimleri Asurluların bölgeye gelmesinden sonra gelişme imkânı bulmuşlardır.

Bölgede tarihi Hititler’e kadar uzanan yeraltı şehirleri inşa edilmiştir. Hititler bu yer altı şehirlerini düşmandan gelebilecek saldırılara karşı kendileri korumak amacıyla kullanmışlardır. Ancak elde edilen verilerden bu şehirlerin daha çok Bizans döneminde kullanıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Romalılar döneminde Ermeni ve Suriyeliler’den oluşan yöre halkı ilk zamanlar ateşperest iken Roma hâkimiyetinden sonra putperest inancı benimsemişlerdir. Hristiyanlığın ilk yıllarında yasak olması nedeniyle Hıristiyan olanlar işkence edilerek öldürülüyordu. Bu zulümden kurtulmak için kaçan kişiler Göreme yöresindeki peribacalarının içine oydukları evlerde yaşıyorlar ve yaptıkları kiliselerle de yörede dinlerini yamaya çalışıyorlardı. Hıristiyanlığın serbest bırakılmasından sonra da bölgedeki kiliseler okul gibi hizmet vererek papaz yetiştirmişlerdir.

1071 yılında Malazgirt muharebesinden sonra Anadolu’ya gelen Türkler Rum köyleri yanında Türk köyleri de kurmuşlardır. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Nevşehir’in bulunduğu bölge Muşkara adında bir köydü ve Ürgüp’e bağlıydı. Osmanlı devleti zamanında Muşkara köyünde doğan Sadrazam İbrahim Paşa Muşkara’nın adını Nevşehir olarak değiştirdi. Çevre bölgelerdeki konargöçer aşiretlere Nevşehir’e yerleşmeleri durumunda onlardan vergi alınmayacağını bildirerek yörenin nüfusunun artmasını sağlamıştır. Yenilik yanlısı olan İbrahim Paşa içinde cami, medrese, kütüphane, han, hamam, imarethane, bulunan bir de külliye yaptırmıştır. Ancak yenilik karşıtı olan kişiler isyan çıkararak 1730 yılında İbrahim Paşayı öldürmüşlerdir. Paşanın ölümünden sonra önemini yitiren Nevşehir 1870 yılında Kırşehir’e, 1902’de Ankara’ya, Cumhuriyet döneminde de Niğde’ye bağlandıktan sonra 1954 yılında il olmuştur.

ACIGÖL

Nüfus:Toplam-20-865,İlçe merkezi-5.825(2010)

Acıgöl ilçesi, bağlı olduğu Nevşehir İlinin batısında , Acıöz Çayı’nın çevresinde kurulmuştur.

İdari sınırlar olarak doğusunda Nevşehir, batısında Aksaray, güneyinde Derinkuyu İlçesi ve kuzeyinde Gülşehir ilçesi ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1235 metre olup, yüzölçümü henüz belli değildir.
İlçenin çevresinde volkanik olaylar sonucu sönmüş yanardağlar mevcuttur. Bu dağlar lav ve tüf püskürmüş, bu püskürük maddeler çevrede kalın tabakalar halinde tortulaşmıştır. Bu tortulara “Maar” denilmektedir.
Şu anda içinde su bulunmayan ve ilçeye adını veren Acıgöl çukurluğu da aslında yanardağ ağzıdır. (Volkanik Göldür)

İlçenin tek akarsuyu ACIÖZ çayıdır. Bu çay Karapınar Kasabası yakınlarından çıkar. Tatlarin sulama barajından Kızılırmağa dökülür.

Bitki örtüsü olarak ; İç Anadolu Bölgesinin tipik örtüsü , bozkır bitkileri yaygındır. Ancak toprak ve su şartlarının elverişli olduğu yerlerde bitkiler oldukça gürdür.

İlçemizde Karasal İklim sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve sert geçmektedir. Yağışlar daha çok ilkbahar ve sonbahar aylarında yoğun olarak görülmektedir.

ACIGÖL’ÜN KONUMU

Acıgöl Nevşehir’e 20 km uzaklıkta olup, Nevşehir-Aksaray asfaltının üzerinde kurulu tipik bir Anadolu ilçesidir. Erciyes ile Hasandağı arasındaki yüksek plato üzerinde yer alan ilçenin doğusunda Kalaycı Dağı, Yanardağ, Güneydağ, güneyinde Çıplak Tepe, Karşıdağ (Karakepez), kuzeyinde Karşıdağ Kızıltepe ve Bozdağ yer alır. Denizden yüksekliği ortalama 1300 metreyi bulur.

İlçenin çevresinde volkanik olaylar sonucu oluşmuş küçük dağlar ve tepeler mevcuttur. Bu nedenle, Acıgöl ve çevresinde volkanik patlamalardan kalma izlere rastlamak tarım yapılan araziler incelendiğinde açıkça görülür.

İLÇENİN İKLİMİ

Acıgöl tüm Orta Anadolu’da olduğu gibi karasal iklimin etkisi altındadır. Genellikle yazları sıcak ve kurak olmakla beraber kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Kış mevsimi etkisini hemen hemen Mayıs ayına kadar gösterir. Kış mevsiminde yağmur ilkbahar ayına göre daha azdır.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Acıgöl, Nevşehir’e 20 Km uzaklıkta olup, Nevşehir Ankara asfaltının üzerinde kurulu tipik bir Anadolu İlçedir.

Erciyes ile Hasan dağı arasındaki yüksek plato üzerinde yer alan ilçenin doğusunda Kalaycı dağı, Yanardağ, Güney dağ, Güneyinde Çıplak tepe, Karşı dağ, Ekecek dağı, Ziraat dağı, Bağın tepe, Taş tepe batısında İğdeli dağı, Kepez dağı (Kara kepez) kuzeyinde Karşı dağ Kızıltepe, Boz dağ yer alır.

Yeraltı sulan yönünden zengin olan Acıgöl’de küçük bir dere olan Acıöz’den başka akarsu yoktur.

Tipik bozkır bitki örtüsü ile örtülü olan Acıgöl’de yer yer küçük çalılıklar vardır. Topaç ve Kurugöl’de küçük enerji ormanı (Meşelikler) halen mevcuttur. Tepeköy’ün kurulu olduğu tepelerde halen bulunmakta olan ardıç (dikenli ardıç) lar bölgenin geçmişte ormanlarla kaplı olduğunu göstermektedir. Tepeköy’deki ardıçlar özenle de olmasa korunmaktadır.

ilçede karasal ıklım sürer. Baharları kısadır. Yazarı ise kurak ve sıcaktır. Ortalama 2530 derece olan sıcaklıklar kışın eksi 20’lere kadar düşer. bölgedeki göletler dar çerçevede de olsa iklimi etkilemektedir. Kar yağısı azalmakla birlikte, toprakta kalış, süresi kısalmakta, bu durum tahıl tarımını olumsuz etkilemektedir.

İlçenin komşu ıllerle ve bağlı koy, kasabaları ile ulaşımı iyi düzeydedir. Karayolu ulaşımının hakım olduğu ilçede bir kaç güzergah dışında tüm yollar asfaltlarımım durumdadır.

ACIGÖL TARİHİ

Nevşehir’e yaklaşık 20km. olan Acıgöl’ün yerleşim tarihi MÖ. VIII. Yüzyıla kadar uzanmaktadır. Nevşehir’in batısında yer alan Acıgöl Oğuzların Kaçar boyundan olan Karamanlar tarafından 1525 yılında kurulmuştur. Konya ilimiz sınırları içinde olan Işıklar Yaylası’nda dergah açan Horasan erenlerinden Hıdır Işık isimli Türkmen dervişinin soyundan gelen Piri Bey ve obası Acıgöl’ün ilk mukimleridir.

Roma ve Bizans döneminde bugünkü Acıgöl’ün yerinde ticari ve askeri sefer yollarının geçtiği önemli bir konaklama merkezi olan Dadata yer alıyordu. Türklerin 1071 yılından sonra Anadolu’ya gelişi ile yöre giderek Türkleşmiştir. Cumhuriyet döneminde yörenin ismi değiştirilmiştir. Yakınında yer alan Acıgöl’den dolayı bölgeye Acıgöl ismi verilmiştir.1987 yılında da Nevşehir’in bir ilçesi olmuştur.

Acıgöl’ün doğusunda Nevşehir, batısında Aksaray, güneyinde Derinkuyu İlçesi ve kuzeyinde Gülşehir ilçesi ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1235’dir. İlçenin çevresinde volkanik olaylar sonucu sönmüş yanardağlar mevcuttur. Bu dağlar lav ve tüf püskürmüş, bu püskürük maddeler çevrede kalın tabakalar halinde tortulaşmıştır. Şu anda içinde su bulunmayan ve ilçeye adını veren Acıgöl çukurluğu da aslında yanardağ ağzıdır. (Volkanik Göldür) İlçenin tek akarsuyu ACIÖZ çayıdır. Bu çay Karapınar Kasabası yakınlarından çıkar. Tatlarin sulama barajından Kızılırmağa dökülür.

Yörede iki tanesi orijinal, bir tanesi de sonradan yapılan üç girişi bulunan bir yeraltı şehri bulunmaktadır. Acıgöl’ün 10 km. kuzeyinde Tatlarin kasabasının kale isimli tepesinde 1975 yılında tespit edilmiş olan bir başka bir başka yer altı şehri bulunmaktadır. Bölge de bir de Hıristiyanlardan kalma kilise bulunmaktadır. Ancak bölgedeki Hıristiyanlar nüfus mübadelesi ile bölgeden ayrılmışlardır.

Acıgöl ilçesine bağlı Karapınar kasabasında yer alan ve tarihi değeri bulunan bir diğer eser olan Yazılıkaya, Geç Hitit dönemine ait olup üzerinde Hitit kralının yaptığı anlaşmaları içeren çeşitli yazılar bulunmaktadır.

Acıgöl’de turizmin alt yapısı hemen hemen hiç yoktur. Herhangi bir turistik tesisin bulunmadığı Acıgöl ün güneyinde Hititlerden kalma “Yazılı Kaya, Krater Gölü, Sünnetli Han dışında turizm değeri taşıyan yapılar bulunmamaktadır.

AVONOS

Nüfus:Toplam-35.145,İlçe merkezi-12.288(2010)

2009 Yılındaki ADNKS Nüfus Sayım Sonuçlarına toplam nüfus 35.832’dir. 2010 Yılı ADNKS Nüfus Sayım Sonuçlarına göre ise İlçe Merkezi 12.288, Belde ve Köy nüfusu 22.857 olmak üzere toplam nüfus 35.145’dir.

Halkın % 72′si Kasaba ve Köylerde % 28′i İlçe Merkezinde yaşamaktadır.

Nevşehir İl’inin doğusunda Kızılırmak Nehrinin iki yanında yer alan Avanos ;Nevşehir, Ürgüp, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı İlçeleri ve Kayseri İl’ine komşudur. Arazinin büyük çoğunluğu tarıma elverişli olup, geniş düzlüklerden oluşmaktadır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlıdır.
İlçe Merkezinin rakımı 910 m’ dir. İlçenin toplam yüzölçümü 1045 Km²’ dir.

Ürgüp’e 13 km. Nevşehir’e 20 km. uzaklıkta olan Avanos, tarihte Kapadokya olarak isimlendirilen bölgenin merkezinde yer almaktadır. Tarih boyunca Hititler’in, Frigler’in Asurlar’ın, Persler’in, Selçukluların ve Osmanlının istilasına uğrayan Kapadokya, Türkler Anadolu’ya geldiği zaman Bizans hâkimiyetindeydi.

Selçuklu dönemi, Avanos un kuruluşuyla ilgili bilinen en yakın dönemdir. Selçuklular kervan yolları üzerinde emniyeti sağlamak, yolcuların dinlenmesini temin etmek için kervansaraylar yapıyorlardı.Bunlardan bir tanesi de Avanos’un 6 km. doğusunda yer alan 13. yüzyıl Selçuklu dönemine ait Saruhan Kervansarayıdır. Bu dönemden kalma bir diğer önemli eser Alaaddin Camidir. Ayrıca yörede yer altı şehirlerinden örnekler görmek de mümkündür.

16. yüzyılda vasat bir kasaba görünümünde olan Avanos 18. Yüzyıla doğru belli bir gelişme göstermiştir.
Etiler’in Yavenassos, Romalılar’ın Venessa adını verdikleri Avanos 1838’de Nevşehir’e, 1853 yılında Ürgüp’e bağlandı. 1867’de köy durumuna getirilen Avanos 188 yılında yeniden ilçe yapıldı. Cumhuriyet döneminde Kırşehir’e bağlanan yöre 1954 yılında Nevşehir’in il olmasından sonra bu ilin bir ilçesi oldu.

Avanos’un altı aslında in denilen eski yer altı şehirleriyle kaplıdır. Bu yer altı şehirleri birkaç kilometre yeraltında devam ettikten sonra bir dağın yamacında yeniden yeryüzüne açılıyordu. Avanos çömlekçilik açısından da önemli bir yerdir. Toprağın yapısı çömlek yapımına oldukça elverişlidir. En eski yerleşim yerlerinden biri olan Avanos’un 10 km batısında yer alan Çeç höyüğü Anadolu’daki en büyük höyüklerden biridir.

DERİNKUYU İLÇESİ

Nüfus:Toplam-22.114,İlçe merkezi-10.679

İlçenin yüzölçümü 445 km², rakımı 1.300 metredir.
İlçe; Erciyes, Hasan Dağı ve Melendiz Dağları arasında volkanik çanak şeklinde bulunan Misli ovasının içinde yer alır. Toprak kumlu olup, volkanik faaliyetlerin sona ermesi, yağmur ve rüzgar ile erozyon etkisi oldukça kuvvetlidir. Arazi genellikle düz olup, ormanlık alan bulunmamaktadır.

· Akarsu ve gölü olmayan ilçede geniş yer altı su kaynakları mevcuttur.

· Bitki örtüsü, ilkbahar yağışları ile yeşeren yaz ortalarında kuruyan, cılız otlardan oluşan bozkırdır (step).

İlçede merkez, Suvermez ve Yazıhöyük olmak üzere 3 Belediye teşkilatı, merkezde 4 ve kasabalarda 2şer olmak üzere 8 mahalle muhtarlığı mevcuttur. Suvermez de 1989 yılında, Yazıhöyük de 1995 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur.

Mahalleleri: İlçenin dört mahallesi vardır bunlar;

l- Baş mahallesi

2- Bayramlı mahallesi

3- Cumhuriyet Mahallesi

4- Demirci Mahallesi

İlçenin ekonomik durumu tarıma dayalıdır. 4083 sayılı yasaya göre sulu tarım arazisi bulunmamakta olup, çiftçilerimiz kendi imkanlarıyla yer altı suları vasıtasıyla büyük ovalarda sulu tarım yapmaktadır. Tarla ürünleri ilçenin tarımsal üretiminin tamamına yakın kısmını oluşturmaktadır.Tarla ürünlerinde ekiliş bakımından buğday, ekonomik açıdan ise patates 1.sırada yer almaktadır. Yıllık patates ekim alanı 9.900 ha. üretimi ise 346.500 tondur.

Derinkuyu İlçesi, Nevşehir İlinin güneyinde yer alır. Nevşehir-Niğde karayolu üzerindedir. İlçenin güneyinde Niğde, batısında Acıgöl İlçesi ve Niğde, doğusunda Ürgüp İlçesi, kuzeyinde Nevşehir bulunur.

Dernkuyu’nun ilk adı Melegebü’dür. Bu ad, Eti Dilinde zor geçim anlamına geliyordu. 1927 yılında bucak merkezi olunca Melegebü’ye Derinkuyu adı verilmiştir. 1927 yılında bucak olan Derinkuyu, 1930 yılında kasaba, 1960 yılında ise ilçe olmuştur.

Derinkuyu’nun tarihi oldukça eskilere uzanır. Çeşitli uygarlıkların kalıntıları vardır. Etilerden bu yana Hristiyanlığın ilk çağları, Bizans, Selçuklu, Osmanlı çağlarını belirleyen eserler bulunmaktadır.

Nevşehir’deki önemli yer altı şehirlerinden biri Derinkuyu Yer Altı Şehri’dir. Rivayete göre; VII. Yüzyılda Arap akınlarından ve onların baskısından uzak yaşamak amacıyla hristiyanlar tarafından imar edilmiştir. Nevşehir’e 29 km uzakta yer alan Derinkuyu yer altı şehri, 1965 yılında hizmete açılmıştır. Derinliği yaklaşık 85 metre olan yer altı şehri, 55 metre derinliğindeki havalandırma bacası ile yeryüzüne bağlanmaktadır. Toplam on iki kattan oluşan yer altı şehrinin 2008 yılı itibariyle dokuz katı hizmete açık durumdadır.

Küçük akarsuların taşıdığı alüvyonlarla kaplanan Derinkuyu Ovası, Nevşehir’in en büyük ovasıdır. Ancak yazın sular tamamiyle kuruduğu için yüzey sularından faydalanılamamaktadır. Derinkuyu’nun doğu bölümü engebelidir. Bu engebeyi oluşturan başlıca dağlar şunlardır: Sönmüş bir yanardağ olan Ertaş Dağı (1968 m), Yassıtumba Tepesi (1768 m), Sivritumba Tepesi (1731 m), Süğdeli Tepesi (1731 m). İlçenin denizden yüksekliği 1300 metredir.

GÜLŞEHİR

Nüfus:Toplam-24.503,İlçe merkezi-8.866 (2010)

İlçenin 2000 yılında yapılan son Nüfus sayımına göre Nüfusu 9380 dir. Yüzölçümü ise 931 km2 olup Denizden yüksekliği ise 885 m.’dir.
İlçe Nevşehir’e bağlı 7 ilçeden birisidir.İl merkezi Nevşehir’e 18 km’dir.Komşu İlçe olan Avanos ‘a 24, Hacıbektaş’a ise 27 km. asfalt yolla bağlıdır.Ankara 270 Kayseri 120 km. olup günlük ulaşım imkanı vardır.

İLÇENİN TARIMSAL VE SANAYİ YAPISI
İlçenin sulak yerlerinde sebzecilik,meyvecilik sulak olmayan yerlerinde ise tahıl ve bağcılık tarımı yapılmaktadır.Bağlardan elde edilen kaliteli ve yüksek bomeli yaş üzümleri şira,sirke ve şarapçılıkta kullanılır.kuru üzümleri ise Taskobirlik ve tüccarlarca satın alınır.

İLÇENİN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
Tarihi yerlerinden Açıksaray ören yeri ilçeye 4 km. uzaklıkta Nevşehir Gülşehir asfaltı kenarında Volkanik tüflerden oyulmuş meskenler kiliseler manastırdan meydana gelmiş tam bir kaya köyü görünümünde olup bunu biraz ilerinde Sean Jean Kilisesi tamamlar.
Karavezir Camii ilçe merkezinde Karavezir Seyyid Mehmet Paşa tarafından 1780 yılında Mimar Ebubekir Halil Ağa’ya yaptırılan muhteşem kurşun kaplı bir Camii’dir.
Karavezir Medresesi İlçe merkezinde Camii karşısında 1777 yılında Karavezir Seyyid Mehmet Paşa tarafından bu bina bugün Kütüphane olarak Halka hizmet vermektedir.
Karavezir hamamı ilçe merkezinde Karavezir tarafından 1777 yılında yaptırılmış olup halen ilk günkü ihtişamını korumaktadır.
İlçenin turistik yerlerinden Mantarkaya Motel Kızılırmak kenarında restaurant yüzme havuzu gibi tesisleri ile ilçeye gelen yerle ve yabancı turistlere hizmet vermektedir.
Sadabat dinlenme parkı belediyeye ait olup tüm sosyal tesisleriyle Kızılırmak kenarında ilçe halkı ile komşu il ve ilçelerden gelen misafirler için ideal bir mesire yeridir.

GÜLŞEHİR TARİHİ

Nevşehir’e 20 km. uzakta, Kızılırmak’ın güneyinde yer almaktadır. Antik adı Zoropassos, eski adı Arapsun olan Gülşehir’in 4 km. doğusunda yer alan Civelek Mağarası Nevşehir’in en eski yerleşim yeridir. Yapılan çalışmalar neticesinde mağaranın tarihinin kalkolitik döneme kadar uzandığı tespit edilmiştir. Bu mağarada ele geçirilen vazolar ve küpler ilçenin tarihini MÖ. 7500-8000 yıllarına kadar götürmektedir. İlçe merkezinin kurucuları tam olarak bilinmese de ilk yerleşimcilerin Hititler olduğu kesindir. Ancak kesin tarih belirtmek mümkün değildir. En eski yerleşim yerleri arasında Gökçetoprak ve Sivasa köyleri de yer almaktadır. Bölgede Luwi krallığına ait bir yazılıkaya ve Zeus inancını gösteren bir kaya kabartması vardır.

MÖ. II. Bin yılın başlarında Avrupa’dan hareketle Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya gelen Hititler Kapadokya bölgesine yerleşmişlerdir. Bölgedeki Kepez Tepesi’nde bulunan mağaralar Hititler döneminden kalmadır. Bu mağaralar Hitit halkı tarafından yerleşim merkezi olarak kullanılmıştır. Egeli kavimler göçü sonucunda Hitit Devleti yıkılmış, Güney, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinde Geç Hitit Beylikleri adı verilen siyasi oluşumlar gerçekleşmiştir. Kapadokya bölgesinde kurulan Geç Hitit Krallığı olan Tabal Krallığı tüm Kapadokya bölgesine hâkim olmuştur. Geç Hitit Beylikleri, Urartuların ve Asurluların saldırılarına uğramış, son olarak da Asur devleti tarafından ortada kaldırılmıştır.

Anadolu’da Hitit egemenliğinin son bulmasından sonra önce Medler, sonra Perslerin hâkimiyeti görülmüştür. Bu durum Makedonyalı büyük İskender’in bölge hâkimiyetini ele geçirmesine kadar devam etti. İskender Sabiktas idaresinde bölgeyi denetim altına almak istese de halk isyan etti. Pers soylularından I. Ariarathes’i kral ilan etti. Sonraki dönemde ise Roma hâkimiyetini kabul etmek mecburiyetinde kaldılar.

Gülşehir’e 3 km. uzaklıkta yer alan Açık Saray Harabeleri, tüf kayalar içindeki mekânlar, Roma dönemine ait kaya mezarlar, IX ve X. Yüzyıla ait kiliseler de önemli tarihi yapılardır. Gülşehir’de önemli olan kiliselerden biri Karşı Kilise bir diğer ismi ise Vaftizci Yahya Kilisesi’dir. Gülşehir’in hemen yakınında yer alan kilise bir kaya oluşumunda yer alır. İki kattan oluşan kilisenin ilk katında sembolik desenler vardır. Her iki kat da beşik tonozlu bir tavana sahiptir.

İlçedeki turistik yerler arasında Açıksaray’ın tarihsel bir değeri vardır. Bölgedeki peri bacalarının içi oyularak kilise yapılmıştır. Açıksaray 10.000 kişiyi barındırabilecek bir alana sahiptir.burada bulunan eserler daha eski döneme ait olduğu için bölgede bulunan diğer Hristiyan eserlerinden farklıdır.v. ve VI. Yüzyılda en büyük Hristiyan merkezi olan Açıksaray, Türklerin Anadolu’ya gelişinden sonra Türklerin himayesine girmiştir.

Osmanlı sadrazamı Karavezir Mehmet Seyit Paşa ilçeye Damat İbrahim Paşanın külliyesine benzer bir külliye yaptırmıştır. Cami, medrese ve çeşmeden oluşan külliye 1779 yılında tamamlanmıştır.

HACIBEKTAŞ İLÇESİ


Nüfus:Toplam-11.929,İlçe merkezi-5.169

Hacıbektaş ülkemizin inanç ve kültür turizmi bakımından önemli merkezlerinden biridir. 666.000 hektarlık bir alana yerleşmiş olan Hacıbektaş İlçesi 1250-1300 m. yükseklikteki platolardan oluşmuştur. Orta Anadolu’nun hemen hemen ortasında bulunmaktadır.

Hacıbektaş, doğuda Avanos, batıda Mucur (Kırşehir), güneyde Gülşehir, kuzeyde Kozaklı İlçeleriyle çevrilmiştir.

Hacıbektaş, 1541 yılında Niğde’ye bağlı bir nahiye merkezi haline gelmiş, 1854 yılında belediye teşkilatı kurularak kasaba olmuştur. Daha sonra Bakanlar Kurulunun 12.12.1947 tarih ve 21454 sayılı kararı ile 01.01.1948 tarihinde, Kırşehir iline bağlı ilçe haline gelmiştir. Nevşehir’in, 20.07.1954 tarihinde il olması ile Hacıbektaş İlçesi Nevşehir’e bağlanmıştır.

İlçenin iklimi, İç Anadolu Bölgesinin merkezi kısmına yerleşmesi nedeni ile bu bölgenin karakteristik özelliklerini taşır. Bu nedenle yazları sıcak ve kurak, kışları sert ve soğuk, kar yağışlı geçer; yağmur daha çok ilkbahar aylarında olmak üzere sonbahar aylarında da yağmaktadır. Bitki örtüsü olarak, genellikle su kenarında kavaklık, söğütlük, azda olsa bağ, bahçe ve meyveliklere rastlanır. İlçenin kuzey bölümü düzlük olup genel olarak bozkır özelliği gösterir, hububat ve şeker pancarı ekimine elverişlidir.

İlçemizin, merkezde 3 mahallesi ve yedi bağlısı-çiftliği- (Babapınar, Yabanlı, Koçaş, Karapınar, Çayırbağı, Kızılöz, Sungur), 28 köyü ve 2 beldesi vardır.

Kasabalar: Karaburna (1362), Kızılağıl (739).

Köyler: Akçataş (87), Anapınar (76), Aşağıbarak (208), Aşıklar (64), Avuç (290), Başköy (158), Belbarak (204), Büyükburunağıl (430), Büyükkışla (82), Çiğdem (178), Çivril (40), Hasanlar (318), Hıdırlar (120), İlicek (254), Karaburç (180), Karaova (160), Kayaaltı (573), Kayı (38), Kisecik (115), Killik (119), Köşektaş (409), Kütükçü (51), Mikail (119), Sadık (357), Hırkatepesidelik (153), Yenice (181), Yeniyapan (79), Yurtyeri (82).

İlçenin ekonomik durumunu tarım, hayvancılık ve turizme dayanır.

Hacıbektaş Nevşehir’e 45 km. uzaklıktadır. Kuzeydoğuda Kozaklı, Doğuda Avanos, Güneyde Gülşehir, batısında Kırşehir’in Mucur ilçesi ile çevrilidir.

Bölgede yapılan arkeolojik kazılar neticesinde tarihi Eski Tunç dönemine kadar gitmektedir. Hacıbektaş yakınında yer alan höyük önemli bir tarihi alandır. Burada yapılan kazılar neticesinde Selçuklu, Bizans, Roma, Frigya, ve Hititlerin bölgede yaşadıkları tespit edilmiş ve bu dönemlere ait eserler de ele geçmiştir. Yöredeki en önemli tarihi eser ise Karaburna köyü yakınlarında bulunan ve Geç Hitit dönemine ait Hitit hiyeroglif yazısı ile yazılmış olan Karaburna Kaya Anıtı’dır.

Hacıbektaş’ın en eski adı ise Hacim idi. Bir diğer ismi ise Suluca Karahöyüktür. Hacim köyü uzun süre Selçuklu sultanlarına at yetiştirilen bir yer olmuştur. Daha sonra ise ilçenin ismi değişmiştir. XIII. yüzyılda Horasan’da dünyaya gelen Hacı Bektaş-ı Veli’nin bölgeye gelişinden sonra ilçe bu isimle anılmaya başlanmıştır. Ahmet Yesevi’den dersler alan Hacı Bektaş Türklerin Anadolu’ya gelişiyle beraber Anadolu’ya gelmiş ve köyleri gezerek Türk birliğinin sağlanması, Türk geleneklerinin İslam inancı ile özdeşleştirilmesi için çalışmıştır. Kurduğu okullarda öğrenci yetiştirerek Türk kültürünün yozlaşmasını önlemek için çalışmıştır.

Hacı Bektaş Veli Külliyesi; Nadar Avlusu, Dergâh Avlusu ve Hazret Avlusu çevresindeki yapılardan meydana gelmiştir Külliyede bulunan tüm yapılar, fonksiyonlarına uygun biçimde bu avluların çevresine yerleştirilmiştir.. İlk yapı olan Çile Damı Hacı Bektaş Veli nin sağlığında inşa edilmiş, çeşitli zamanlarda yapılan eklentiler ve yenilemelerle Külliye bugünkü şeklini almıştır.

Bektaşiler tarafına Pirevi olarak adlandırılan dergâhın faaliyetlerine 20 kasım 1925’de tekke ve zaviyelerin kapatılması ile so0n verilmiştir. Dergah içinde bulunan taşınabilir eserler Ankara etnografya Müzesi’ne götürülmüştür.1959 yılında restore edilen dergah 1964 yılında müze olarak açılmıştır.

Hacıbektaş’ta Pınar ağzında biriken renkli taşlar işlenerek çeşitli süs eşyaları üretilmektedir. Nevşehir’de de oniks mermer işlemeciliği el sanatı olarak gelişmiştir.

KOZAKLI İLÇESİ

Nüfus:Toplam-15.569,İlçe merkezi-7.011 (2010)

İlçenin 2000 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre merkez nüfusu; 3.845 erkek, 3.910 kadın olmak üzere 7.755’ dir. Kasabalar nüfusu 4.454 erkek, 4.126 kadın toplam 8.550’ dir. Köylerin nüfusu 3.330 erkek, 3.532 kadın, toplam 6.826’ dır.İlçenin toplam nüfusu ise 11.629 erkek, 11.568 kadın olmak üzere 23.197’ dir. İlçe nüfusunun % 29’ u köylerde, % 37’ i kasabalarda, % 34’ ü şehir merkezinde yaşamaktadır.İlçe nüfusunun % 50’ si erkek, % 50’ si kadın nüfustan oluşmaktadır.Nüfus yoğunluğu % 33’ tür

Kozaklı İlçesi, Nevşehir İlinin kuzeyinde yer alır. Kozaklı İlçesinin kuzeyinde ve doğusunda Yozgat İlinin Boğazlıyan İlçesi, batısında Kırşehir İlinin Mucur İlçesi, güneyinde ise Nevşehir İlinin Avanos İlçesi yer alır.

Kozaklı toprakları 1954 yılına değin Kırşehir İlinin Avanos İlçesi sınırları içindeydi. 1954 yılında birbirine yakın mesafede bulunan Hamamorta, Buruncuk, Bağlıca ve Kozaklı köyleri birleşti. Aynı yıl Hamamorta köyünde ilçe örgütü kuruldu, Kozaklı adı verildi ve Nevşehir İline bağlandı.

Nevşehir’e 100 km uzaklıktadır. Eski Hamamorta olan Kozaklı çevresindeki Roma dönemine ait olan Tümülüsler yörenin tarihi açısından büyük önem taşır. Bu ilçenin en önemli özelliği kaplıcalara sahip olmasıdır, Nevşehir’in kaplıcalarıyla ünlü ilçesi Kozaklı’dır. Kozaklı kaplıcalarından, kireçlenmelerin, cilt hastalıkları, kemik, eklem, kas hastalıkları, damar sertliği, mantar hastalıklarının tedavilerinde olumlu sonuçlar alındığı tespit edilmiştir.

Kozaklı İlçesinde yüksek dağlar yoktur, geniş düzlükler göz alabildiğine uzanır. Bu düzlüklerin sel sularıyla aşınan yerlerinde fazla derin olmayan vadiler oluşmuştur. Bu vadiler, Boğazlıyan Çayı’na açılır. Kozaklı yöresinin sularını toplayan Kalaycık Deresi de Boğazlıyan Çayı’na akar. Sarıkant, Şefaatli ve Yerköy’den geçen bu su, Delice Çayı adını alarak ilçe sınırlarının uzağında Kızılırmak ile birleşir.

Kozaklı İlçesinin denizden yüksekliği ortalama 110 metredir. Kozaklı kasabasının kuzeybatısında bazı tepelerin yüksekliği 1146 metreyi bulur.

İlçede tarihi eser olarak sayılabilecek Kozoğlu Türbesi ve Hamamı bulunmaktadır.

ÜRGÜP İLÇESİ

Nüfus:Toplam-34.372,İlçe merkezi-18.631 (2010)

Ürgüp, İç Anadolu bölgesinde Orta Kızılırmak havzasının en güney ucunda 38’24º-38’45º kuzey enlemleri ile 34’47º-35’08º doğu boylam koordinatları arasında olup, İlçe merkezi 38′-38º kuzey enlemi ile 34’54º doğu boylamı koordinatlıdır.
574 Km² yüzölçümüne sahip olan ilçe merkezi ve köyleri engebeli bir arazi üzerine kurulmuştur. Doğusunda Kayseri merkez İncesu İlçesi, Batısında Nevşehir ili merkez ilçesi, Kuzeyinde Nevşehir ili Avanos ilçesi ve Güneybatısında Nevşehir İli Derinkuyu ilçesi güney-güneydoğusunda Kayseri ili Yeşilhisar ilçesi ile çevrili bulunmaktadır.
Ürgüp İlçesinin Denizden Yüksekliği 930 m ile 1936 m arasında değişmektedir. 930 m ile kuzeyinde kızılırmak nehri en düşük rakımlı ve 1936 m ile güneydoğusunda bulunan Hodul dağı en yüksek rakımlıdır. İlçe merkezinin ortalama denizden yüksekliği 1060 m’dir
Ürgüp İlçesi Güney Kuzey istikametinde uzanan bazalt akıntıları ile örtülü riyoliti eğilimleri işgal eden vadiler ve platoların üzerinde yer alır. Geneline bakıldığında Platolar kuzeyde kızılırmak nehri ile güneyinde ise Toros dağlarının uzantıları ile sınırlanmaktadır.

İklimi,kışları soğuk ve yağışlı yazları ılık yarı nemli karasal iklim özelliğine sahiptir. Yıllık yağış ortalaması 384,5 mm’dir.

Belediye teşkilatı 1886 yılında kurulmuş olup, halen 17 mahalle muhtarlığı mevcuttur. İlçeye Başdere, Mustafapaşa ve Ortahisar olmak üzere (3) Kasaba ve (20) Köy bağlı bulunmaktadır. Merkez, Kasaba ve Köylerle birlikte (54) Muhtarlık mevcuttur.ilçe ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Yöre arazisinin volkanik yapısı tüf tabir edilen topraklardan oluşmaktadır. Bu tür topraklarda daha ziyade bağcılık gelişmiştir.

İlçede, Özel sektöre ait 200’den fazla işçi kapasiteli 1 adet konfeksiyon fabrikası ile Tarıma dayalı Şarap Fabrikalarının dışında önemli bir sanayi kuruluşu yoktur. Küçük ölçekli aile işletmeleri faaliyet göstermektedir

Nevşehir’e 22 km. uzaklıkta olan Ürgüp adını Ur “kaya” Kup “çok” kelimelerinden almaktadır. Asiana, Başhisar, Osiana gibi isimlerle anılan yörede en eski yerleşimler İngiliz arkeologların yaptığı çalışmalarla gün yüzüne çıkmıştır. Yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde Ürgüp’ün 8 km. güneydoğusunda Avla Dağı’nın tepesinde neolitik ve paleolitik döneme ait taş aletler bulmuşlardır. Kalkolitik çağda ise şehir beyleri örgütlenerek küçük krallıklar oluşturmuşlardır. Ürgüp’ün Tahar köyünde bulunan kabartmalar ise Asur Ticaret Kolonileri Çağına aittir. Kapadokya’nın önemli merkezlerinden biri olan Osiana Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı zamanlarda dahi önemini korumuştur. Konama ve Soandos’ta bulunan büyük din okullarında misyonerler yetiştirilerek Hıristiyanlık yayılmaya çalışılmıştır.

Bizans devleti döneminde Ürgüp’ün bulunduğu alan volkanik patlamalar ve sonra meydana gelen tabiat olayları, erozyon toprak yapısına karakteristik özellikler vermiştir. Yöre hayvan biçimli peribacalarının açık hava müzesi gibidir. Bu doğal oluşumların üstü bazalt alt tarafı tüftür.

Bizans devleti döneminde Ürgüp’ün yerinde Osiana adlı bir kasaba yer almaktaydı. Yörenin asıl gelişimi ikon yasağının kalkması ile gerçekleşti. IX. yüzyılda pek çok sayıda kilise yapıldı. XI. yüzyıldan itibaren ise Ürgüp’ün güneyi dinsel bir merkez haline geldi. Selçukluların Anadoluya gelişinden sonra yörede Müslümanlar görülmeye başlandı.

Selçuklular’dan sonra Ürgüp’e Danişmentliler, Mengücekoğulları, Eratnaoğulları, Dulkadiroğulları gibi beylikler hakim olduktan sonra 1516 yılında Yavuz Sultan Selim Ürgüp’ü Osmanlı Devleti sınırlarına dahil etmiştir. Lale devrine kadar kadı merkezi olan Ürgüp önce Niğde’ye sonra Konya’ya bağlanmıştı. Damat İbrahim Paşa döneminde kadılık merkezi Nevşehir’e aktarılınca Ürgüp eski önemini kaybetti. Önce Niğde’ye, 1935 yılında da Kayseri’ye bağlandı. Nevşehir’in il olmasından sonra ise bu ilin bir ilçesi durumuna getirildi.

Arama Kelimeleri:

yandaki anıta sahip olan avanos ilçemizin nüfusu kaçtır,nevşehir,kapadokya yöresinin yüzey şekilleri geçim kaynakları tarihi ve kültürel değerleri,anıta sahip olan avanos ilçemiz nüfusu kaçtır,anıta sahip olan avanos ilçemizin nufusu kaçtır,kapadokya nın yüzey şekilleri geçim kaynakları tarihi ve kültürel değerleri,ürgüp merkez,yanardağ lav peribacası turist doğal çevre ile ilgili hikaye,nevşehir il merkezi,kapadokya yüzey şekilleri geçim kaynakları tarihi ve kültürel değerleri,anıta sahip olan avanos ilçesinin nüfusu kaçtır,yanardağ lav peribacası turist doğal çevre ile ilgili kısa hikaye,kapadokya yöresi yüzey şekilleri geçim kaynakları tarihi ve kültürel değerleri,avanos il?emizin n?fusu ka?t?r,nevşehir deniz seviyesinden yüksekligi,Nevşehir Gülşehir ilçesi kulturel özellikleri nelerdir,nevşehirin tarihçesi,nevşehir\in deniz seviyesinden yuksekligi,nevehir ve evresinde hangi kaya tr peribacalar,ilçemizin yer şekli

Etiketler:, , , , , ,

“Nevşehir ve Tarihi” için 1 Yorum Bulundu

  1. Ayşe Nur 20 Aralık 2011 saat: 16:48 #

    sizde aradığım hiçbirşey yok.ama herşey için teşekkür ederim

Bir Cevap Yazın