Genel

Haber Salaydınız

Yavuz Sultan Selim,Mısır seferinde Memluk Sultanı Tomanbay’ı 22 Ocak 1517’de Ridaniye Savaşı’nda yenilgiye uğratarak 15 Şubat 1517’de Kahire’ye girdi.Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Cezayir’de bulunan Barboros Hayreddin devlet kurma hazırlığındaydı.Bir tarafta da korsanlık faaliyetlerini sürdüren Barboros Hayreddin,gemilerinin Osmanlı donanmasıyla karşılaşmasının “Gazavat-ı Hayreddin Paşa” da şöyle anlatır:

piri reis<<Tunus Sultanı da artık bize barut vermiyordu. Baktık ki Tunus Sultanı bizden günden güne yüz çevirir. Kendi başımızın çaresini görmeye karar verdik. Bunun için de, bu gurbet ellerinde, kendimiz için yeni bir devlet kurmak icap ediyordu. İspanya’da Becaye’yi fethettiğimiz haberi duyuldukta, kafirlerin başına kıyamet kopup, cümlesi yeis ve matem deryasına battılar. İspanya kralı Karlos(Charles-Quint) buyurdu ki, tez vakitte Becaye Türkler’den alına ve İspanyol esirleri kurtarıla. Diğer taraftan Cezayir ülkesi halkı gördü ki Türkler, kafirin belini kırmaya kadirdir. Gayetle adil ve Allah’tan korkan bir millettir. Ben ve ağam, Cezayir’in Cicelli şehrinde otururken, ülkenin birçok şehrinden heyet geldi. Bunların en mühimmi, memleketin merkezi olan Cezayir şehrinden gelen heyetti. İspanyol zulmünden bizar olan Cezayir şehri halkı, bizden imdat istiyordu. Ağam Oruç, 500 leventle Cezayir şehrine doğru yola çıktı. Beni Cicelli’de bıraktı. Ağam Oruç Reis, Cezayir şehrini fethe giderken, ben de Cicelli’den hareket ettim. Tunus’a gittim. Tunus Sultanı artık bize tamamen düşmanlık gösterirdi. Fakat beni on pare tekneyle görünce korktu. Zahirde iltifat etti. Vafir özürler diledi. “Biz Müslüman mücahitlere niçin barut yollamadınız?” dedim. “Benim barut istediğinizden haberim yoktu,”dedi; “kethudam bana bildirmedi. Ben de kethudanın başını vurdurdum.” Gerçi kethudasının başını vurdurmuştu. Fakat bunun sebebi bambaşkaydı. Ama ben bunu sultanın yüzüne vurmadım. Kanmış göründüm. Sultanla beraber atbaşı Tunus şehrini gezdik. Sonra limana döndüm. Yanımda büyük ağam İshak Reis, Muslihuddin Piri Reis, Kurdoğlu Reis, Deli Mehmed Reis ve başka namlı levent reisleri vardı. Doğu Akdeniz’e Kıbrıs taraflarına doğru gidip avlanmak, sonra Cezayir’e dönmek için reislerime emir verdim. Ben, ağam İshak Bey’le beraber Cezayir’e döndüm. Reislerim, yedi pare gemiyle doğuya açıldılar. Bir müddet sonra Kıbrıs’la Mısır arasında Donanmay-ı Hümayun’a rasladılar. Leventlerin sevinçten akılları başlarından gideyazdı. Zira Türk Donanması derya yüzünü kaplamıştı. Muslihuddin Piri Reis, hemen donanmaya yanaştı. Kapdan-ı Derya Cafer Bey’in huzuruna çıktı. Selim Han’ın kapdan-ı deryası: “Padişah Mısır seferindedir,” dedi; “haberiniz yok mudur? Niçin gelip Donanmay-ı Hümayun’a katılmazsınız?” Muslihuddin Reis, gayet akıllı bir adamdı. Dedi ki: “Devletlu Efendim, haşa ki padişah hizmetini ihmal etmişliğimiz yoktur. Başka iklimdeyiz. Haberimiz olmadı. Eğer bir köpeğinizi gönderip haber salaydınız, emriniz başımızın üstüne, derhal yetişirdik. Devlete hizmet, bize en büyük dünya nimetidir.” Kapdan-ı Derya, Muslihuddin Reis’in bu akıllıca sözlerini çok beğendi: “Berhudar olasınız!” dedi. Muslihuddin Reis, yedi pare gemisiyle, Donanmay-ı Hümayun’un peşine takıldı. Hep beraber iskenderiye limanına girdiler(19 mayıs 1517). Bu sırada Selim Han, Mısır’ı tamamen fethetmişti. Kahire’deydi. Donanmasının İskenderiye’ye geldiğini işittikte, hemen bu limana geldi. Donanmay-ı Hümayun’u teftiş etti. Bu arada Muslihuddin Reis’e çok iltifatlar etti. Pek çok asker, ve mühimmat verdi. Bunları alan Muslihuddin Reis, Cezayir’e döndü.Muslihuddin Reis’in Mısır seferi iki buçuk ay sürmüştü.>>

Benzer Yazılar