İhanet Edersem

3 dk okuma süresi

İbn Cevzi’nin(1114-1202) naklettiğine göre Muavi­ye, bir gün sofrada iken Beni Özre kabilesinden bir genç gelip karşısına dikildi ve ona, eşi Suad´a olan aşkını anlatan bir şiir okudu. Muaviye; onu yanma oturtup başından geçenleri anlatmasını istedi. Genç te şöyle dedi:

-” Ey mü´minlerin emiri, ben amcam kızı ile evliydim, develerim ve koyunlarım vardı. Bunları ona harcadım, elimdeki malım azalınca babası benden yüz çevirdi ve beni Kûfe´deki valin İbn Ümmü Hakem´e şi­kayet etti. Küfe valisi, eşimin güzelliğini duymuştu, beni zincire vu­rup hapse attı. Eşimi boşamam için bana baskı yaptı, ben de boşamak mecburiyetinde kaldım. Eşimin iddeti tamamlanınca babası onu 10.000 dirhem karşılığı olarak Kûfe´deki valine verdi. Onunla evlendir­di, işte şimdi sana geldim. Ey mü´minlerin emiri, sen hüzünlenenlerin, darda kalanların, yardım diyenlerin imdadına koşarsın. Malından yok­sun bırakılanların dayanağısın, şimdi benim bu sıkıntıdan kurtulacak bir yolum yokmu?” Böyle dedikten sonra ağladı ve şöyle dedi:

“Yüreğimde ateş vardır, ateş kıvılcımlanıyor.
Vücudum bitkin düştü, rengim sarardı.
Gözlerim keder yaşlarını akıtıyor, bu yaşlar sağnak yağmurlar gibi­dir.
Aşkından ağlıyorum, bu halime tabip şaşıyor.
Büyük bir bela ile karşılaştım, buna dayanacak güç yoktur.
Gecem gece değil, gündüzüm de gündüz değil.”

Muaviye, o gence acıdı ve Küfe valisi îbn Ümmü Hakem´e bir mektub yazarak bu davranışından dolayı onu ayıplayıp kınadı ve gencin ka­rısını itirazsız boşamasını emretti. Mektubu alan Küfe Valisi İbn Ümmü Hakem mektubu okudu,derin bir ah çekip:
-“Keşke mü´minlerin emiri beni bu kadınla bir yıl başbaşa bıraksaydı da sonra boynumu kılıçla vursaydı.” dedi ve  Muaviye´nin azarlayıcı mektubundaki ifadeleri kendisini o kadını boşamaya zor­ladı. O da çaresiz kadını boşadı, yolundan çıktı. Bir heyetle birlikte Muaviye´ye gönderdi, kadın gidip Muaviye´nin huzurunda durunca Muavi­ye, çok güzel bir manzara ile karşılaştı. Kadını konuşturunca onun çok fasih ve tatlı konuştuğunu gördü. İnsanların en güzeli ve en nazlısı ol­duğunu müşahede etti. Kocası ve aynı zamanda amcası oğlu olan o gen­ce şöyle dedi:
-“Ey bedevi! Sana daha güzel şeyler versem bu kadının yo­lundan çıkar mısın ” Genç şu karşılığı verdi:
-“Evet, başımı gövdemden ayırırsan bu kadının yolundan çıkarım.” dedi. Sonra da şu şiiri söyledi:

“Beni yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş kimse gibi darb-ı me­sellere konu yapma.
Suad´ı, kendisine hayran olan üzüntü ve anma ile akşamlayıp aynı şekilde sabahlayan kederli kimseye geri ver.
Istıraplar beni bitkin düşürdü, yüreğim yanıyor, hem de ne yanma.
Allah´a yemin ederim ki, Suad´ın aşkım unutmayacağım, mezarım­da taşlar altında gövdem kayboluncaya dek onu aklımdan çıkarmaya­cağım.
Onun yolundan nasıl çekilebilirim ki, gönlüm ona tutkundur, kal­bim onsuz yapamıyor, sabredemiyor.”

Muaviye dedi ki:
-“Kadına seçme hakkı verelim, ya seni ya da İbn Ümmü Hakem´i seçsin”. Muaviye´nin böyle demesi üzerine Suad, şöyle dedi:

“Bunun her ne kadar işi bozulmuş, serveti azalmışsa da,benim nazarımda babamdan da, komşumdan da, dirhem ve dinar sahiplerinden de daha sevgilidir.
Kendisine ihanet edersem Cehennem ateşinin sıcaklığından korka­rım.”

Muaviye güldü ve ona 10.000 dirhem para, binek ve sergi verilmesi­ni emretti, iddeti tamamlanınca da onu eski kocasına teslim edip onun­la evlendirdi.

Yapılan Yorumlar
Bu yazı için henüz yorum yapılmamış! İlk yorumu sen yapabilirsin.
Bir Yorum Yapın

x