Kars ve Tarihi

52 dk okuma süresi

 

Yüzölçümü: 18.557 km²

Nüfus: İl merkez nüfüs: 73.826 , İl toplam nüfus:301.766 (2010 yılı verine göre)

İl Trafik No: 36

Kars Doğu Anadolu da ülkemizin en doğusundaki ve aynı zamanda karasal iklim dolayısıyla da en soğuk illerinden birisidir. Ancak mekanın bu olumsuzluğu ilin sanayii gelişmesinde nispeten olumsuz olmuş olsa da il turizm potansiyeli açısından bölgenin başlıca illerinden birisidir.

İl ülkemizin başlıca kış turizm merkezinden birisidir ve yapılacak yatırımlarla bu alanda daha da gelişebilir. Bunun yanı sıra kültür turizmi açısından da tarihin çok eski devirlerine uzanan antik kalıntıları ve ören yerleri ile önde gelen kültür turizmi açısından da Yontma Taş Çağından itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olan kent önde gelen kültür turizm merkezlerindendir.

Kars ili Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğu kesimlerinde yer almaktadır. Büyük bir plato özelliği gösteren il coğrafyasında genel olarak bitki örtüsü bozkır görünümündedir. Yalnız Sarıkamış ilçesinde çam ormanları bulunmaktadır.

Kağızman ilçesinde bağ ve bahçecilik yapılmaktadır.

Kars Doğu Anadolu Bölgesinin en soğuk bölgesinde yer alır. Bu nedenle karasal bir iklime sahiptir; kışları uzun ve sert, yazları ılımlı hatta serince geçer.

Coğrafi görünüm açısından tam bir yayladır. Ancak suların derin vadiler açmadığı düzlüklerde vardır. Ekonomiye direkt etkisi olan Kars merkez, Selim ve Arpaçay ovalarıdır. Bu ovalardan bazıları aynı adı taşıyan yaylalarda kesintili olarak yanyana devam eder. Kars ovası da böyledir. Kars ovası ilin doğusunu ve güneyini kaplar.
Ortalama yüksekliği 1750 metre olan yüksek bir ova özelliği gösterir. Yüksek dağlardan kaynağını alan akarsular taşıdıkları maddelerin çoğunu bu ovada biriktirirler. Ovanın temelini volkanik maddeler teşkil etmektedir.

Türkiye Coğrafyasında Kars Erzurum ile tamamlanarak Erzurum-Kars yaylası adıyla tanımlanmaktadır. Gerçektende Kars Coğrafyası yüksek dalgalı düzlüklerden meydana gelmiştir. Kuzey-Batı da, Karadeniz’den yüksek dağ sıralarıyla ayrılmıştır. Bu sıralar Güney-Doğuya doğru açılınca Karadeniz Bölgesinin hakim manzarası değişir. Dar ufuklar genişler, Dağlar yerine yayla düzlükleri, ormanlar yerine otluklar hakim olur. Platonun ve üzerindeki dağların yüksek olmasına rağmen arazi engebeli değildir. Çünkü zeminle zirve arasındaki yükselti farkı çoğu zaman 1000 metreyi geçmez. Platonların üstü volkan püskürtüleriyle kapalıdır. Ortalama yükseklik 1500-2000 metredir. Yayların üzerindeki tepelerin çoğunda aşınmalar sebebiyle bir tabaka yüzeye çıkmıştır. Mevsimler arasındaki sıcaklık farkı fazla olduğundan çatlamalar ve aşınmalar süratlidir.

İlde Çıldır, Karzak, Aygır ve Çenklice Gölleri belli başlılardır. Bu göllerin dışında Erhan gölü, Turna gölü, Çenekci gölü, Kuyucuk gölü kaydadeğer göllerimizdendir.
İlimizde Çıldır Barajı, Arpaçay Barajı, Bayburt Barajı olmak üzere 3 önemli baraj mevcuttur. Bunlardan Arpaçay ve Çıldır barajları hem enerji hem de sulama,Bayburt barajı ise sadece sulama imkanı sağlamaktadır.

Kars ilinden irili ufaklı birçok akarsu geçmektedir. Bunlardan en önemlileri:

1- KARS ÇAYI:

Allahuekber sıradağlarının Soğanlıdağ yolundaki Yaycı ve Kırkpınar yaylalarından kaynağını alan Sarıkamış suyu ile Kızılçubuk suyu Çatak köyü önünde birleştikten sonra Selim ilçesi altında en Uzunyaylacıktan gelen dereleri de alarak Kireçhane boğazından Kars’a girer. İlkbahar ile bol yağmurlu zamanlarda şehrin doğusundaki Kurtkale düzeyinden gelen Darboğaz suyunun şehrin ortasındaki iki arktan alarak Taşköprüden itibaren 8 Km kadar süren Kaleboğazı ve Dereiçi kalesi boğazından geçer. Bundan sonra Kars Çayı Berdik deresi ile Cilavuz (Susuz) suyunu alır ve Ağcalar köyü altında yeniden derin boğaza girer. Karaurgan köyü suyunu soldan aldıktan sonra Şahnalar köyü üçüncü boğazdan yani Camışlı boğazından Güneydoğuya dönerek Akyaka ilçesinin Aslanhane köyü altından Arpaçayına kavuşur.

2- ARPAÇAYI:

Çıldır gölü doğusundaki Bingöllerdeki Hozu ile Kızılkilise sularının beslediği Arpa gölünden çıkar. Soldan üç küçük kol aldıktan sonra güneye dönüp Dedekorkut kitaplarında anılan Cızıgların güneyinden gelen suyu da alıp, Gümrünün 4 Km batı yanından geçer. Elegez’den gelen suların birleştiği Karakilise çayını soldan alarak büyüdükten sonra Başşuragel altında Kars çayı ile birleşir. Bundan sonra Başgedikler çevresinde derin yataktan akarak meşhur Ani şehrini Güney- Doğu ve güneyden çevirerek Digor’dan gelen Karabağ suyunu da sağdan alıp,Tekelibağ önünde Aras nehrine katılır.

3- ARAS NEHRİ:

Bingöl’den kaynağını alıp,yukarı Pasinde sağdan ve soldan gelen birçok dereler katılarak Pasin suyu adıyla Çobanköprüsünden sonra aşağı Pasin’e girince Aras (Araz) diye anılan bu ırmak Kars ilinde Zivin suyu ile Kötek- Bayam suyunu soldan ve Şahyolu dağlarından gelen dereleri de sağdan alarak Arpaçay ile birleştikten sonra çok büyümüş olarak Sürmeliçukuru’na girer. Iğdır önünde saniyede Nisan’da 180- 200, Mayıs’da 140, Haziran’da 50, Temmuz ve Ağustos aylarında 20-25 metreküp su akıtır. Hazar denizine dökülmeden önce Aras Arpaçayını soldan; Balıklıgöl’den çıkıp Beyazıt ovasından gelen Sarısuyu sağdan alıp Nahcıvan ve Alınca çaylarını, soldan Kötürheydan gelen Kızılçayı, Behreşan Boğazı’ndan gelen suyu dağdan alarak Karaboğaya geçer. Kura (Kür) nehrine kavuşur. Aras ırmağı Kars ilinde donmadan akan yegane sudur. Bunlardan başka Karasu, Kağan çayı, Acı çay ve Digor çayı önemli akarsulardır.

Kars tabiî güzellikleri ve târihî eserleri bakimindan da zengindir. Târihî eserlerin çoğu yıkık durumdadir. İlk yapılış halini koruyan eser çok azdır. Kars Kalesi: 1152′de Saltukoğulları’ndan Sultan Melik İzzeddin tarafindan Mîmar Firuz Ağa’ya yaptırılmıştır. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde büyük ölçüde tamir gördüğünden, İçkale günümüze kadar sağlam olarak gelmistir. Dışkale surlarının kalıntıları vardır. Kalede 220 burç ve kule 2000 mazgal bulunur.
Evliyâ Câmii: 1579′da yapılmıştır. Bu devirde yapılan camilerin en önemlilerindendir. 1628′de yıkılmışsa da sonradan tâmir ettirilmistir.
Beylerbeyi Sarayı: 1579′da devrin Beylerbeyi için yapılmış iki katlı bir binâdir. Osmanli devri sivil mîmârîsinin güzel örneklerindendir. 1828′de Osmanlı-Rus savasinda yıkıldı ise de yeniden yapılmıştır.
Havarîler Kilisesi: 932-937 seneleri arasında yaptırılmıştır. 1579′da câmiye çevrilmiş ve Kümbet Câmii ismini almıştır. 1778′de Ruslar tarafindan tâmir ettirilerek tekrar kiliseye çevrilmiştir. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadir.
Mesire yerleri: Kars ili, yaylaları, gölleri ve temiz havası bakımından çok zengin illerimizdendir. Sarikamış ilçesine 4 km uzaklikta orman içi dinlenme yeri olan Soğuksu ilin önemli mesire yerlerindendir. Sarıkamış ormanları gezilmeye değer güzel yerlerdir.
Kaplıcalar: Kars, şifalı su kaynakları bakımından da zengin ise de, gerektigi şekilde faydalanılmamaktadir. Sifali su kaynaklarinin çoğunda tesis yoktur.İlin çeşitli yerlerinde maden suları çıkmaktadır.

Kars Tarihi:

Kars Kalesi


Kars’in bilinen ilk sâkinleri Hurriler’dir. Daha sonra Hititler’in hâkimiyetine girmislerdir. Hurriler bölgeye “yüksek ülke” veya “yukarı eller” adını verdiler. Bölge, daha sonra Urartular’ın işgâline uğradi. M.Ö. 8. asirda Kimmer’ler buradan geçtiler. Asurlar ve Babiller buraya hâkim olamadılar. Iskitler M.Ö. 7. asırda bu bölgeye hâkim oldular. M.Ö. 6. asırda Perslerin istilâsina uğradı. Dârâ, Kafkasya Seferini buradan geçerek yapti. M.Ö. 4. asirda Makedonya Krali İskender, Persleri yenerek burasını ele geçirdi. Partlar ve bunlara bağlı Ermeni derebeylikleri zaman zaman bölgeye hâkim oldular. M.Ö. 1. asirda Pontos Krallığı’nı yıkan Romalılar bu bölgeye yaklaştı. M.S. 2. asırda Romalıların eline geçti. Daha sonra Partlar ve onların yerine geçen Sâsânîler ile Romalılar arasında el değistirdi. M.S. 395′te Roma ikiye bölününce bu bölge, bütün Anadolu gibi Doğu Roma’nın (Bizans) payına düştü. Bu bölge, Bizans ile Sâsânîler arasinda sık sık el değistirdi ve buradaki derebeyleri bâzen İran bâzen de Bizans’a tâbi oldular. M.S. 7. asirda İslâm orduları bu bölgeyi fethedince Ermeni derebeyleri, Abbâsî halifelerine tâbi oldular. Bölge ahâlisi, kütleler hâlinde Islâmiyetle şereflenerek, Islâmiyet, Kars ve civarında hızla yayıldı. Türk Sâcoğulları ve onların yerine geçen Seddâdiler bu bölgeye hâkim oldular ve Ermenilerle mücâdele ettiler. Onuncu asrın ortasında Kars’a 50 km mesâfede Ani sehrini başşehir yapan Ermeni derebeyleri 1044′te Bizanslılar tarafindan bölgeden atıldılar. Yirmi senelik Bizans hâkimiyetinden sonra büyük Türk Hakani Selçuklu Sultani Alparslan 1064′te Ani’yi fethederek Bizanslıları buradan attı. Kars, Anadolu’nun Türkler tarafindan fethedilen ilk parçası oldu. Bu fetih 1071 Malazgirt Zaferinden yedi sene önce olmustur. Türkiye Selçukluları Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın babası Kutalmış Bey, 1049 ve 1053 Anadolu akınlarına giderken Kars’tan geçti. 1058 akininda Selçuklu sehzâdelerinden Alparslan’ın kardeşi Yakuti Kars’in dış mahallelerini fethetti. Sultan Alparslan, 1068′de Ardahan’ı fethetti. Alp Arslan’in oğlu Sultan Melikşah, Kars’ı geri almak isteyen Bizanslıları 1080′de yenerek bu bölgeyi Erzurum’u merkez yapan Saltukoğullarına verdi. 1124′te Gürcüler, Ani ve Kars’ı ele geçirince, Saltukoğulları 1153′te Kars’ı geri aldı. 1226′da Celâleddin Harezmşah, Ani’yi kusatmiş fakat alamamıştır. Tiflis’i fethetmiştir. 1239′da Moğollar Kars ve Ani’yi alarak, Gürcüleri buradan uzaklaştırmışlardır. Sırasıyla Ilhanlılar, Celâyirliler, Tîmûrlular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular bölgeye hâkim oldular. Tîmûr Han, 1394, 1400 ve 1403′te Kars’tan geçti. Safevîler, Akkoyunlu Imparatorluğunu yıkınca, mîrasına konarak Kars’a hâkim oldular. Bu sırada Osmanlı Devletinin sınırları da Kars’a dayanmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, Çaldıran Seferinden dönerken Kars Kalesi yakınında konakladı. Kars ve çevresi, 1534′te Kânûnî Sultan Süleyman Han’ın ilk yıllarında Safevîlerden Osmanlılara geçti. Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasındaki stratejik çarpışmalar, Kars bölgesinde cereyan etti. 1548′de Sultan Süleyman Han, Kars Kalesini tahkim ettirdi. Safevîler, zaman zaman Kars’a saldırdılar. Sultan 3.Murâd Han, 1579′da birkaç hafta içinde Kars şehrini yeni bastan inşâ ettirip, kale, sur, câmi ve her türlü tesisleri yeniden yaptırdı. Kars, Osmanlıların askerî bir üssü ve serhat sehri oldu. 1604′te Safevîler, âni bir hücumla Kars’ı işgal ettilerse de tekrar çıkarıldılar. 1616′da KarsKalesi yeniden geniş ölçüde tahkim edildi. Sultan Dördüncü Murâd Han, Revan Seferinde buradan geçti veKars’i yeniden îmâr etti. On yedinci asirda Kars ve Çıldır, iki ayri beylerbeyliğinin merkezleri oldular. 29 Mayıs 1664′te baslayan ve bir hafta devam eden zelzele büyük zarar verdi. 1734′te Nâdir Sah Avsar, Kars’i iki defa, 1744′te üçüncü defa kuşattı ise de alamadı. 1807′de Ruslar, Kars’a kadar yaklastı fakat Osmanlı ordusu, Ruslari yenerek, Tiflis’e geri çekilmek mecburiyetinde bıraktı. 1821-1823 arasinda Iranlilar, Kars topraklarina akınlar yaparak Osmanlıları yıprattılar. Sonra da Ruslar, saldırarak 15 Temmuz 1828′de Kars’ı işgal ettiler. 8 ay sonra Edirne Muâhedesi ile Kars’ı terk ettilerse de Kars’ın üçte ikisini ve bütün tarihi eserlerini, câmi ve türbeleri imhâ ettiler. 1853-1856 Kırım Harbinde bu bölgede büyük savaşlar oldu. Ruslarin 29 Eylül 1855 taarruzu Kars halkının (genç, yaşlı, erkek, kadın ve hatta çocukların) desteği ile Müşir Mehmed Vâsıf Paşa emrindeki Türk ordusu tarafindan geri püskürtüldü. Bu zaferin hatırası olarak altın, gümüş ve bronz“Kars1272” madalyaları bastırıldı ve Kars sehrine “Gâzi” ünvanı verildi. Halk üç sene vergi ve askerlikten muaf tutuldu. Ruslar, 1856′da Paris Antlaşması ile bu bölgede 5 ay kaldiktan sonra geri çekildiler. Kars çevresinin ikinci Rus işgali böylece sona erdi. Doksanüç Harbi denen 1877-1878 Türk-Rus Harbinde Kars çevresinde dünyâ çapında önem taşıyan muhârebeler olmuştur. Bu târihte Kars 20 bin nüfuslu ve 25 câmili bir kale sehriydi. Müşir Gâzi Ahmed Muhtâr Paşa, sayıca üstün Rus kuvvetlerini üç meydan muhârebesinde yendi. Bunun üzerine Rus ordu komutanını Rus Çarı azletti. Müşir Gâzi Muhtâr Pasa dördüncü bir savaşa girmedi. Osmanlı ordusu kazansa bile ordunun zâyiâti ile bütün doğu bölgesi Rusları durduracak bir güçten mahrum kalacaktı. Böyle stratejik sebeplerle orduyu Erzurum’a geri çekti. Bu sebeple Kars, 18 Kasim 1877′de üçüncü defa işgal edilmis oldu. Ruslar, üç gün üç gece Kars’ı yağma ve talan ettiler. Bütün câmi, türbe ve târihî eserleri imhâ ettiler ve Müslüman Türk halkını korkunç bir katliam yaparak öldürdüler. Kars’ı, Tiflis’te bulunan Kafkasya Umûmî Vâliligine bagladılar. 1878-1881 arasinda üç yıl içinde 82.000 Türk, Kars’ı bölgesini  terk edip, Erzurum çevresine yerleşti. Bunun 11.000′i Kars’ın içindendi. Ruslar, Kars’a Ermeni, Rum, Süryânî, Eston ve hattâ Ukraynalı yerleştirdiler. 1897′de Kars’ta yüzde 51 Türk kaldı; 1914′te Türklerin miktarı yüzde 40′a indi. Birinci Dünyâ Harbinde Ruslar, Kars Türklerini Osmanlı ordusuna yardım ediyor diyerek katlettiler. Bu katliamdan sadece 22.000 civarında Türk kurtularak Bakü’deki Müslüman Cemiyetinin himâyesinde yaşadılar. Azerbaycan’lı Türkler soydaşlarına sâhip çıktılar. 1918 başında Osmanlı ve müttefiklerine yenilen Rusya, silâhlarını bırakıp, Brest-litovsk Muâhedesi (Antlaşmasi) ile Kars, Artvin ve Batum’u Osmanli Devletine terk etmistir. Birsüre  sonra Ingiltere ve müttefikleri gâlip gelince, İngilizler bu antlasmayi kabul etmeyip, Ruslar ve Ingilizler Kars’a Ermeni doldurup, Kars’taki bütün Türkleri katlettirdiler. Bu katliamdan çok az Türk kurtuldu. Posof ve Ardahan’ı Gürcüler isgâl ettiler. Türk Istiklâl Harbinde 15′inci Kolordu Komutani Kâzım Karabekir Pasa, 30 Ekim 1920′de Kars’ı kurtardı. Kars Kalesine şanlı Türk Bayrağını 34. Alay subaylarından Yüzbaşı Abdurrahman Bey “Besmele-i serif” ile yeniden çekti. Rusya 16 Mart 1921 Moskova Muâhedesi ile Batum hâriç olmak üzere, Kars ve Arvin’in Türkiye’ye iâdesini kabul etti. Bu muâhede, 13 Ekim 1921 Kars Muâhedesi , Ermenistan ve Gürcistan tarafindan da kabul edildi. Hıristiyan azınlıklar Kars’ı boşalttılar. Şehrin eski sakinleri yurtlarIna yerlestiler. Ikinci Dünyâ Harbinden sonra Rus devlet başkanı Stalin, Kars ve Ardahan’i istedi ise de, bu arzusunda israr edemedi. Ermeni terör teskilâtlarının Türkiye aleyhtari faaliyetlerinin hedefi Türklerin Anadolu’da ilk fethettikleri bu topraklari Rusya’nin işgaline yeniden sokmaktı. Kars, buram buram Türklük kokan, gâzi, kahraman bir serhat sehridir. Şanlı  târihi içinde sonderece sıkıntılı günler yasamıştır. Ruslar üç işgal ile Kars’i tamâmen imhâ ederek, harâbe hâline getirmişlerdir.Tarihi misyonu vatanseverlik ve kahramanlıklarla dolu olan Kars,Doğu Anadolu Bölgesi’nde  gelişmekte olan illerimizden biridir.

AKYAKA İLÇESİ

Akyaka İlçe Merkez Nüfus:2.273 , İlçe toplam nüfus:12.023 (2010 verilerine göre)

Kizilçakçak adi ile bilinen Ilçe, 1534 yilinda Osmanli Padisahi Kanuni Sultan Süleyman tarafindan fethedilmiştir. 1877-1878 yillari arasinda Osmanli Imparatorlugu ile Çarlik Rusyasi arasinda çıkan, halk arasinda 93 Harbi adı ile bilinen savaş ile birlikte Çarlık Rusyası işgali altina girmistir. 1917 yilinda meydana gelen Bolsevik Ihtilali sonrasinda Rusya’nin bölgeden çekilmesi ile birlikte Ermeni isgali altina giren Ilçe, 03 Kasim 1920 tarihinde, Kazim Karabekir Pasa komutasindaki Türk Ordulari tarafindan kurtarilarak tekrar Vatan Topraklarina katilmistir. 1922 yilinda ilçe olan Kizilçakçak(Akyaka), 1926 yilinda Arpaçay Ilçesine bagli bucak haline dönüstürülmüstür. 1961 yilinda Akyaka adini alan Bucak, 1972 yilinda belediye, 29 Temmuz 1988 tarihinde de ilçe teskilatina kavusmustur.

KONUMU

Akyakanın Dogusunda Ermenistan Cumhuriyeti,Batisinda ve Güneyinde Kars Il merkezi ve Kuzeyinde Arpaçay Ilçesi olup, 550 km2 topraklar üzerine kurulu bulunmaktadir. Ilçemizin Ermenistan Cumhuriyeti ile 52 km. siniri olup ilçe merkezinin ,Türkiye Cumhuriyetinin Ermenistan Cumhuriyeti ile baglantisinin oldugu Dogu Kapi sinir kapisi ile mesafesi 13 km.dir. Ilçemizin rakimi 1477m. olmakla ülkemizin orta kisimlarinda bulunan Iç Anadolu,Güney Karadeniz veya Iç Ege Bölgelerinin cografi yapisina sahiptir. Bu özelligi ile genis düzlükler ve boz kirlara sahiptir. Kaynagini Sarikamis ilçesinden alan Kars Çayi ve kaynagini ilçemiz sinirlari içerisinde bulunan Terelik mevkiinden alan Karahan Çayi ilçemizden geçerek Akyaka’nin dogusunda Ermenistan Cumhuriyeti sinirinda bulunan Arpaçay Barajina dökülmektedirler. Her iki çayda ilçemizde sulama amaçli olarak kullanilmaktadirlar.

İKLİM VE HAVA SARTLARI

Akyakanın iklim bakımından kışları çok sert ve soğuk, yazlari ise ılık ve yağışlı geçen bir karasal iklime sahiptir. En soğuk ayın sıcaklık ortalamasi –25 derece , en sıcak ayın ortalamasi ise +30 derecedir. Yöremizde her ne kadar sert Karasal iklimin hakim oldugu düsünülmekteyse de yapilan barajlar sayesinde yer yer Kara Deniz ikliminin özellikleri görülmektedir. Yöremiz ve çevresinde yapilan çalismalar sayesinde Evliya Çelebi ‘nin Seyahatnamesinde bahsettigi sert kis mevsimleri tarihe karismistir. Yöremiz Karasal Iklimin tipik özellikleri olan kışlari soguk yazlari sicak ve kurak olan nitelikleri tasimaktaysa da Ermenistan sinirlarimizda bulunan Arpaçay Baraji civarlarinda bulunan köylerimizde yer yer Karadeniz ikliminin karakteristik özelliklerinden olan bol yagisli ve nemli hava hüküm sürmektedir. Merkez ve köyleri ile 550 km.2 topraklar üzerine kurulu bulunan ilçemizin tarima el verisli sahasi yaklasik 12.000 hektardir. Verilen miktarin 4675 hektari sulu tarim arazisi olmakla beraber , 7375 hektari ise kuru tarim arazisidir. Hayvancilik için birakilan mera veya yayla arazisi 13.000 hektardir. Bununla birlikte ilçemizde son yillarda yayginlasmaya baslayan bag , bahçe veya sebze bahçeleri için ayrilan 450 hektar arazi vardir. Hububat arazisi olarak kullanilan 6000 hektar arazi varsa da bunun ancak 4/1 lik kismi olan 1500 hektar arazi ekilebilmektedir. Geriye kalan 4500 hektar arazi ise nadasa birakilmaktadir. Ilçemizin Arpaçay ilçesine siniri olan kuzey kismi engebeli yer yüzü sekillerine sahip olmakla beraber bu kisim ilçemiz topraklarinin % 30′luk kismini kapsamaktadir. Bunun yaninda geriye kalan % 70′lik arazi sulana bilir düz bir yapiya sahiptir. Sulama kanallari 1990 yilinda Devlet su isleri tarafindan yaptirilmis olup kaynagini Kara han çayi üzerine kurulmus bulunan ve Geçit köyü sinirlari içerisinde bulunan Geçit barajindan almaktadir. Kaynagini Sarikamis ilçesinden alarak ilçemiz sinirlari içerisinden Arpaçay barajina dökülen Kars çayi , sinirlarimiza batidan girerek doguya dogru geçmektedir. Ayrica kaynagini Terelik mevkiinden alan Kara han çayi ise ilçemizi kuzeyden doguya dogru geçerek Arpaçay barajina dökülmektedir. Ayrica toprak ve arazi durumunu gösterir tablo asagiya çikartilmistir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

İlçede belirli alanlarda toplanmis küçük orman alanlari disinda ilçe topraklarinin büyük bir bölümü çayir ve mera alanlari ile kapli bulunmaktadir.

NÜFUS

Ilçe merkezine bagli 3 mahalle olup,ilçemizin toplam nüfusu 2000 nüfus sayimina göre 3.400′dür. Ilçemize bagli bulunan 27 köyün ise toplam nüfusu 10.810′dur.Bunlarin toplamlari alindiginda ise ilçe genelinin nüfusu 14.626′dir. Ilçenin toprak ve nüfus bakimindan en büyük köyleri ilçenin dogusunda bulunan ve ilçeye 2 km. uzakligi bulunan Demir kent köyü ile ,ilçenin kuzey dogusunda bulunan ilçeye yaklasik 3 km. uzakligi bulunan Esen yayla köyleridir. Ilçede yillik nüfus artisi % 0.74 civarindadir.Ilçemizin merkez ve köylerine göre nüfus dagilimi asagidaki tabloda çikartilmistir.İlçe nüfusunun tamamina yakin bir kismini Azerbeycan ve Kafkasya göçmeni vatandaslarimiz olusturmaktadir. Ilçemizde Azeri sivesi ile konusulmaktadir. Çok renkli bir mozaik yapiya sahip olan ilçemizde, bütün topluluklarin örf,adet ,gelenek ve göreneklerinden çok renkli karma bir sentez olusmustur.

ARPAÇAY İLÇESİ

Arpaçay İlçe Merkez Nüfus:2.503 , İlçe toplam nüfus:20.154 (2010 yılı verilerine göre)

Tarih ve coğrafya
1927 yılında birleştirilen Şöregel (Kızılçakçak) ile Zerşat kazalarının, doğusundan geçen Arpaçayına göre verilen resmi adıdır. Tanrı dağları batısında Isığ Gölü çevresinde Arpasuyu bölgesinden gelme Arpalı adı Türk Boylarından kalmadır. 16. yy. Osmanlı Sayım Defterinde Arpaçay Suyu ile bunun kaynağı olan Arpalı Gölü çevresine Arpalı denmesi de bu yüzdendir. Arpalı diye anılan Türk boyundan hatıra kalan Arpaçayı adı 1927 de Devletçe Arpaçay’a çevrilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Zarşat Sancağı ile Kars İline bağlı iken 1877-1918 yılları arasında Rus İşgali altında kalmıştır. 1927 yılında yeniden düzenlenen teşkilata göre Zarşat sınırından geçen Arpaçayı nehrine izafeten Arpaçay adını almıştır. 30 Ekim 1920 de Kars ve ilçeleri Türkiye’ye kazandırıldı. 3 Kasım 1920 de de Arpaçay’da Rus askerleri sınır dışı edilerek eski Zaruşat olan Arpaçay’da üç gün sonra hürriyetine kavuştu. Hürriyetinin ardından sıra yerleşmeye gelmiştir. Azerbaycan ve Kafkas ellerinden Azeriler ve Karapapaklar (Terekemeler), Güney bölgelerden Kürtler Kars ve yöresinden Yerliler yerleşmiş olup kendi örf ve adetlerine bağlı kalmakla birlikte aralarında uyum sağlamışlardır. Arpaçay İlçesi, doğusunda Ermenistan toprakları ve Akyaka İlçesi, güneyinde Kars İli bulunmakta olup, kuzeyinde Çıldır İlçesi ve Batısında da Susuz İlçesi toprakları ile çevrilidir. Ermenistan ile sınır hattımız 10 km dir. İlçenin alanı 605 m2 olup, yüksekliği (rakım)1675 metredir. İklimi karasal karakter gösterir. Yazın ortalama sıcaklık 19.7 C, kışın ortalama -4.3 C dir.

Kar yağışında ortalama kar kalınlığı ilçe merkezinde 42 cm olmakta, yağmur ise m2 ye 30-40 kg arası düşmektedir.

Arazi az engebeli olup, küçük çaplı tepeler vardır. İlçe hudutlarından geçen Kars Çayından başka bir kısmı İlçe sınırlarımızda kalan Çıldır Gölünden akan Telek Suyu bulunur. Arpaçay Merkezi, Koçköy Beldesine ait yayla olup ve 7 köy hariç bütün köylerimizin yaylası vardır. Yaylalar, Kısır Dağı, Gökdağ eteklerinde ve Mişko adı verilen yerdedir. 3 köyümüzün yaylası ilçemiz hudutları dahilinde olmayıp, birisi Susuz İlçesi ikisi de KarsMerkez İlçe hudutları dahilindedir.

KÖYLERİ:
Akçalar, Akmazdam, Arslanoğlu, Atçılar, Aydıngün, Bacıoğlu, Bardaklı, Bozyiğit, Burcalı, Büyükçatma, Carcı, Carcıoğlu, Çanaksu, Dağköy, Değirmenköprü, Doğruyol, Gediksatılmış, Göldalı, Gönülalan, Gülyüzü, Güvercin, Hasançavuş, Kakaç, Karakale, Karaurgan, Kardeştepe, Kıraç, Kuyucuk,Kuzgunlu,Küçükboğaz,Küçükçatma, Kümbet, Melikköy, Mescitli, Meydancık, Okçuoğlu, Polatköy, Söğütlü, Taşbaşı, Taşdere, Taşköprü , Taşlıağıl, Telek, Tepecik, Tepeköy, Tomarlı.

DİGOR İLÇESİ

Digor İlçe Merkez Nüfus:2.647 , İlçe toplam nüfus:26.174 (2010 verilerine göre)

Ilçenin tarihi hakkinda elimizde kesin bilgi ve belge bulunmamakla birlikte, yapilan arastirmalar 1887- 1888 yillarinda 5 türk ailesinin bölgeye gelip yerlestiklerini ve digor’un temelini attiklarini ortaya koymustur. Ilçe, Osmanli Imparatorlugu döneminde bir Süre Zarsad’a(Arpaçay), daha sonra Kagizman ilçesine bagli bir köydü. 22 Ekim 1920′de düsman isgalinden kurtarilan Digor,bir süre Kagizman ilçesine bagli bir nahiye olarak kalmis ve 1953 yilinda ilçe yapilmistir.

Digor ilçesinin Dogusunda Ermenistan, Bati ve kuzeyinde Kars ili , bati ve Güneyinde Kagizman bulunmaktadir. Ilçenin yüzölçümü 1136 km 2 deniz seviyesinden yüksekligi ise 1450 m’dir. Ermenistan ile siniri 62 km dir. Ilçenin genel nüfusu 23.834 olup, ilçe merkezinin nüfusu 3.035 tir. Digor ilçesinin merkez disinda, Dagpinar kasabasinda da Belediye teskilati ve 39 köyü vardir.

Hopa- Dogubeyazit (Gürbulak) transit karayolu üzerinde bulunan digor,Kars il merkezine 42 km olup çevre ile ve ilçe merkezlerine ulasimi karayolu ile saglanmaktadir.

Beş kiliseler,Müren kilisesi,ve Magazbert kalesi başlıca tarihi yapılardır.

İlçenin ekonomisi esas itibariyle hayvancılıkk ve tarıma dayalidir.Halkin %30 ‘u tarim,%60 ‘i hayvancilik ve %10 ‘nu da ticaret sektöründe çalismaktadir.

COĞRAFİ YAPI

Ilçenin yüzölçümü 1136 Km 2 ‘ dir. Digor Ilçesinin dogu sinirinda Ermenistan bati ve kuzey sinirinda KarsMerkez Ilçesi, güney sinirinda ise Kagizman ve Igdir ‘in Tuzluca ilçeleri bulunmaktadir.

Ilçenin rakımı 1450′dir. Ermenistan ile sinir olan sinir uzunlugu 62 km’dir. Ilçemiz genel nüfusu 22/10/2000 yılı sayimina göre 25125 dir. Ilçemizin nüfusu iki sayim arasinda 250 kişi azalmıştır. Ilçemizin nüfus yogunlugu 22′dir.

Ilçe Merkezinde ve 6 köyümüzde kadastro çalismasi yapilmis, Dagpinar Kasabasi, Gülhayran Köyü ve Satiroglu Köyünde Kadastro çalismaları devam etmektedir.

NÜFUS DURUMU

İlçemizin rakımı 1450′ dir. B.D.T ile olan sınır uzunluĞu 62 Km.’ dir. Ilçemizin genel nüfusu 22.10.2000 yılı sayımına göre 25378′ dir. Ilçemizin nüfusu iki sayim arasinda 515 kisi artmistir. Ilçemizin nüfus yoğunlugu 22′dir.(2.000 yılı verilerine göre)

KAĞIZMAN İLÇESİ

Kağızman İlçe Merkez Nüfus:17.114 , İlçe toplam nufus:48.972 (201o yılı)

Kağızman 1972 km² lik bir alana sahiptir. Yükseklik farklılıkları ilçe içinde fazladır. Bu yükseklikler 1100-1600m arasında değişmektedir. Kuzeyinde Kars merkez ve Selim, doğusunda Tuzluca, Digor, batısında Sarıkamış, güneyinde ise Ağrı merkez ile komşudur. Kars il merkezine 76 km uzaklıkta, Aras vadisindeki bir birikinti kesiti üzerinde yerleşmiş durumdadır.
İlçe coğrafi bakımdan henüz tektonik oluşumunu tamamlamamıştır. Faylar ve kırıklar üzerinde yerleşilmiştir. Dolayısıyla zaman zaman yörede depremler tehlikeli olmaktadır. 1104-1962 yılları arasında 13 deprem olmuştur. Diğer taraftan düşme, kayma ve sürünme şeklinde kütle hareketleri olmaktadır. Kötek, Çallı civarında kaya düşmesi, Camuşlu-Kozlu, Yenice-Taşburun ve Akdam köyleri civarlarında heyelan görülmektedir

Yaklaşık 1900-2000 m den daha alçak kesimlerde yarı kurak sahaların karakteristik topraklarından olan kahverengi topraklar yayılış gösterirken, 2000-2750 m arasındaki nispeten nemli ve serin kesimlerinde ise dağ, çayır toprakları yayılış göstermektedir. Eğimin fazla olduğu yerlerde çıplak kayalar ortaya çıkmıştır. Kuzeye bakan yamaçlardaki topraklar daha nemlidir. Aras kenarındaki 20 km² lik alüvyon toprakları bulunur.

Kağızman’da bahar aylarında görülen don, bitkileri etkilemektedir. İlçedeki toprak grupları çeşitli ağaç türlerinin yetişmesine uygun olmasına karşın tarıma ayrılan alanların dışında tamamen step bitkileri ile kaplanmıştır.

Toprağın çok sık olduğu çoraklaşma, tuzlaşma, taşlık olan alanlarda toprak özellikleri ağaç, hatta step formasyon gelişmesine dahi uygun olmadığından bu kesimler genelde çıplaktır.

Tarım

İlçemizin yüzölçümünün büyük bir bölümü tarıma elverişsiz arazi niteliğindedir. Tarıma elverişli arazi: 85.000 dekar sulu, 329.112 dekar susuz olmak üzere toplam 414.112 dekardır. İlçemizdeki arazi dağılımı ile yetiştirilen tarım ürünlerini gösterir çizelgeler aşağıya çıkarılmıştır.

Hayvancılık

İlçemiz ekonomisinin temel kaynaklarından biride hayvancılıktır. Koyun,Sığır ve İnek yetiştirilmekte olup,koyun ırkının tamamını yerli ırk olan mor karaman,sığırcılıkta ise az sayıda yabancı ırk dediğimiz montofon ve sımenta cinsi teşkil etmektedir. İlçemizde hayvancılık genel olarak aile hayvancılığı şeklinde olup, İlçe Tarım Müdürlüğünce büyük baş hayvanlarda aşılama çalışmaları ve ıslah çalışmaları sürdürülmektedir.

İlçemizde arıcılık faaliyetleri de yapılmaktadır. Arıcıların elinde 21.000 adet fenni kovan mevcut olup 1999 yılı bal rekoltesi 80.000 kg.dır.

ULAŞIM

Kağızman İl merkezine 73 km uzaklıktadır. Çevre ile bağlantısı yanlız kara yolu ile sağlanan ilçenin karayolları ağı üzerinde yer alan köyleri dışında bütün köy yolları stabilize kaplamadır.

DAĞLAR:

Aladağ

Aras nehrinin kuzeyinde 3138 m yükseklikte, volkanik bir dağdır. Bu dağın kuzeyinde küçük Aladağ tepe (2532m), doğusunda Zozan tepe (2520 m) ve güneyinde Kabak tepe (2436 m) gibi önemli koniler mevcuttur. Aras vadisinden 2000 metre daha yüksektedir. Genel görüntüsü itibariyle bölgedeki bazalt platosu üzerinde basit bir kalkan şekli arz etmekle birlikte kuzey-doğusunun Yayla deresi ve kolları tarafından boşaltılarak önemli bir biçimde deforme olduğu görülür.

Yağlıca Dağı

Zirve kısmının 2961 m yüksekliğe eriştiği bu volkanik dağ, ilçenin kuzey-doğusunda yer almaktadır. Batısında yer alan Küçük Yağlıca tepesi (2786 m), güney-doğusunda yer alan Mısır Çayırı tepe (2567 m) çevredeki önemli yükseltileri oluşturmaktadır. Yağlıca dağı kubbe şeklinde bir kütledir.

Kazıkkıran Dağı

Camuşlu köyünün kuzeyinde, Çaybük köyünün doğusunda yer alan önemli yüksekliklerdendir.

AKARSULAR

Aras Nehri

Bingöl Dağının kuzeye bakan yamaçlarından doğar. Tekman, Pasinler, Horasan havzalarının sularını topladıktan sonra Karakurt Boğazına girer. Zaraphane deresini de aldıktan sonra batıdan doğuya doğru akışına devam eder. Yol boyunca güneyden Demirkapı, Kaput, Todan, Kağızman, Yarımcalar, Çayyeri derelerini, Kuzeyden ise Kötek, Abdullah, Tuzlu ve Azathan derelerini alarak Hazar Denizine doğru yoluna devam eder.

Kağızman topraklarına 1310 m yükseklikten giren Aras Nehri yaklaşık 50 km den fazla yol kat ettikten sonra 1080 m seviyesinde ilçe topraklarını terk eder. Ortalama olarak % 0,46 lık bir yatak eğimi olan nehir, bölge içinde yaklaşık 230 metrelik bir seviye azalmaya uğramaktadır. Ortalama akım değeri 52 m³/sn dir.

Kötek Deresi

Balıklı Dağından (2850 m) doğan Karanlık dere, Akyol deresi ile birleşerek Tunçkaya’dan sonra Aladağ’dan doğan Kilis deresini de içine alır. Akarsu, Ortaköy ve Çilehane köylerinden sonra Güvercin deresi ismini alır. Kazıkkıran Dağından doğan Morpet deresiyle Akdağdan doğan Nurpin (Yayla) deresini de içine alan Kötek deresi Şikeft deresinin sularını da içine alarak en son Maden deresiyle birleşerek Aras’a katılır. Toplam uzunluğu 34 km dir. Başıyla sonu arasında 1670m seviye farkı olup, % 4,3 gibi yüksek eğimle oldukça sert akar.

Abdullah Deresi

Yağlıca Dağından 2800 m den doğar. Kandil deresi adıyla Keşişkıran köyünü geçtikten sonra Abdullah deresi olarak adlandırılan dere, Kaan deresinin sularını da alıp, Akdam köyünde bir koni oluşturarak Aras’ a katılır.

Azathan Deresi

Yağlıca Dağından 2825 m yükseklikten doğar. İlk başta Değirmen deresi olarak adlandırılan dere, boğazdan geçtiği için Darboğaz deresi adını almaktadır. Bu sıradaki eğimi %10 olan dere Aydınkavak köyü yakınlarında oluşturduğu birikintiyi yararak %5 eğimle Aras’a ulaşır. Uzunluğu 18 km.dir.

Tuzlu Dere

Aydınkavak köyü civarındaki heyelanlı sahadan çıkar. Dere, %9 eğimle 5 km olarak Aras’a katılır. Suyu acıdır.

Kaput Deresi

Kurumlar tepesinde 2130 m yükseklikten doğarak, Sillik deresi adıyla akar. Hışık deresini de aldıktan sonra Kaputdere ismini alır ve Melik deresiyle birleşerek Kuloğlu köyünden Aras’a ulaşır. 14 km uzunluğunda %6 eğimlidir.

Todan Deresi

Kapı Dağından 2590 m yükseklikten doğar. Bulanık suyu olarak bilinen bu dere, Durusu deresini alarak Todan deresi ismiyle Esenkır Köyü yakınlarında Aras’la birleşir. 1710 m.lik seviye kaybıyla 15 km.lik mesafeyi %11,4 eğimle kat eder.

GÖLLER

Denizgölü

İlçenin batısında Aras nehrinin 3,5 km kuzeyinde yer alır. Göl deniz seviyesinden 1898 m yüksekliktedir. Alanı 1125 km².dir. Elipse benzeyen gölün en geniş yeri 675 m.dir. Yağış suları dışında kuzeyinden gelen küçük bir dereyle beslenmektedir. Suyu tatlı olan gölde aynalı sazan balığı bulunmaktadır.

Kamışlı Gölü

Böcüklü köyü yakınlarında 150 m lik uzunluğa, 100 m lik genişliğe sahiptir. Deniz seviyesinden 1840 m yükseklikte olup, yüzeyi kamışlarla kaplıdır.

Çengilli Gölü

Çengili Köyü’ nde bulunan tatlı su gölüdür. Özellikle kış aylarında balık avlanmaktadır.

Ayrıca Camuşlu- Kozlu heyelan sahasında, Kartal gölü, Büyük göl , Akdam köyü çevresinde isimsiz bir çok gölcük ile Karabağ Köyü yaylasında dağ gölcüğü olan Turna gölü bulunmaktadır.

KAĞIZMAN TARİHİ
Erivan ve Aras boylarını hakimiyetleri altına alıp burada yaşayan kavimlere URATRA denilmektedir. Kağızman Urartu’ MENUA’ nın Deli Baba Yazılıtaşında Khaldırıulkhi’ nin Toprakkale Mahallesinin şimdiki yeridir. Kağızman ve civarında URAT’ uların en parlak devirleri Uratu kralı MENUA zamanındadır. Bu devirlerden kalan kitabeler Başbulak’ da, Kağızman’da, Hasankale de ele geçmiştir. Uratular’ın yazıları çivi yazısı idi . Dinleri ise bütün Türk kavimleri gibi üç tanrılı din idi.

Daha sonraları Sakalar ve İskit Türkleri bunları ortadan kaldırıp uzun zaman Aras vadilerinde hüküm sürdüler.

Kağızman da yerleşmiş Türklerin Kavimlere, Boylara, Beyliklere , Sancaklara ayrılması nedeni ile çeşitli isimler almışlardır.

Selçuklular Anadolu’ya hakim olduktan sonra Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yaşayan yabancıları temizlemeye karar verdiler. Bu tarihte Selçukluların başında Tuğrul bey vardı. Tuğrul bey bir çok beylikleri hakimiyeti altına aldıktan sonra 1063 yılında öldüğü zaman yerine tarihimizin en büyük kahramanlarından Alparslan geçti. Alpaslan’ın birici seferi 1064 tarihinde Serhat Çukuru diye adlandırılan Kars, Kağızman, Tuzluca, Iğdır bölgelerine geldi. Bu bölgenin halkı Alpaslan’ ı çok sevip ona gönülden bağlandılar. Bu bölgede halen bir köyümüz olan Nakşivan’ a yerleştiler. Alpaslan oğlu Melikşah’ ı Ani şehrindeki Rumlar üzerine gönderdi. İkinci seferi Erzurum üzerine yürümesi oldu. Alpaslan’ ın üçüncü seferi cihan tarihinin dönüm noktası olan 1071 Malazgirt Zaferidir. Bu savaşta koca Bizans ordusunu yenerek imparatoru esir aldı. Böylece Kağızman, Kars ve bu bölgeler Alpaslan tarafından fethedilmiş Türklerin eline geçmiş oldu. 1374’ te Karakoyunlular, 1386’ da Timur,1405’ te tekrar Karakoyunlular, 1486’ da Akkoyunlular egemenliği altına girer.

1534 Tarihinde Yavuz Selim ‘ in Çaldıran Zaferi ile Doğu Anadolu ve Aras boyları yani Kağızman ve bölgesi Osmanlı İmparatorluğu’ na katılmış oldu. Kars Eyaletine bağlı bir sancak beyi olarak kaldı. Keçvan (Artaker) kalesinin onarılışı, Çarşı Mahallesindeki Narinkale’ nin yapılışı bu dönemde gerçekleştirilir. İlçe bir süre sonra sancak merkezi olur.

93 harbi diye anılan 1877-1878 Osmanlı –Rus Savaşlarının sonunda Berlin Muhadesiyle Kars, Kağızman, Ardahan ve Artvin Sancaktarları Ruslara terk edildi. 40 yıl kadar vatan dışında kalan Kağızman bilhassa son iki yılını çekilmez esaretler içinde geçirmiştir. Son bu iki yıl içinde Ermeniler’in bölge halkına yapmadıkları kalmamıştır.Büyük bir vahşet sergileyen Ermeniler, gebe kadınları  öldürüp karınlarından çıkardıkları bebekleri dahi süngüleyerek insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmişlerdir.Vhşetin artması üzerine bölge halkı , Erzurum’daki 15, Kolordu Komutanı Kazım KARABEKİR ile temas kurularak bu bölgede örgütlenerek düşmana karşı kendilerini savunmuşlardır.

Tüm Kağızmanlılar acılar çekmiş ve binlerce kişi bu vatan uğrunda şehit olmuştur. Kağızman’ın kurtuluşunda ilk ilçeye giren kurşun yağmuru altında bayrağımızı hükümet binasına çeken Kağızmanlı Avcı Mahmut’ tur. Bu kahramanın abidesi Kağızman’ a dikilmiştir. Vatan ve namus uğrunda canlarını seve seve feda eden kahramanlarımız 27 Kasım 1920 gecesi sabaha karşı Kağızman’ ı tamamen düşmanlardan temizlemişlerdir.
İlçe Adının Nerden Geldiği:Kağızman’ ın bilinen ilk adı Arşarunik’ tir. Uzun müddet Arşarunik olarak devam eder.

Dünyada sadece İlçemiz Haznedar mahallesi civarında yetiştiği tespit edilen Tulipa Kaghyzmanica adlı lale bulunmaktadır ki gerekli incelemelerin yapılmasıyla nadir yetişen bu çiçeğin tanıtımı İlçemiz açısından çok faydalı olabilir.

SARIKAMIŞ iLÇESİ

Sarıkamış İlçe Merkez Nüfus: 17.860 ,İlçe toplam nüfus : 49.480

COĞRAFİ YAPI:
Sarıkamış, Ülkemizin doğu Anadolu Bölgesinde yer alan, Doğusunda Selim ve Kağızman, Batısında Şenkaya ve Horasan, Güneyinde Horasan ve Eleşkirt, Kuzeyinde ise Selim ve Şenkaya İlçe sınırları ile çevrili, ortalama yüksekliği 1500-2000 metre olan yüksek bir plato durumundadır.

En yüksek dağı 3138 metre rakımlı Aladağ’dır. Aladağ? ı 2909 metre rakımlı Süphan Dağı, 2835 metre rakımlı Balıklı Dağı, 2599 metre rakımlı Kösedağı, 2634 metre rakımlı Çıplakdağ ve 2849 metre rakımlı Soğanlı Dağı takip etmektedir. Başlıca akarsuları Aras Nehri, Kars Çayı, Zivin ve Keklik Dereleri?dir. Akarsuların akışlarının düzensizliği ve derin vadileri takip etmelerinden dolayı sulamada fazla kullanılmamaktadır.

İlçenin yüzölçümü 1732 km2 olup, 30 bin hektarlık alanı Sarıçam ormanları ile kaplıdır. İlçenin kadastrosu yapılmadığından tarım arazilerinin miktarı bilinmemektedir.

Karasal iklime sahip olan Sarıkamış’ta kışları çok soğuk ve sert, yazlar ise serin geçmektedir. Kış aylarının 7-8 ay devam ettiği ilçede en yağışlı ay Mayıs, en kurak ay ise Aralıktır. Kar yağışı ortalama 1-2 metre olmaktadır.

İlçemiz; 29.519 Hektar Normal Koru, 8.128 Hektar bozuk koru olmak üzere toplam 37.647 Hektar koru ormanına sahiptir. Ayrıca 213,5 Hektar bozuk baltalık olmak üzere 37.860,5 Hektar Ormanlık alana sahiptir.

ULAŞIM

Sarıkamış, Kars’a 53 km., Erzurum?a ise 150 km. uzaklıktadır. Karayolu son derece muntazam çift yönlü ve asfalttır. İstanbul – Kars arası THY ve Atlas Jet her gün 1.30 saat içinde direkt uçmaktadır.Ayrıca haftanın muayyen günlerinde THY İstanbul-Ankara – Kars seferini yapmaktadır.İstanbul – Ankara 40 dk. Ankara-Kars1.20 saat sürmektedir. Yakın gelecekte Onur Air da İstanbul-Kars arasında direkt uçuşlarına tekrar başlayacaktır.

Kars Havaalanı, bölgenin en uzun pistine sahip bir nato havaalanıdır. Uçuşa son derece uygun doğu bölgesinde kapanma riski en az olan alandır.

Kars-Sarıkamış yolu ise Kars Erzurum ana yolu üzerinden olduğu için daima bakımlı ve kış mevsiminde açık tutulmaktadır.

SOSYAL-KÜLTÜREL YAPI

İlçe merkezi ve köylerin çoğunluğunda yerleşim genellikle toplu olup, bazı köylerde mezra ve mahalle şeklinde yerleşim birimleri mevcuttur. Köylerdeki evlerin tamamına yakını taş duvar ve damlı yapı şeklinde olup, ilçe merkezinde de çarpık bir yapılaşma mevcuttur. İlçe merkezindeki eski evlerin tamamı taş duvar ve damlı yapı şeklinde olup, yeni yapılar betonarme şeklinde devam etmektedir.

Sarıkamış Kültürel faaliyetlerin yoğun olduğu Doğu Anadolu Bölgesinde yer almasına ve çok eski bir yerleşim merkezi olmasına rağmen geleneksel Anadolu kasabası görünümündedir. Halkın en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayalı bir ekonomik model içinde kırsal aile işletmeciliği şeklindedir.

Ancak ilçedeki gelir kaynakları ve istihdam alanlarının sınırlı ve yetersiz olması Sarıkamış halkını göçe zorlamakta ve nüfus sürekli azalma eğilimi göstermektedir.

Ataerkil aile sisteminin geleneksel özellikleri yörenin en yaygın aile biçimi ve yaşam şeklini oluşturmaktadır. Çağın ilerleyen hayat modeline uygun olarak İlçe merkezi ve kırsal kesimlerdeki giyim tarzı da aynı ölçüde çağdaş özellikleri ihtiva etmesine rağmen kırsal kesimlerde yöreye özgü folklorik giyim tarzına da rastlanmaktadır. Geleneksel beslenme şekli hala geçerlidir, beslenmede tahıl ürünleri ve hayvansal gıda maddeleri ilk sırada yer alır. ( Başlıca mahalli yemekleri, kete, tava ketesi, velibağ, haşıl, hangel, erişte ve kesme çorbasıdır.) Yöre halkının büyük bir bölümü ekmeğini hala kendisi pişirmektedir.

Tarım ve hayvancılığın ana geçim kaynağı olduğu yörede genellikle kadın ve erkeğin birlikte çalışmasının yanında küçük yaştaki çocukların işgücünden, eğitimine engel olacak derecede yoğun bir şekilde yararlanılmaktadır. Yörede evlenmeler genellikle görücü usulü ile gerçekleştirilir. Komşu ziyaretleri genellikle kadınlar arasında yapılır. Erkekler ise bu esnada kahvehanelerde oturur. Yörede sosyal yaşantı komşu ziyaretleri, kayak sporu, mesire yerlerindeki piknikler, geleneksel hale getirilen Sarıkamış Sarıçam Şenlikleri (Temmuz ayında yapılan güreş, sünnet, kros, folklor ve yemek etkinlikleri şeklinde yapılmaktadır.) ve nişan , düğün, cirit oyunları ve at yarışları gibi etkinliklerle sınırlıdır. Sarıkamış?a özgü Sarıseyran, talan, üç ayak, şeker oğlan gibi folklor oyunları mevcut olup, ulusal ve yöresel bayramlarda yerel kıyafetlerle davul-zurna eşliğinde oynanmaktadır.

SARIKAMIŞ HAREKATI

Sarıkamış Harekatında Donarak Şehit Olan Türk Askerleri

Osmanlı Devleti, Almanya ile yapılan anlaşmanın ardından Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmıştır. Ancak Balkan Savaşı’ndan yeni çıkmış olması ve yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı olmadığından dolayı savaşın ilerleyen dönemlerinde büyük olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır.

Osmanlı donanmasına bağlı Yavuz ve Midilli gemilerinin Sivastopol’u bombardımanının ardından 1 Kasım 1914 günü Rus Ordusu hududu geçerek baskın tarzında taarruza başlamıştır. Erzurum genel istikametinde ilerleyen Rus Kuvvetleri, 7-12 Kasımda Köprüköy ve 17-20 Kasımda cereyan eden Azap muharebelerini kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Savaşın ilk aylarında meydana gelen bu durum, Ordunun subay ve erleri üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır. Ancak ağır zayiat veren 3’üncü Türk Ordusu, geri çekilen düşmanı takip edememiş; daha elverişli bir arazide toplanmak, takviye kuvvetlerinin gelmesini beklemek ve yeni bir Rus taarruzunu karşılamaya hazır olmak amacıyla 8-10 km kadar geri çekilmiştir.

Avrupa’da savaşın mevzi harbine dönüşmesi ve Galiçya’da Avusturyalıların Ruslar karşısında zor durumda kalmaları üzerine Başkomutan Vekili Enver Paşa, müttefiklerin Avrupa’daki yükünü hafifletmek için ”Alman Başkomutanlığının da etkisiyle” Doğu Cephesi’nde Rusların imhasını hedef alan büyük ölçüde kuşatıcı bir taarruza karar vermiştir.

Enver Paşa, icra edilecek bir taarruzla 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Doğu Anadolu’da kaybedilen toprakların (Kars, Batum, Artvin ve Ardahan) geri alınmasını ve müteakiben harekâtın Kafkasya’ya aktarılmasını mümkün görüyordu.

Enver Paşa, bu amaçla 14 Aralık 1914’te İstanbul’dan Köprüköy’e gelmiştir. Taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak 3’üncü Ordu Komutanlığını kendi üzerine almıştır.

Bu harekâtı icra edecek 3’üncü Ordu; 9, 10 ,11’inci Kolordular ve 2’nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. Cephedeki Rus mevcudu 100.000, 3’üncü Ordunun mevcudu ise 120.000 idi. Türk ordusu sayıca fazla olmasına rağmen Ruslar, ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler.

22 Aralık 1914 – 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde Türk Ordusunun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km kadar gerisindeki Sarıkamış’ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını öngörüyordu.

Tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât çok riskli idi. Özellikle 10’uncu Kolordu birlikleri, Allahuekber Dağları’nı aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar gerekse mevcut silahlar yönünden çok zayiat vermiştir. Nitekim Türk kuvvetlerinin büyük bir kısmı soğuktan donarak ölmüştür. Sarıkamış’a girebilen 300 kişilik bir kuvvet de Ruslar tarafından geri atılmıştır. Bu başarısızlık karşısında Enver Paşa, 10 Ocak 1915’te 3’üncü Ordu komutanlığını Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa’ya devrederek İstanbul’a dönmüştür.

Bu muharebelerde Rusların zayiatı 30.000, Türklerin zayiatı ise 60.000 kadardır. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. Bu muharebeler sonucunda Doğu Anadolu, Rusların işgaline maruz kalmıştır.

Bilahare 3’üncü Türk Ordusu, taarruzdan önce işgal etmiş olduğu Azap mevziine (Tutak-Narman hattı) çekilmiştir. Takviye kuvvetler alarak Rus taarruzlarını bu hatta karşılamaya hazırlanmıştır.

Sarıkamış Harekâtı ile ilgili haberler, ancak sonradan kamuoyu gündemine geldiğinden burada olup bitenler çok sonraları açıklığa kavuşturulmuştur.

Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur.

Sarıkamış, Türk harp tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk Ordusu, ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmıştır. Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir. Çok ağır koşullar altında kahramanca savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir.
SARIKAMIŞ TARİHİ

Sarıkamış Doğu Anadolu Bölgesinde, Erzurum-Kars bölümü içerisinde yer alır. Yöre iki sırtın yamacıyla, bu iki yamaç arasındaki çukur alanda oluşmaktadır. Adı 16. yüzyıl Osmanlı Tahrir defterlerinde `Sarıkamışlı Türkmen oymağı’ adıyla anılır. Sarıkamış’a adlarını veren Türkmen boyu Hazar gölü doğusunda (Sarıkamış) çukurundan geldikleri rivayet edilir. Ayrıca

Sarıkamış ilçesinin batı kuzeyinde ki, küçük dağ köyü Sarıkamış’a Osmanlı Tahrir defterinde `Sarıkamuşlu’ olarak ifade edildiği görülmektedir. Halk etimolojisine göre, burada önceleri yetişen sarı sazlık veya kamışlıktan adını aldığı da iddia edilir. Yüzölçümü 1751 km2, yükseltisi 2225 metredir. Karasal>iklimin karakteristik özelliği görülür. Altı ay kar, sekiz ay don ve buzlanma olur.

Sarıkamış İlçesinin tarihi M.Ö. devirlere kadar uzanmaktadır. 11. Yüzyılda Sultan Alparslan tarafından Bizans hakimiyetinden alınarak Selçuklu hakimiyetine, 1534 Yılında da Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı hakimiyetine giren ilçe bu dönemde Kars Eyaletine bağlı bir Liva idi. 1828 ve 1855 yıllarında iki defa Rus işgaline uğrar ancak, 1829 Edirne ve 1856 Paris Antlaşmaları ile yeniden Osmanlı hakimiyetine girer.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 40 yıl süre ile Rus işgali altında kalan Sarıkamış, 29 Eylül 1920?de Rus işgalinden kurtarılarak 3 Aralık 1920 tarihli Gümrü Antlaşması ile yeniden Türk hakimiyetine girmiştir.

İlçenin yakın tarihimizde de önemli izleri bulunmaktadır. 1. Dünya Savaşında, Enver Paşa komutasındaki Türk Ordusunun 1915 kışında aşmak istediği Sarıkamış Allahuekber Dağlarında bazı kaynaklara göre 60 bin, bazı kaynaklara göre de 90 bin Mehmetçik soğuktan donarak şehit olmuştur. Bu talihsiz olayda şehit olanların anısına Kars-Sarıkamış karayolu üzerinde yaptırılan ?Şehitler Anıtı? Sarıkamış?ın yakın tarihimizdeki acı ve unutulmaz izlerini yansıtmaktadır.

“Yıllarca savaş alanı olmuş, unutulmaz acıları bağrında saklamış ancak Türklük ve milli benliğinden asla taviz vermemiş olan Sarıkamış’a gereken önem Cumhuriyet’in ilanı ile verilmeye başlanmıştır. O günden bu güne devam eden bir gelişme ile Sarıkamış doğunun en mutlu, tarihi kadar görkemli doğası ile turizm cenneti olma yolunda ilerlemeyi gaye edinen doğunun en şirin ilçelerinin arasında, belki de başında sayılma mutluluğuna erişmiştir”

SELİM İLÇESİ

Selim İlçe Merkez Nüfus :4.781 , İlçe Toplam Nüfus :24.627 (2010 yılı verilerine göre)

Coğrafi Yapısı

İlçemiz Doğu Anadolu Bölgesinin en yüksek yaylaları üzerinde yer alır.Erzurum’un kuzeyinden Çıldır Gölü’ne kadar uzanan Allahuekber Dağları ile Kızılgedik Dağları ilçemizin kuzeyinde uzanmaktadır.Güneyinde Aladağ-Akbaba Dağı ve Karanlık dere,batıda Sarıkamış Ormanları ile Kumru Dağı ve doğuda Kars Ovası ile çevrilmiştir.Doğusunda Kars İli,Batısında Sarıkamış İlçesi,Kuzeyinde Göle İlçesi ve güneyinde Kağızman İlçesi bulunmaktadır.

Kurulus yili kesin olarak saptanamayan ilçenin ismi konusunda çesitli söylentiler içinde en yaygin olani, yörede Malakan denilen Beyaz Ruslar tarafindan Nova Selim olarak adlandirildigidir. Selim, 30 Eylül 1920′de Sehit Yüzbasi Resit Balkanli komutasindaki askeri birlik tarafindan Ermeni isgalinden kurtarilmistir. Cumhuriyetin ilaninin ardindan 1957 yilina kadar Sarikamis Ilçesine bagli bir nahiye olarak kalmis, bu yilda çikarilan 7033 sayili özel kanunla ilçe statüsü kazanmistir. Cografi ve Nüfus Durumu : Sarikamis-Kars platosu üzerinde yer alan ilçe 1011 km² yüzölçümüne sahiptir. Deniz seviyesinden ortalama yüksekligi ise 1830 metredir. Yörenin genelinde oldugu gibi burada da sert bir kara iklimi görülmektedir. 1997 yili genel nüfus tespitine göre 23.840 olan toplam nüfusunun 3.970′i ilçe merkezinde, 19.870′i ise köylerde yasamaktadir. Ilçenin 52 köyünün yanisira, ilçe merkezinde 3′de mahalle vardir. Bunlar; Cumhuriyet, Çarsi ve Köprübasi mahalleleridir. Ulasim Durumu : Erzurum-Kars karayolu ve demiryolu üzerinde yer alan ilçenin Kars il merkezine uzakligi 31 km’dir. Karayollari agi üzerinde yer alan köyler disindaki köy yollari stabilizedir. Ekonomik Durumu : Ilçenin ekonomisi büyük ölçüde tarim ve hayvanciliga dayalidir. Arazi yapisinin ova ve tarima elverisli yamaçlardan olusmasi, irili ufakli akarsularin bulunmasi ve bunlarin yer yer sulamada kullanilabilmesi tarimin ekonomideki payini arttirmaktadir.

İlçenin ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Arazi yapısının ova ve tarıma elverişli yamaçlardan oluşması, irili ufaklı akarsuların bulunması ve bunların yer yer sulamada kullanılabilmesi tarımın ekonomideki payını arttırmaktadır.

Ulaşım Durumu :
Erzurum-Kars karayolu ve demiryolu üzerinde yer alan ilçenin Kars il merkezine uzaklığı 31 km’dir. Karayolları ağı üzerinde yer alan köyler dışındaki köy yolları stabilizedir.

SUSUZ İLÇESİ

Susuz İlçe Merkez Nüfus :2.448 , İlçe Toplam nüfus :12.452 (2010 yılı)

Tarihçe : Ilçedeki su kaynaklarinin kitligi sebebiyle Susuz adi verilen ilçe 3 Kasim 1920′de Binbasi Halit Bey tarafindan düsman isgalinden kurtarilmistir.

Cumhuriyet’in ilânından sonra Kars ilinin merkez ilçesine bağlı bir bucak olan Susuz, 1959’da ilçe konumuna getirilmiştir.

Aslında ilçenin tam merkezinden geçen bir akarsu bulunmakta ve çeşmeler de yer almaktadır.İlçe halkı Kafkasya’dan geldiğinde ilçenin su olmayan mezarlık üstündeki Harebeler bölgesine yerleşmiş, suyu ise ilçe merkezinden almak zorunda kalmıştır. Bu nedenle ilçenin adı Susuz olarak değişmiştir. Halk Malakanlar (Beyaz Ruslar) göç edince ilçe merkezine yerleşmiştir. Susuz İlçesi ismine tezat yeşili ve sulak çayırlarıyla meşurdur.

Cılavuzdere yöresinde yapılan araştırmalarda Alt Paleolitik Çağ’a ait olduğu sanılan kalıntılara rastlanmıştır. Bu da yörenin çok eski bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Tarihi Kars ile aynıdır. Kars yöresi, M.Ö. 9. yüzyılda Urartu egemenliğine girmiştir. Urartu Kralı II. Sardur M. Ö. 8. yüzyılda Sevan Gölü’nün batısındaki toprakları ele geçirmiş, daha sonra Kimmerler ve İskitler yöreyi istila etmiş, Medler de M.Ö. 560’da Urartu egemenliğine son vermiştir. Bazı tarihlerde MÖ.VI. Yüzyıldan başlayan Armeniai Krallığının ve Prensliklerinin burada hakim olduğundan söz etmektedirler. Pers yönetimi altında Satraplık görevini üstlenen bu prensliklerin başlıcaları Orontes Hanedanı (M.Ö. 400-200), Artaksias Hanedanı (M.Ö. 200) idi.

Romalılar Artaksias hanedanından II. Tigran’ı yenerek bölgeyi ele geçirmişlerdir. Roma’nın Araxes eyaleti olan yöre, Romalılar ile Partlar arasında sürekli el değiştirmiştir. Bu yöre daha sonra Sasanilerle Bizanslılar arasında da çekişmeye neden olmuştur. 7. yüzyılda Arap akınları buraya kadar ulaşmış ve 9. yüzyıla kadar da Araplar buraya egemen olmuştur. Arapların denetiminde kurulan Ermeni yönetimlerinden Bagratlı Hanedanının bir kolu Ani ve Kars’ta hüküm sürmüştür. Bizanslılar 1045’te yöreyi ele geçirmiştir. 11. yüzyılın ortalarında Selçuklu akınları başlamıştır. Selçuklu hükümdarı Alpaslan 1064’te yöreye hakim olmuş, merkezi Ani olmak üzere Selçuklulara bağlı Ani-Şeddadlılar Hükümeti kurulmuştur. 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilmesinin ardından Kars ve çevresi, Selçuklulara bağlı beylikler tarafından idare edilmeye başlanmıştır. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Selçuklu Sultanı Alparslan, Erzurum, Erzincan, Tercan ve Pasinler’le birlikte Kars’ı da kumandanlarından Kasım Bey’e vermiştir.

Selçuklu yönetiminden sonra Kars ve Ani Gürcülerin eline geçmiş, 1230’da Moğollar buraya hakim olmuş ve şehirleri yıkmışlardır. Moğol egemenliği yörede 1356’ya kadar sürmüş, onu Altınordu ve Karakoyunlu yönetimleri izlemiştir. Timur’un 1387’deki istilasından sonra yöre yine Karakoyunluların egemenliğine girmiştir. Akkoyunlu ve Safevilerin yönetiminden sonra Kars, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1534’te Osmanlı topraklarına katılmıştır.

19. yüzyıl boyunca sürekli Rusların saldırı ve kuşatmalarına uğramış, 1876’da Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Kars ve yöresi 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra Ruslar tarafından Kars, Ardahan, Oltu ve Kağızman Sancaklarından oluşan bir Askeri Valilik kurulmuştur. Ayastefanos Antlaşması (1878) ile Ruslara bırakılmıştır. Osmanlıların I. Dünya Savaşı’na girmesi ile birlikte Rus Çarlığı 1 Kasım 1914’te Doğu Anadolu’ya doğru saldırıya geçmiş, 6 Kasım’da başlayan ve altı gün süren Köprüköy Savaşı’nda Ruslar yenilmiştir.

1915 yılında Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Kars’ı kurtarmak için Sarıkamış Harekâtı’na başlamış, Allahuekber Dağları’nda dış şartlar-tabiat ile olan mücadelesinde yenik düşmesine rağmen bir kısım asker kısa bir süre de olsa Kars’a girmeyi başarmıştır. Ancak Ruslar yeniden duruma hakim olmuşlardır. Rusya’da Çarlık rejimini sona erdiren devrim hareketinden sonra 3 Mart 1918′da yapılan Brest-Litowsk antlaşmasıyla Kars bölgesini terk etmişlerdir. Daha sonra Ermeni ve Gürcüler yöreye bir süre egemen olmuşlar, 30 Ekim 1920’de General Kâzım Karabekir buradaki Ermeni kuvvetlerini yenmiş, 3 Kasım 1920’de Binbaşı Halit Bey tarafından işgalden kurtarılmıştır.

Cografi ve Nüfus Durumu :
Susuz Kuzeydoğu Anadolu’nun en yüksek yaylalarının eteğinde vadi tabanına kurulmuştur. İlçe’nin kuzeydoğu ve doğusu Arpaçay, kuzeyi Hoçvan, batısı Göle ilçesi, güneyi ise Kars İl sınırı ile çevrilidir.

Kars’ın 23 Km kuzeyinde yer almış olan Susuz bir vadi tabanına yerleşmiştir. Doğu-Batı yönünde uzanan çayırları boldur. İlçe alanının %43 ‘ü çayır ve meralarla kaplıdır.

Batı ve kuzeyi 3192 metrelik Kısır Dağı ile çevrilidir. Susuz Deresi batı-doğu doğrultusunda derin bir vadi şeklinde yarılmıştır. Bu vadi Susuz’un 5 Km batısında çok sarp kayalık olduğu halde doğuya doğru dikliğini kaybederek vadi tabanında birleşmektedir. Daha doğuda koruluğun ve en geniş çayırların yayıldığı görülür. Susuz vadisinde güneye doğru geniş düzlükler hakimdir. Bu düzlük güneyde Kars Çayı ile sınırlandığı halde doğuda Arpaçay ve Akyaka düzlüğüne kavuşur.

Rusya ile Ülkemiz arasında sınır çizen Arpaçay’a kadar devam eden bu ova serhat şehrimizin sınırını da belirler.

Susuz, Kuzeydogu Anadolu’nun en yüksek yaylalarinin eteginde, Kars– Ardahan yolu üzerinde bir vadi tabanina kurulmustur. 645 km²’lik yüzölçümüne sahip Susuz’un deniz seviyesinden yüksekligi 1650 metredir. Ilçenin dogusu Arpaçay, batisi Ardahan’in Göle ilçesi, kuzeyi Ardahan merkez ve Çildir ilçeleri, güneyi ise Karsmerkez ilçe ile çevrilidir. 1997 yili verilerine göre ilçenin merkez nüfusu 3.311, köy nüfusu 11.306 olup, toplam nüfusu 14.617′dir. Ilçenin 28 köyü ve ilçe merkezinde 3 mahallesi vardir. Bunlar; Cumhuriyet,Kazim Karabekir ve Inkilap mahalleleridir.

Ulasim Durumu : Kars-Ardahan karayolu üzerindeki ilçenin il merkezine uzakligi 27 km’dir. Karayollari agi üzerindeki köyler disinda köy yollari stabilizedir.

Ekonomik Durumu : Halkin %80′inin tarim ve hayvancilik, %10′unun ticaret, %10′unun ise hizmet sektöründe çalistigi ilçede, halkin geçim kaynagi esas itibariyle tarim ve hayvanciliktir. 28.267 büyükbas hayvana sahip olan ilçede son yillarda aricilik ta önemli gelismeler kaydedilmistir.

İlçe sınırları içinde 184.172 dekar elverişli arazi, 57.600 dekar ise elverişsiz arazi olmak üzere toplam 141.772 dekar arazi mevcuttur. İlçe’nin rakımının yüksek olması, ikliminin sert oluşu ve arazinin sulanmaması nedeniyle hububat ekimi düşüktür. Sulanabilir arazide lahana, havuç gibi sebzeler yetiştirilmektedir. Arazinin büyük bir kısmı ise işlenmediğinden çayır ve mera olarak kullanılmaktadır. İlkel usullerle yapılan tarım günümüzde niteliğini kaybetmiştir. Gübre kullanımı artmış, motorize tarım sevindirici olarak tarlalara yayılmıştır. Ailelerin bölünmesi ile toprağın küçük parçalara ayrılması sonucunda yetersiz topraklar oluşmakta olup bu da çiftçilerimize engel teşkil etmektedir.

Devletin artan destek kredileri ve halkımızın kültürel hayvan ırkının faydasını anlamış olması hayvancılık sahalarında gelişmelere neden teşkil etmiştir. Çevreye hakim olan kırmızı hayvan ırkı terk edilerek yörede verim ve faydası görülen montofon, zavot ırkı hayvanlarla ithal edilen kültür ırkı hayvanlara rağbet artmıştır. Küçükbaş hayvanlardan çevrede halen “Karaman” ırkı hakimdir. Devlet desteği ile temin edilen merinos ırkı gayet azdır.

İlçe halkının en önemli geçim kaynağı hayvancılık olmakla birlikte hayvancılıktan elde edilen ürünleri işleyecek tarımsal sanayi tesisleri yoktur. Dolayısıyla tarımsal ürünlerden sağlanan gelir düzeyi düşüktür. Özellikle hayvansal ürünler, bal, yağ, yumurta, et, süt, beyaz peynir, kaşar peynir ve yapağı yün olarak değerlendirilmektedir.
Kaynaklar:
1:www.arpacay.org
2:www.karsevi.com
3:www.siyasalbirikim.com.tr
4:www.sarikamis.gov.tr
5:tr.wikipedia.org
6:www.karskulturturizm.gov.tr

Yapılan Yorumlar
Bu yazı için henüz yorum yapılmamış! İlk yorumu sen yapabilirsin.
Bir Yorum Yapın

x