Montesquieu

4 dk okuma süresi

Montesquieu (1689 – 1755 ) Fransız filozof.Charles-Louis de Secondat Baron de Montesquie XVIII.yüzyıl Aydınlanma Çağının en ilgi çeken düşünürlerinden birisidir.
Soylu bir aileden gelen Montesquieu,1689 yılında Bordeaux yakın­larındaki de la Brede’de doğmuştur. Bordeaux Üniversitesini 1707 yılında bitirerek avukatlığa başlayan düşünüre, 1706 yılında ölen amcası baronluk unvanını, malını ve mahkeme başkanlığını miras olarak bırakmıştır. Malî sorunları kalmayan ve doğa bilimlerine olan merakı hukuka gelebe çalan Montesquieu, Bordeaux Bilimler Akademisine katılarak anatomi,fizik, fizyoloji gibi doğa bilimlerine eğilmiş, denemeler kaleme almıştır.
1721’yılında, bir anlamda “Ka­nunların Ruhu” adlı eserinin temelini oluşturan “Lettres Persanes”i (İran Mektupları) yayınlamış ve büyük bir ün kazanmıştır.

Montesquieu 1726 yılında Paris Akademisine katılmış ve ta­mamlanması yirmi yılı aşacak olan Kanunların Ruhu (Esprit de Loi) adlı eserini yazmağa koyulmuştur: Onu 1720-1731 yıllan arasında Kanunların Ruhu için gerekli olan malzemeleri sağlayan seyahatlerde  görüyoruz: Avusturya, İtalya, İsviçre, Almanya ve Hollanda’­ya giden düşünür buralarda da boş durmuyor, ünlü gözlemlerini Sürdürüyor. “Yolculuklar” adlı eserinde belirttiği üzere Venedik’te camın ve aynanın yapılmasını izliyor; Vezüv yanardağının kraterine gidiyor; Harz maden ocaklarını dolaşıyor. 1729 da siyasal kurumlarını incelemek üzere gittiği İngiltere’de Parlamentoyu ziyaret ediyor,ünlü İngiliz devlet ve bilim adamlarıyla yakın ilişkiler kuruyor.

Fransa’ya 1721 yılında dönen düşünür, üç yıl sonra 1734 de “Considerations Sur le Causes de la Grandeurs deş Romains et deleur Decadance (Romalıların Yükseliş ve Batışları) adlı eserini yayınlıyor.Kanunların Ruhu’nun bir parçasını oluşturan bu inceleme,onun sosyolojik ve tarihi yöntemini anlamakta büyük önem taşır.
Nihayet 1748 de yayınlanan Kanunların Ruhu olağanüstü bir başarı kazanmış ve iki yılda yirmi iki baskı yapmıştır. Kitabın başarısında,o zamana kadar yazılmış ilk sistematik bir trete niteliği taşıması yanısıra , Montesquieu’nun parlak edebî üslûbunun da rol oynadığı kuşkusuzdur .

Kanunların Ruhu’nun ilk baskısının hemen ardından eleştiri ve saldırılar da başlamıştır. Din adamları kitabın yasaklanmasını isterlerken,Helvetius ve Voltaire gibi filozoflar da kitapta savunulan hürriyet aşkını takdir etmekle beraber, Montcsquieu’nun eski aristokratik ayrıcalıkları olduğu gibi savunmasını şiddetle eleştirmişlerdir.
Bunun üzerine 1750 de Kanunların Ruhu’nu savunan “Defense de l’Esprit de Lois Eclaircissements”i kaleme alan düşünür, ölüm tarihi olan 1755 yılına kadar yazmasını sürdürmüştür.

Bilindiği üzere XVIII. yüzyıl pozitivist düşünüçenin filizlenme çağıdır; rasyonalizmden amprizme, metafizik düşünceden sosyolojik bir hukuk anlayışına geçişin ilk işaretleri bu dönemde karşımıza çık­maktadır.
İşte Montesquieu bu geçiş döneminin en tipik temsilci­lerinden birisidir. Aydınlanma Çağının tüm özelliklerini yansıtır:Aklın yanında gözlem ve deneye, doğayı tanıma yanında insanı an­lamağa yer verir. Geniş bir tarih kültürüne sahip olan düşünür aklın ışığı ile toplum düzenini ve sorunlarını yer ve zaman içinde incele­meğe çalışır.

Montesquieu’nun araştırma yöntemi de ilginçtir. Hareket nok­tasını daima olgular oluşturur. Gözlem ve deneyim onun yönteminin temel taşlarıdır. O, toplumsal ve hukukî olguları tıpkı doğa olayları gibi gözlemiş, türlerini saptayarak sınıflamış ve böyle oluşlarının sebeplerini tayine çalışmıştır. O, olaylar arasındaki zorunlu ilişkileri buldukça, yani olaylar dünyasındaki determinizmi yakaladıkça ka­nunlara yükselmiş, bulduğu bu genel kanunlar yardımı ile de olaylarıaçıklamağa çalışmıştır.
Böylece tüme varım ile tümdengelimi birbir­lerini tamamlayacak biçimde kullanmıştır. Kanunların Ruhu’nda a priori biçimde ileri sürülmüş gibi görünen ilkeler, aslında millet­lerin tarihinin deneyiminden çıkarılmışlardır.

Özetlemek gerekirse Montesquieu bir anlamda klâsik düşünür­lerin sonuncusu, bir başka anlamda da sosyologların ilkidir. Şöyle,ki, bir toplumun esas olarak siyasal rejimi ile belirlendiğini düşündüğü ve bir özgürlük anlayışına vardığı ölçüde “klasik bir düşünür” fakat klâsik siyasal düşünceyi toplumun genel bir anlayışı içinde yeniden yorumlaması ve topluluğun tüm yönlerini sosyolojik olarak açıkla­ması ile de sosyologların ilkidir.
Ayrıca hukukun “kanun” biçi­minde tesbit edilen kısmını araştırmalarının odak noktası yapması ve hukuk alanında en fazla beşerî tercih ve takdirlere bağlı sanılan “mevzu hukukun”, yani kanunların, gerçekte doğal ve toplumsal koşulların hemen hemen zorunlu bir sonucu olduğunu belirtmesi bakımından da hukuk sosyolojisinin en yetkili öncüsü olarak kabul edilebilir…

Kaynak:Doç. Dr. Ülker Gürkan,MONTESQUEEU VE KANUNLARIN RUHU (Hukuk Sosyolojisi Açısından Bir Değerlendirme )

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın

x