Niğde ve Tarihi

25 dk okuma süresi

Niğde,Genel Bilgiler:
Yüzölçümü:14.294 km2
Nüfusu :Niğde merkez nufus:109.724,İl toplamı:339.921 (2010)
İl Trafik No: 51

Niğde İli ülkemizin iç Anadolu bölgesinin güneydoğusundadır. Rakımı 1229 metre olan Niğde ilinin 2000 yılı Nüfus sayımlarına göre genel nüfus toplamı 348.081 dir. Aksaray, Nevşehir, Kayseri, Konya illerine komşu olan Niğde, güneyde Bolkar dağları ile İçel ilinden güneydoğu ve doğudan Aladağlar’ın oluşturduğu doğal sınırlar ile de Adana ilinden ayrılır. Çamardı ve Ulukışla ilçeleri ise Akdeniz bölgesinde kalmaktadır.

Termal kaynakları, ören yerleri, doğal güzellikleri, dağ ve kış turizm olanakları ve zengin tarihi doku bu güzel kenti turizm merkezi yapabilecek önemli unsurlardır.

Halkın esas geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Niğde Merkez Organize Sanayi, Bor Deri Organize sanayi ve Birko Koyunlu A.Ş. halı fabrikası ve diğer sanayi kolları Niğde halkı için önemli istihdam alanlarıdır. Elma ağacı sayısında Niğde ili ülke sıralamasında ilk sırada yer alır. Ülke genelinde patates üretiminin ise %25’lik bölümü bu ilde üretilir. Geleneksel el sanatları bakımından Niğde önemli bir ildir. Niğde ilinde üretilen halılar dünyanın birçok ülkesinde müşteri bulmaktadır. Başkent Ankara’ya yakınlığı Kapadokya bölgesinde olması, tarihi değerleri ve doğal güzellikleri bu güzel Anadolu kentini ayrıcalıklı kılmaktadır. Ecemiş Suyu, Ulu ırmak önemli akarsulardır.

Niğde ilinin Merkez ilçe, Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik ve Ulukışla olmak üzere 6 ilçesi mevcuttur. Bor ilçesindeki organize deri sanayi, Çamardı ilçesindeki dağ evi ve Ulukışla ilçesindeki termal kaplıca turizmi Niğde ilinin ekonomik ve sosyal gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır.

İKLİMİ: Niğde ili karasal iklim kuşağındadır.Niğde ve yakın çevresinin iklim tipini belirlemek amacıyla uygulanan bütün formüller yörenin yari kurak iklim şartlarının etkisi altında kaldığını göstermektedir. Thorntwaite metoduna göre bölgede kış ve ilkbahar ayları haricinde büyük bir su noksanı tesbit edilmektedir. Yani yağışların yetersiz ve buharlaşmayı karşılamadığı, bunun bitkileri ve özellikle ziraat hayatı ile havzanın hidrolojik özelliklerini olumsuz olarak etkilediği görülmektedir.

Niğde Tarihçesi:

Roma İmparatorluğu Zamanı

M.Ö. 30 – MS. 395 yıllarını kapsayan Roma devrinde Niğde bölgesi tarihinin en önemli konumlarından birini yaşamıştır. Bu dönemde Tyana(Kemerhisar Kasabası) çevresinde yoğun bir yapılaşma görülür. Saraylar, mabedler, su kemerleri ve yerleşim birimleriyle oldukça büyük bir kent konumuna getirilmiştir.

Kemerhisar,Tyana Su Kemerleri:

M.S. 395 yılında ise Anadolu Bizans hükümdarlığı altına girmiştir. Özellikle Kapadokya ve Ihlara Bölgesi bu dönemi yansıtır. Niğde bölgesi Bizans hükümdarlığında iken Sasani,Pers ve Arabların istilalarına uğramıştır. Tyana kenti 931 yılındaki Arap İstilası sonucu büyük ölçüde yıkılmıştır. Bu dönemin en güzel ve görkemli eserlerinden birisi Gümüşler Kasabası yakınındaki Gümüşler Örenyeri ve Manastırıdır.

Milli Mücadele Dönemi

Coğrafi konumu itibariyle Niğde, Akdeniz bölgesini Orta Anadolu’ya ve Sivas başyaylasına dolayısıyla Doğu Anadolu’ya, Ereğli ve Ankara yolları ile de Batı ve Karadeniz bölgelerine bağlayan iki çok önemli boğazı kontrol altında tutmakta idi. Bunlardan birincisi Gülek Boğazı, ikincisi ise Zamantı-Yahyalı yolu idi.

Çukurova bölgesi işgale başlanır başlanmaz Niğde’de bulunan 41 nci Tümen’in mevcut askerleri ve Niğde, Bor ve Pozantı gönüllülerinin oluşturdukları Kuvayı Milliye, Pozantı’nın olası bir işgale karşı muhafazası için bölgeye yerleşti. Stratejik noktaları kontrol altına aldı ve buradan gelecek herhangi bir düşman saldırısını bertaraf etmeye hazır bir konuma geldi. Bu iyi tahkimat ve konuşlanma sayesinde bu bölgeden düşman girememiştir.

Pozantı’da alınan bu tedbirlerin diğer bir geçiş yolu olan Zamantı-Yahyalı yolu üzerinde de alınması gerekiyordu. Fransızların Kozan’ı ele geçirdikten sonra yukarıdaki yol ile Aladağlar’ı aşıp Orta Anadolu’ya girecekleri anlaşılınca, hemen bu bölgede faaliyetler başladı. Aladağlar’ın gerek güneyi, gerekse kuzeyinde hızlı bir harekete girişildi.

1920 yılı Kasım ayı başlarında Yahyalı’da adı geçen yolu kontrol altında tutacak 50 kişilik bir birlik oluşturuldu. Bu birliğin komuta kademesi, askerinin bir kısmı ile silah ve mühimmatını Niğde ‘den temin ediyordu.

Fransızların ilerleme ihtimalleri arttıkça bu yoldaki tahkimat ve alınan tedbirlerde artıyordu. Nitekim 20 nci Kolordu Komutanı A.Fuad Bey’in Çukurova Bölge Komutanı Kemal Bey’e verdiği emirde;

“Niğde Bölgesinde tertip edilen müfrezeler, kararlaştırıldığı gibi Karaisalı bölgesine gideceklerdir. Yahyalı’da bir nizamiye bölüğü ile milli müfrezeler, Sis dolaylarına hareket edeceklerdir…”Alınan bu tedbirlere rağmen, bazı Ermenilerin öncülük ettiği bir grup Fransız öncü birliği Ulupınar Köyü yakınlarındaki bir mağraya kadar ulaşabildiler ve burayı karakol yaparak bir müddet burada kalmaya çalıştılar. Bunu haber alan 41 nci Tümen Komutanlığı, Şükrü Efendi komutasındaki bir taburu bölgeye gönderdi. Anılan birlik Yahyalı’ya ulaşınca Ulucami yanındaki medreseyi kendisine karargah yaptı, çevre köyler, aşiretler ve Yahyalı ahalisini teşkilatlandırarak bir strateji hazırlamaya başladı. 41 nci Tümen Komutan Yardımcısı Yarbay Mümtaz Bey’in bölgeye gelip komutayı ele almasından hemen sonra başlayan çatışma kısa sürede başarıya ulaştı, düşman askeri imha edilmişti. Fransızlara yardım eden Ermenilerin pek çoğu bu çatışmada Fransızlarla birlikte muamele gördüler, geriye kalanlar ise bölgeyi terk ettiler.

Stratejik olarak bu askeri tedbirleri başarıyla uygulayan Niğde teşkilatı aynı zamanda bölgede meydana gelebilecek anarşik eşkıya hareketlerine karşı da icabeden tedbirleri aldı. Bu suretle Niğde ve civarında Türkiye geneli itibariyle yüksek bir ortalamada bulunan gayr-i müslimlerin olası taşkınlıkları ve iç isyanlarına karşı da gereken tedbirler alınmıştı.

Bilindiği üzere bu dönemde cephede eksikliği hissedilen yeğane şey, mühimmat ve erzak idi. Bunların temini hususunda Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edilen Tekalif-i Milliye Kanunu herkesin malumudur. Bu büyük ihtiyaç, bütün yurt çapında hamiyetperver insanlarımız tarafından karşılanmaya çalışıldı. Bu hususta da Niğde üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Gıda maddeleri olarak özellikle buğday, arpa, baklagiller, soğan vs. gibi temel besin maddeleri ihtiyaç duyulan yerlere gönderildi. Niğde’den yapılan bu hayiti destek Mustafa Kemal tarafından yollanan takdirnamelerle ödüllendirilmiştir.

Niğde’den yapılan lojistik destek sadece gıda maddeleriyle sınırlı kalmadı. Nakil Vasıtaları, araç-gereç ve giyecek maddeleriyle de devam etti. Niğde’nin yetiştirdiği emekli veya terhis olmuş subay, er vs. askerlerde gönüllü birlikler olarak Batı ve Adana cephelerinde vuruşmuşlardır. Niğde, gerek Heyet-i Temsiliye döneminde, gerekse Büyük Millet Meclisi döneminde Anadolu hareketini gönülden desteklemiş ve bu desteğini Sivas ve Ankara’ya gönderdiği delegelerle de ispatlamıştır.

Niğde Kalesi,Fotoğraf ,Sema Tekeli

Tarihin İlk İzleri

Niğde’nin tarihi ile ilk buluntular, neolitik döneme(M.Ö. 7250-5500) rastlar. Bunlar Bor Bahçeli Kasabası Roma Havuzu yakınındaki Köşk Höyük’ten ve Bor Pınarbaşı Höyüğünden çıkartılan eserlerdir. Anadolu’da Hitit dönemi olarak isimlendirilen M.Ö. 2000-7000 yıllarına ait eserler ise Kömürcü Köyü Göllüdağ Örenyeri’nden çıkartılmıştır. Helenistik dönemde ise (M.Ö.330-30) Niğde bölgesi Büyük İskender’in komutanlarından Eumenes’in kurduğu Bergama Krallığı’na dahil olmuştur. Tepe Bağları ve Ulukışla Porsuk Höyük kazılarından bu döneme ait eserler çıkartılmıştır.

Bahçeli,Köşk Höyük-Roma Havuzu:

Türklerin Egemenliği Başlıyor

1166 ve onu takip eden yıllarda Niğde Yöresi Türklerin eline geçmiştir. Özellikle Anadolu Selçuklular’dan I.Alaeddin Keykubat zamanında parlak bir dönem daha yaşanmıştır. Dönemin valisi Zeyneddin Beşare’nin yaptırdığı Alaedin Camii (1223) ve daha sonra yaptırılan Hüdavent Hatun Turbesi (1312) dönemin günümüze bıraktığı miraslardandır.

Hüdavent Hatun Türbesi:

Anadolu Selçukluları Kösedağ Savaşında (1243) Moğollara yenilence bölge Moğolların uç beyliği olan İlhanlıların idaresine geçmiştir. 1357 yılında ise Karamanoğulları bölgenin yeni sahibi olmuşlar ve Akmedrese’ yi yapmışlardır. (1409).

1471 yılında ise Fatih Sultan Mehmet Karamanoğullarını yenilgiye uğratarak Niğde’yi ve diğer bölgeleri almıştır. Osmanlı döneminde Niğde eski önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla 1923 yılında il statüsüne kavuşmuştur.
Cumhuriyet Dönemi:

Osmanlı’nın çöküş dönemi ile başlayan ve çok uzun zamandır süregelen kargaşa ve belirsizlik, Milli Mücadele ile başlayan, Cumhuriyetle devam eden yeni dönemde son buldu.

Cumhuriyetle başlayan istikrar, bütün Türkiye’de olduğu gibi, Niğde’de de bayındırlık, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel alanlarda büyük gelişmeleri beraberinde getirdi.

Büyük bir kasaba görüntüsünde olan Niğde Merkezi Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan değerli çalışmalarla çehresini değiştirmeye başladı. Atatürk ve O’nun kurduğu Cumhuriyeti gönülden benimseyen, her zaman ona desteğini devam ettiren İllerin başında Niğde gelmektedir.
Cumhuriyetin ilan edildiği gün bu mutlu günü top atışlarıyla kutlayan ilk şehir Niğde’dir.

İLÇELERİ:

Altunhisar:


Nufusu:İlçe Merkezi-2.899,İlçe Toplamı-14.769 (2010)

Eskiden beri önemli bir yerleşim yeri olan Altunhisar; Selçuklu Devletinin kurucusu Kutalmış oğlu Süleyman Bey zamanında Konya ve Niğde illeri ile birlikte Türk topraklarına katılmış olup, tarihte Anduğu ve Orta köy adları ile anılmıştır.

Anduğu Selçuklulardan sonra Niğde ili ile birlikte Karamanoğulları idaresine geçmiştir. İlçe merkezinde Karamanoğlu Yakup Beye ait bir camii ve bu camiinin yanıbaşında halen halkın hizmetinde olan bir çeşme bulunmaktadır.

Önce Yıldırım Beyazıt , ikinci defa da Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlılara geçmiş olan Altunhisar’a bu tarihlerde Ortaköy de denilmektedir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Bor’dan Aksaray’a giderken geçtiği Ortaköy’den “Bir vasii ve maksuda ova olup bağ,bahçe,mescit ile aheste mamur bir kazadır. Bu Kariye’ye bağlı 36 pare nahiye ve köyleri vardır” demiştir.

Altunhisar 1910 yılında belediye teşkilatına kavuşmuş, 1928 yılında da Nahiye olmuştur.

1956 yılında; Ortaköy isminin güneydeki verimli Altındaş ovasından dolayı Altunhisar olarak değiştiğini görmekteyiz. Belde 3644 sayılı Kanunla 1991 yılında İlçe statüsüne kavuşmuştur.
Halk ozanlarımızdan Aşık Tahiri’de Altunhisarlıdır.

Âşık Tahirî,  Altunhisar’da (Andugu/Ortaköy) doğmuştur. 1882 yılında Gülek Boğazı yakınlarındaki Şeker Pınarı adıyla anılan yerde ölmüştür.

Asıl ismi Mehmet’tir. Tahir, mahalle mekteplerini bitirmiş, hafızlık yapmış köydeki medresede okumuştur.

Yazdığı şiir türleri ile Halk Edebiyatında ün kazanmış sairler arasına girmiştir. Hece vezni ile koşmalar, nefesler yanında Aruz ölçüsüyle divanlar, semailer, kalenderi şiirleri ve daha başka türleri de işlediği, elde bulunan eserlerden anlaşılmaktadır.

Sairin işlediği konular yoksulluk, ölüm, kıtlık, hastalık, ayrılık, zulüm gibi toplumsal konulardır. Âşık Tahirî’nin adına Altunhisar İlçesi’nde bir anıt bulunmaktadır.

Niğde Ortaköy’ünden Tahir Efendi at sırtında diyar diyar gezerken konaklamış Ereğli’de bir dere kenarında. Etrafı mesken tutmuş, aşiret çadırlarının birinden elinde testileri güzeller güzeli bir kız görmüş.

Tahir Efendi görür görmez tutulmuş. Hüsne’ye varıp “Evlen benimle” demiş hemen güzele. Hüsne, babasının haftaya dönüşünde gelip Allah’ın emriyle istemesinin söylemiş Tahir’e.

Sabırsızlıkla evine dönmüş Tahir, beklemeye koyulmuş zamanın gelmesini. Bu arada Adana’dan dönen Hüsne’nin babası olup biteni öğrenince, razı olmamış kızının Tahir’e vermeye. Tahir varamadan kızı istemeye, baba hem Hüsne’yi hem de tası tarağı toplamış tutmuş Adana yolunu.

Tahir ailesi ile kız istemeye gittiğinde, Hüsne’nin çoktan Adana’ya vardığını öğrenip dertlenir ve şu türküyü söyler:

Adana’ya Bir Kız Geçti Gördün mü?

Ereğli’den çıktı sökün eyledi
Aslı Hanım Çiftehanı boyladı
Kahpe felek ne etti de eyledi eyledi
Adana’ya bir kız geçti gördün mü gördün mü?

Tekir’e vardım da hava bulandı
Göçün önü Fındıklı’yı dolandı
Kavaklı’dan çok güzeller sulandı
Buralardan Hüsnem geçti gördün mü?

Yanar mola Adana’nın feneri
Avcıları dolanıyor kenarı
Sana diyom Kocahan’ın çınarı
Adana’ya bir kız geçti gördün mü?

Ay doğmadan Akköprü’yü geçtin mi?
Gün çavmadan mah yüzünü açtın mı?
Şekerpınarı’ndan bir su içtin mi?
Adana’ya bir kız geçti gördün mü?

On iki devem var on bir maya
Hüsnem’in cemali benziyor aya
On ikisi kurbandır Hüsnem sana
Buralardan Hüsnem geçti gördün mü?

Sana derim sana Gavur sındığı
Çiftehandır güzellerin konağı
Yıkılıp da din İslam’a döndüğü
Adana’ya bir kız geçti gördün mü?

Ulukışla Çiftehan’ın başından
Korkar oldum boranından kışından
Güzelleri mor don giyer dışından
Adana’ya bir kız geçti gördün mü?

(Âşık Tahirî)

Bor:

İstasyon Caddesi:

Kerpiç Evler:bor-kerpiç-evler bor-kerpiç-evler-2

Bor Pazarı:

bor-pazarı

Şeyh Kuddusi Türbesi:

Nufusu:İlçe Merkezi-38.320,İlçe Toplamı-59.919 (201o)

Niğde iline bağlı Bor ilçesi Melendiz dağı eteklerinde yer alır.Konya ovasının başladığı yerlerden biri üzerinde kurulmuştur.İlçede karasal iklim hakimdir. 2009 nufus verilerine göre genel nufus 60.248,merkez nufus 37.566 dır. Köyleri;Badak,Balcı,Bayat,Bereke,Emen,Gökbez,Halaç,Havuzlu,Karacaören,Karamahmutlu,Kavuklu,Kayı,Kaynarca,Kılavuz, Kızılkapı,Kürkçü,Obruk,Okçu,Postallı,Seslikaya ve Tepeköy’dür.

Ekonomisi büyük ölçüde tarıma ve hayvancılığa dayalıdır.Elma,üzüm,kayısı,kiraz,armut,vişne,dut gibi meyveler yetişir.Kayaaltı,Kızılyer,Sinandı,Bulgarcık,İftiyan,Çakılbahçe gibi tarıma elverişli mevkiler vardır.Tarımsal sulama yeterli değildir.Tahılgiller,sebze yetiştiriciliği diğer tarımsal faaliyetlerdir. Yetersiz de olsa sanayi tesisleri bulunmaktadır.Şeker fabrikası,deri işleme tesisleri,küçük çaplı mobilya üretim atolyeleri,askeri lavazım tesisi gibi kuruluşlar vardır.Ekonomik potansiyeli gittikçe azalmaktadır.
Bor çevresinde ilk yerleşimler Cilalı Taş Devri (M.ö.8000-m.ö5000) izlerini taşır.Balcı köyü sınırları içinde Ballıkaya civarında Taşlı Tepe’de cilalı taş yerleşimine ait mezar kalıntıları vardır.Üzerinde yeterli araştırmalar yapılmamıştır.Yine aynı bölgede Tırhas mevkiinde erken hıristiyanlık dönemine ait yeraltı şehri bulunmaktadır. Daha yaygın yerleşimlere Hitit döneminde rastlanmaktadır.Pınarbaşı Höyük,Tyana Hitit dönemi yerleşimleridir. Tyana(Kemerhisar) Roma döneminde Ortadoğunun önemli ve gelişmiş kentlerinden biriydi.

Bor’un şimdiki yerleşimi 12.yüzyıl civarındadır.Bor ilçesi Türkmen aşiretleri tarfından kurulmuştur. Çeşitli dönemlerde hemen hemen tüm Türkmen boylarından yerleşenler olmuştur.İlk yerleşim Kala mevkiindeki kale ve civarınadır.Anadolu Selçuklu döneminde Niğde’nin savunulması amacıyla kurulan ön karakol niteliğindedir. Evliya Çelebiye göre 17. yüzyılda kale içerisinde bir cami ve elli hane bulunmaktaydı. İlhanlı valisi olarak yörede yönetimde bulunan Eratnaoğlu Mehmet Bey döneminde yerleşim kale dışına genişlemiştir. Karamanoğulları’nın 1470 yılına kadar süren egemenlikleri döneminde Sarı Saltuk Türbesi(1360),Vusta Mescidi(1408), Sultan Alaatin Camii(1410),Cullah Mescidi(1429),Karakaya Mescidi,Sırrıoğlu Mescidi,Hacı Kemal Mescidi, Hacı Muhsin Mescidi,Eski Hamam(1417) gibi yapılar inşa edilmiştir.

Bor ilçesi 1470 yılında Osmanlı yönetimine geçmiştir.1507 yılına kadar köy niteliğinde olan Bor,1518’de nahiye,1584’de ise kaza olmuştur.1530 tarihinde 13 mahalle,477 hane takriben 3.000 nufusa sahipti. 1530 tarihinde mahhale adları;Mescid-i Uğurlu,Mescid-iSırrı,Mescid-i Hacı Pir Ahmet,Mescid-i Hacı Kemal Mescid-Hacı İsmail,Karakaya,Sufiyan,Cullah,Piri Fakih,Vusta,Zimmiyan şeklindedir.Mahalleler genelde kurucularının adını alır. Bor ilçesi gelişimini Osmanlı döneminde de sürdürmüştür.Sokullu Mehmet Paşa 1573 yılında Paşa cami,bedestenve hamam inşa ettirmiştir.1584 tarihinde 1469 hane takriben 7.000 nufusa ulaşan Bor’da Belkız Mescidi(1504), Kör İsmail Camii(1708)İlaldı Camii(1708),Saray Mahallesi Mescidi,Sufiyan Mescidi,Kahvecioğlu Mescidi, Hacı Osman Çeşmesi(1626),Külhan Çeşmesi(1665),Künkbaşı Çeşmesi(1835) gibi eserler inşa edilmiştir. Bor’da 1637-1675 tarihleri arasında barut imalathanelerinin olduğu bilinmektedir.17.yüzyılda Bor’u ziyaret eden EvliyaÇelebi Bor hakkında şu bilgileri verir: “Niğde Sancağına bağlı kazadır.Hüman Çayı üzerinde barut değirmenleri bulunmaktadır.Bor Kalesi eski yapı bir kaledir.Kayalık üzerine beşgen şeklinde inşa edilmiştir. Kale içinde 50 adet ev Şeyh İyas Camii vardır.Çarşı yakınında Cami-i Atik,Sultan Alaatinindir.Sokullu Vezir Camii çarşı içindedir.Altında 60 adet dükkan bulunan arasta vardır.Hacı Mahmut mahallesinde Çayırlı Camii ve Orta Mahhalle Camii minareli olup,Sofuyan Camii minaresizdir.Bundan başka 46 mescid vardır.Her camide Medrese bulunur.Gözlü Sultan ve Kısbi Mustafa Efendi tekkeleri kale içerisindedir.Sarı Saltuk Türbesi eski mezarlıkta yer alır.Çarşı içinde üç adet han vardır.Çeşitli sulu üzümleri,kuş üzümü ve köfteri meşhurdur”. Köfter yapımı günümüzde de sürmektedir.Üzüm şırası ve nişastadan yapılan bir yiyecektir.

18.yüzyılda Celali isyanlarından oldukça etkilenen Bor 1868 yılında 6937 nufusa sahipti.1870’de Bor’da 30 civarında cami ve mescid,15 medrese,1 kilise,2 sıbyan mektebi,4 hamam, ve 750 dükkan,3 han,15 kahvehane,1 bezirhane,1 tabakhane bulunuyordu. 1896’da Bor 2082 hane ve 8813 nufusa sahipti.19.yüzyılda demiryolu geçmesiyle ticari faaliyetler canlanmış,Tanzimatın getirdiği yeniliklerle devlet dairelerinin oluşumu başlamıştır.
19.yüzyıl başlarında Hükümet Konağı,Belediye, Askerlik Şubesi gibi kurumlar oluşmuştur.1906’da Bor ilçesinde 8130 nufus bulunmakta ayrıca Hükümet Konağı, Rüştiye Mektebi,11 sıbyan Mektebi,3 kütüphane,6 medrese,3 tekke,çok sayıda camii ve mescid,2 kilise,700 dükkan, 30 mağza,12 kahvehane,8 han,1 bedesten,1 mezbahane,2 yağhane,3 kiretmihane,4 hamam,10 fırın,50 tabakhane,60 değirmen, 3.000 civarında halı tezgahı bulunmaktaydı. 1916 yılında hastahanenin olmadığı Bor’da iki tabib ve 1 eczahanenin olduğu bilinmektedir.Bu dönemde halı,kilim, bez dokuma,meşin,gön,kösele,yemeni(bir tür ayakkabı),çarık,postal,çizme,nal,mıh,tarımsal el aletleri gibi üretimler yapılıyordu.
1922’de Bor 3.500 hane ve 12.000 nufusa sahipti.Atolye şeklinde tabakhaneler ve keçehaneler vardı.Deri işlemeciliği günümüzde devam etmesine rağmen keçe yapı yok olmak üzeredir.

Milli mücadele Döneminde Çukurova bölgesi işgal edildiğine Niğde’de bulunan 41.Tümenin mevcut askerleriyle Niğde bölgesinden oluşturulan gönüllüler Pozantı bölgesini savunmuşlar ve her türlü lojistik desteği vermişlerdir.Sivas Kongresine Hali Hami(Mengi) katılarak Milli Mücadeleye Bor’un temsil ve katkısı sağlanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra,Hükümet Meydanında bir han yapılmış,Paşa Camii karşısındaki buğday pazarı taşınmış,tabakhaneler Acıgöl civarına alınmıştır.Ayrıca bazı yollar ve meydanlar kesme taşla döşenmiştir.
1931 yılına askeri kışla yapılmış,istasyon caddesi üzerinde kurulan motorlu elektirik santrali ile şehre günde bir kaç saat elektirik verilmeye başlanmıştır.1954 yılında kala civarına su gücüyle çalışan bir elektirik santrali yapılmıştır.
1941 yılında 1 orta okul,1960 yılında Şehit Nuri Pamir Lisesi yapılmıştır.
1965 yılında 50 yataklı hastahane inşa edilmiştir.
1963 yılında 600.Levazım Ana Depo ve Fabrikası kurulmuştur.1967 yılında Akkaya Barajı, 1970 li yıllarda şeker fabrikası yapılmıştır.

2.000 yılında toplam 29.804 nufusa sahiptir.Bu dönemde özel sektör tarafından çevreye yapılan fabrikalarla ekonomik gelişme sağlanmışsa da yeterli değildir.Niğde ilinin yakın olması(15.km),Kayseri,Konya,Adana gibi ticari potansiyeli yüksek iller arasında kalmasınedeni ile geçmiş tarihlerdeki gelişmişlik düzeyinin çok gerisinde kalmıştır.Son yıllarda çevre yollarının açılması,yeni binaların inşa edilmesi şehrin çehresini değiştirmeye başlamışsa da yeterli düzeyde değildir.2010 verilerine göre nufusu ilçe merkezi 38.320,toplam 59.919 dur.

Çamardı:

Demirkazık Manzaraları:demirkazık-1 demirkazık-2

Nufus:İlçe Merkezi-3.396,İlçe Toplamı-15.245 (2010)

M.Ö. 3000-2000 yıllarını kapsayan eski Tunç Devri’nde Çamardı ve çevresinin önemli bir yerleşim bölgesi olduğu Celaller Köyü civarında Göltepe Kestel ören yerinde yapılan arkeolojik kazılar sonunda anlaşılmıştır. Orta Anadolu’da Hitit Dönemi olarak bilinen M.Ö.2000-700 yıllarında Niğde ve civarında dolayısıyla Çamardı’nda Hititler’in hüküm sürdüğü bilinmektedir. Daha sonra sırasıyla Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma) hakimiyetine giren İlçenin Türklerle ilk teması Melikşah zamanındadır. Bölgenin Selçuklular tarafından fethedilmesi (1166) bunu takip eden yıllarda II. Kılıçaslan Dönemi’ne rastlar. 1243 yılından sonra İlhanlıların himayesine giren İlçe daha sonra Eratna Beyliği ve Karamanoğulları Beyliği himayesine girmiştir.
Osmanlı Devleti’nin bölgeyle ilgili ilk teması Yıldırım Beyazıt dönemindedir. Beyazıt savaşmaksızın aldığı Konya-Niğde civarını tekrar Karamanoğulları’na vermiştir.
İlçemizin de bulunduğu bölgeler kesin olarak 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.1869 Konya Vilayeti salnamelerinde Niğde Merkez kazasına bağlı halen Çamardı İlçesi’nin mahalleleri olan Bereketli ve Maden Karyelerinden bahsedilmektedir.
Çamardı 1910 yılından 1948 yılına kadar mülki taksimata göre bucak teşkilatı olarak kalmış, Vilayet merkezine olan uzaklığı ve kış aylarında yolun kapanması gibi nedenlerle hizmet götürmede güçlüklerle karşılaşıldığı için İlçe Teşkilatı kurulmasına gerek görülmüş, 11 Haziran 1947 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile İlçe yapılmıştır.
İlçenin halen kullanılan ÇAMARDI ismi tarihte bazen Şamardı, bazen Maden ve Bereketli olarak kullanılmıştır. İlçe yerleşim yerinin dağlık ve ormanlık bölgede kurulu olması Çamardı adını almasında etkili olduğu rivayet edilmiştir.

Çiftlik:

Nufus:İlçe Merkezi-3.304,İlçe toplam-29.183(2010)

Çiftlik İlçesi, Niğde İlinin Kuzeybatısında yer almaktadır. İl Merkezine 65 Km. uzaklıkta olup 1555 metre rakımlıdır. Dağları çıplak ve yok denecek kadar az ormanlıktır. Karasal iklim hakim olmaktadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. İlçemiz merkezini çevreleyen Melendiz dağları Orta Torosların devamıdır. En büyük tepesi Beşparmak tepesi olup 2935 m. yüksekliktedir. Çiftlik İlçesi I. ve II. Jeolojik zamanlarda oluşmuştur. Zamanla tektonik ve dış olaylar neticesinde yüksekliğini kısmen kaybetmiştir. Arazinin yaşı eski olmasına karşılık, bugünkü yüksekliğini neojen (Genç Tersiyer) sonu ve kuaterner (IV.zaman) içindeki dikey yükselmelerle almıştır. Tersiyerdeki bu tektonik hareketler sonucu olarak bölgede püskürme meydana gelmiş, İç Anadolu Kristalinin temeli ile Toros kıvrım dağlarına geçiş bölümünde yer almıştır. Bugün dahi Melendiz dağlarında volkan kraterlerine aşınmış olarak rastlamak mümkündür. (Kitreli Kasabası sınırları içinde) Çiftlik İlçesi çevresinde ve Melendiz ovasında Azatlı Kasabası Küllüce Mahallesinde Püskürük taşı olan Bazalttan müteşekkil arazilere rastlanır. Çiftlik çevresinde ve Melendiz ovasında arazi homojen yani alüvyonların bulunduğu arazilerdir. İlçenin Yüzölçümü 587 Km2’dir.

Ulukışla:Nufus:İlçe Merkez-5.594,İlçe Toplam-22.728 (2010)

Karagöl:

Ulukışla yöresi coğrafi konumu ve stratejik önemi nedeniyle hemen her dönemde canlı ve hareketli bir yöre olmuştur. Yöre tarih boyunca değişik kültürden insan topluluklarını bünyesinde barındırmıştır. Bölgenin kayda değer ilk tarihi olayı, Hitit İmparatorluğu’na dahil oluşudur. Hititlerden sonra bölge; sırasıyla Asurlar, Frigler, Persler ve İ.Ö. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender’in eline geçmiştir. Daha sonra Selevkos ( Asya) İmparatorları ile Kapadokya Kralları arasında çekişmelere sahne olmuştur. İ.Ö. 17 – İ.S. 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmişse de İmparatorluğun ikiye ayrılmasıyla, 1075 yılına kadar Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyetinde kalmıştır. Ulukışla’ya bağlı Porsuk köyü sınırları içinde bulunan Zeyve Höyüğünde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu ele geçen buluntular Hitit, Frig ve Roma dönemlerine aittir. Kent Roma döneminde Kraliçe Faustina’ya atfen Faustinepolis adıyla anılmıştır. Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un karısı Faustina’nın mezarı Ulukışla yakınındaki Başmakçı Köyündedir. Kent yakınındaki kale, Lülve adıyla anılmaktadır.

Bölge Melikşah’ın komutanlarından Emir Ahmed Danişmend Taylı ve oğlu Emir Gazi tarafından fethedilmiştir. 1156-92 tarihleri arasında hüküm süren II. İzzeddin Kılıçarslan Niğde ili topraklarını Konya Sultanlığı’na başlamıştır. I.Gıyaseddin Keyhüsrev’in ( 1192-1211) oğlu, I.İzzeddin Keykavus döneminde ( 1211-19) Ulukışla’nın yönetim bakımından Niğde’ye bağlandığı bilinmektedir.

Niğde, 1327’de İlhanlılarIn; 1357 tarihinden itibaren de Karamanoğullarının yönetimine girmiştir. Niğde’nin Osmanlı topraklarına katılması, Fatih’in 1466 y?l?nda Konya’yı ele geçirmesi ve 1470 yılında İshak Paşa’nın Niğde’yi zaptetmesiyle gerçekleşmiştir. Doğu’ya yapılan seferlerde Niğde ili bir konaklama yeri olmuştur. İran Seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman da 1549 ylında Ulukışla’dan geçmiştir.

Ulukışla, XVI. yüzyılda Niğde’nin Bor kazasında Secaeddin Nahiyesi XVIII. Yüzyılda Şücaeddin XIX. Yüzyılda ise Bozok Eyaletinde Şücaeddin ve Ulukışla adlarında kazaydı. Halk arasında Kışla adıyla anılan Öküz Mehmet Paşa Külliyesi nedeniyle en son Ulukışla olarak adlandırılmıştır. İlçe daha sonraları Niğde’ye bağlanmış, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanında Nevşehir’in yıldızının parlamasıyla önem kazanmıştır. Kurtuluş savaşı yıllarında Fransız işgalcilere karşı mücadele veren Kuvay-i Milliye’nin başlıca üstlerinden birisi olmuştur. Bugün Ulukışla Niğde’ye bağlı bir ilçedir.

İLÇENİN ADI NEREDEN GELİYOR?

16. Yüzyılın ilk yarısında Osmanlı sadrazamlarından Öküz Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Kervansarayın hizmete girişiyle “ULUKIŞLAK” olarak adlandırılmış ve daha sonra “ULUKIŞLA” adını almıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla ilçe statüsü kazanmış ve Türkiye’nin en eski ilçeleri arasında yerini almıştır.
Babadan oğula geçen bir yönetim şekli ile Kışla ve çevresine belirli aralıklarda, Dudular, Berberoğulları, Çavuşukelköseler, Hatipoğulları, Kadılar, Ağalar, Hamamcılar, ilyasoğulları, Kalaklar, Körhamzalar, Hacıhocalar sülaleleri yerleşmişlerdir. Yerleşim merkezleri olarak; Küçükilbey, Büyükilbey, Alpagut ve Ballık adını alan semtler seçilmişlerdir.

Babadan oğula geçen bir yönetim şekli ile Kışla ve çevresine belirli aralıklarda, Dudular, Berberoğulları, Çavuşukelköseler, Hatipoğulları, Kadılar, Ağalar, Hamamcılar, ilyasoğulları, Kalaklar, Körhamzalar, Hacıhocalar sülaleleri yerleşmişlerdir. Yerleşim merkezleri olarak; Küçükilbey, Büyükilbey, Alpagut ve Ballık adını alan semtler seçilmişlerdir.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın

x