Şeyh Bedreddin

0
463
views
yorganevi.com

Şeyh Bedreddin(1358/65-1416/18) tarihinde bugün Yunanistan sınırları içinde yeralan Simavna kasabasında dünyaya gelir. Babası, Simavna kadısı İsrail adında bir kişidir. Bu sebepten Simavna-Kadısı-oğlu adı ile tanınmıştır. Annesi Rum asıllı bir Hıristiyan iken Müslüman olan Melek Hatun’dur.Bedreddin, temel eğitimini Edirne’de Hocası Molla Yusuf aldıktan sonra Bursa’ya gider, astronomi ve matematik alanlarında büyük şöhret kazanan Koca Efendi diye de bilinen Bursa Kadısı Şeyh Mahmud’dan ders alır. Daha sonra Konya’da Feyzullah’tan mantık ve astronomi dersleri alır. 1382 tarihinde döneminin ilim merkezi olan Kahire’ye gider.Burada Memluk Sultanı Berkuk’un oğlu Ferec’in özel hocalığını yapar. Sultan Berkuk’un sarayında üç yıl kalır.Bu sırada Hüseyin Ahlati ile tanışır ve fikirlerinden etkilenir.Üç yılın sonunda yine Rumeli’ne döner. Osmanlı Devleti’nin fetret Devri’nde Yıldırım Bayezid’ın oğlu Musa Çelebi’nin iki yıl süreyle Kazaskerliğini yapar.
Musa Çelebi’nin kardeşi Çelebi Mehmed’e yenilip öldürülmesi sonrasında İzmit’e sürülür.Buradan Rumeli’ne kaçarak Deliorman çevresinde bir isyan hazırlar.Bu sırada, kethüdası(zenginlerin ve devlet adamlarının hizmet işlerini gören kimse) Börklüce Mustafa Aydın çevresinde, Torlak Kemal Manisa çevresinde ayaklanır.Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’in önderlik ettikleri isyanlar bastırılıp, Şeyh Bedreddin’in bu iki yakın adamı işkencelerle öldürülür.
İsyan sonrasında ele geçirilen Şeyh Bedreddin, Osmanlı sultanı Çelebi I. Mehmed huzurunda toplanan özel bir mahkemede yargılanır. Bu mahkeme, Anadolu dışından gelme ulemadan olan Mevlana Haydar-ı Herevi’nin başkanlığında, zamanın ileri gelen ulema ve kadılarından oluşuyordu. Şeyh Bedreddin burada uzun bir sorgulamaya tabi tutuldu; düşüncelerini açıkladı ve sonunda devlete isyan etmekten suçlu bulunarak “kanı helal, malı haram” fetvasıyla idama mahkum edildi, 1416/18 yılında Serez çarşısında çıplak olarak asıldı,mirası varislerine dağıtıldı..Yapıtlarından bilinenleri: Varidat, Cami’ü’l-fusuleyn, Letai’fü’l-işarât, et-Teshil, Meserretü’l-kulûb, Unkudü’l-cevahir, Çerağu’l-fütuh, Nurü’l-kulub’tur.
Şeyh Bedreddin’in mezarı 1924′e kadar Simavna’daki tekkesinin bahçesinde kaldı, bu tarihte gerçekleşen nüfus mübadelesi ile birlikte Şeyh Bedreddin’in kemikleri de Türkiye’ye getirildi ve Topkapı Sarayında çinko bir kutuda muhafaza edildi.1961 yılında Divanyolundaki 2. Mahmud Han’ın türbesine defnedildi.

Ünlü Bizanslı tarihçi Dukas(1470-1470) tarafından kaleme alınan “Bizans Tarihi” adlı eserde, Börklüce Mustafa’nın Aydın-Karaburun yöresinde gerçekleştirdiği derviş isyanı hakkında bilgiler verilir.

“O günlerde Ionia Körfezi’nin ağzında bulunan dağın civarında ve Sakız Adası’nın karşılarında Stilarion(Karaburun) adlı yerde  kendi kendine yaşayan bir köylü meydana çıktı. Bu zat Türklere fakirliği tedris etti(öğretti); kadınlardan başka her şeyin, yani yiyecek, giyecek, çift ve ekilmiş tarlaların insanlar arasında müşterek olması akidesini telkin ediyordu. “Ben senin evine, kendi evim gibi, sen de benim evime kendi evin gibi girip çıkarsın, kadınlar müstesnadır.” Diyordu.Bu telkinler ile bütün cahil halkı iğfal ederek, kendi tarafına çekiyordu.”

Aynı şekilde Bahcetü’t Tevarih(1460’a doğru yazılmıştır) yazarı Şükrüllah bin Şihabüddin, Börklüce Mustafa’dan bahsederken, Şeyh Bedreddin ve Torlak Kemal’den hiç bahsetmemektedir:

“Onun(Çelebi Mehmed) zamanında, Aydın Vilayeti dahilindeki Karaburun sahilinde, sufilik namıyla ibahiyeden biri ortaya çıktı. Aynı şekilde(eski İran’da) Nuşinrevan’ın babası zamanında da bunun gibi bir zındık zuhur etmişti (Mazdek kasdediliyor). Bu sufi’nin (Börklüce Mustafa) başına birçok kimse toplanmıştı. Ve bunlarda, Muhammedi şeriata aykırı şeyler görüldü.(…) Onlar(sufiler) “Lailaheillallah” deyip, “Muhammedun Resulullah” demeyip, kendi şeyhlerini(Börklüce Mustafa) Resul derecesinde görmekteydiler.”

1476’ya doğru yazılan Aşıkpaşaoğlu tarihinde Bedreddin’in gerçekleştirdiği isyan hakkında şu bilgilere yer verilir:

‘Bu taraftan Simavna Kadısıoğlu ki Ağaç Denizi’ne girmişti, illere birkaç kötü sofu gönderdi: “Gelin! Şimdiden sonra padişahlık benimdir. Taht benim elimdedir. Sancak isteyen gelsin. Tımar isteyen, subaşılık isteyen gelsin. Elhasılı ne dileği olan varsa gelsin. Ben şimdiden sonra huruc ettim. Bu ülkede halife benim. Mustafa, Aydıneli’nde huruc etti. O da benim hizmetkarımdır” dedi. Bu şimdiki sofular dahi derlerdi ki: “Biz Hak için dervişleriz”. Halbuki derviş değillerdir. “Bir gün şeyhimiz huruc eder, biz dahi bekleriz” derler.’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here