Sokaktaki Evinin Kapısına

3 dk okuma süresi

kuyu tuneli
Büyük Selcuklu Devletin’deki taht mücedeleleri sırasında,Muhammed Tapar ve Berkyaruk arasında 495 / 1102 yılında gerçekleşen savaşta mağlup olan Muhammed Tapar, İsfahan’a çekilmek zorunda kaldı.Kardeşini takip eden Berkyaruk şehri kuşatma altına aldı. Yaklaşık 8 ay süren74 muhasaradan sonra Muhammed Tapar, gizlice şehir dışına çıkıp asker toplamaya karar verdi ve güvendiği bazı emirleri İsfahan’daki askerlerinin başında bırakıp 10 Zilhicce 495 / 25 Eylül 1102 tarihinde şehri terk etti.Bunun üzerine Berkyaruk 18 Zilhicce 495 / 3 Ekim 1102 tarihinde kuşatmayı kaldırdı.
Sonuçsuz çatışmalardan bıkan Muhammed Tapar da Rebiülâhir 497 / Ocak 1104 tarihinde kardeşinin sultanlığını kabul ederek taht mücadelesinden vazgeçti.
İsfahan; Berkyaruk ve Muhammed Tapar dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti’nin başkentliğini sürdürdü. Muhammed Tapar’dan sonra tahta geçen Sencer ise, kendisine başkent olarak meliklik döneminden beri yaşadığı Merv şehrini seçti. Bu tercihin İsfahan’a yansımaları ise, şehrin hem başkentliği kaybetmesi hem de Büyük Selçuklu hâkimiyetinden çıkarak Irak Selçuklu Devleti’ne bağlanması şeklinde oldu.
Büyük Selçuklu Devleti hâkimiyeti altında İsfahan, bir devletin geçebileceği bütün süreçlerin merkezinde yer almıştır.
Şehir,İmparatorluk başkenti olmanın ihtişamını da yaşamış, taht mücadelelerinin getirdiği ağır şartları da hissetmiştir.
Fetret döneminin doğurduğu otorite boşluğu neticesinde elde ettikleri fırsatı iyi değerlendiren Bâtınîler, İsfahan’da etkin bir siyasî güç haline gelmişlerdi. Bu etkinlikten aldıkları cesaretle, devrin önemli siyasî, askerî ve ilmî şahsiyetlerine karşı suikastlar düzenleyerek adeta bir “korku imparatorluğu” kurmuşlardı. Bâtınîlerce gerçekleştirilen her suikast, toplumun zihninde onların her yere hâkim oldukları, önlenemez bir güç haline geldikleri düşüncesini uyandırmıştı.
Nitekim, İsfahan şahnesi Emîr Bilge Beg Sermez, Muhammed Tapar’ın İsfahan’daki sarayında Ramazan 493 / Ağustos 1100 tarihinde iki Bâtınînin saldırısı sonucu göğsüne hançer saplanarak öldürüldü. Aynı gece oğullarının da öldürülmesiyle evlerinden beş ceset çıktı.
Bâtınîlerin fütursuzca işledikleri cinayetler ve uyguladıkları baskı ve zulüm ve  toplu katlimlar İsfahan halkında Bâtınîlere karşı büyük bir kin ve nefrete yol açtı .
Ravendi’nin “Rahatu’s Sudur” eserindeki rivayete göre Alev-î Medenî denilen Bâtınî kör bir adam İsfahan’da kendi sokağının başında durur,elinde bir asa olduğu halde,”kim bu körün elini tutar,bu sokaktaki evinin kapısına götürürse,Tanrı onun günahlarını bağışlasın diye” dua ederdi.Körün evi dar ve karanlık olan o sokağın en sonunda bulunuyordu ve evin içinde bir kuyu vardı.Halktan herhangi biri,körü evinin kapısına götürdüğünde içerdeki insanlar,o kişiyi evin içine çekip,baş aşağı kuyuya sarkıtıyorlardı.Kuyuda yeraltı odalarına çıkan dehlizler bulunmaktaydı.Dör beş ay içinde şehirde bir çok insan kaybolmuştu.Şüphe ve dehşete düşen halk kaybolanları aramaya başladı.Yaşlı bir dilenci yardımıyla o evi bulan halk yer altı odalarına indiklerinde korkunç bir manzarayla karşılaştılar.
Kaybolanlardan bazısı öldülmüş,bazısı çarmığa gerilmiş ve bir kaçı da ölmek üzeredir.İçeride dör,beş yüzden fazla insan kafatası bulunmaktadır.Şehirde bir feryat kopar;çünkü herkes o evde bir yakınını bulmuştur.
Bu olaylar üzerine Şafi Fakihi Ebul-Kasım Mesud b.Muhhamed el-Hocendi,İsmaillilerden intikam almak için kolları sıvar.Silahlanıp büyük bir çukur kazdırarak içine ateş yaktır.Ona yardım eden halk Yakaladıkları İsmaili’yi getirip bu çukura atarlar.İsmaillilerin zulmünden bıkmış olan halk intikam duygusuyla bir çok İsmali’yi katl eder.

Kaynaklar:
1-Nurulah YAZAR,Büyük Selçuklular Döneminde İsfahan’ın Siyasî Durumu,İslam Tarihi AD,Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi,Ankara
2-Ayşe Atıcı Arayancan,Dağın Efendisi,Hasan Sabbah ve Alamut

Yapılan Yorumlar
Bu yazı için henüz yorum yapılmamış! İlk yorumu sen yapabilirsin.
Bir Yorum Yapın

x